Başarılı modacı Cengiz Abazoğlu’nun tasarımlarıyla, cemiyetin tanınmış isimlerinden Nazlı Goldenberg’le Nişantaşı’ndaki The St.Regis Otel’in şık ambiyansında, ALEM’e özel moda çekimi yaptık. Nazlı Goldenberg ilk kez Abazoğlu koleksiyonuyla ALEM için modellik yaparken, başarılı Abazoğlu, “şu günlerde haute couture üretimlerin yoğunluk kazandığı günler yaşıyoruz.
Cengiz Bey cemiyetin şık isimlerinden Nazlı Goldenberg ile gerçekleştirdiğiniz bu proje nasıl oluştu?
Cengiz Abazoğlu bu sıralar neler yapıyor?
Haute couture’de hakim çizgi ne olacak bu yaz ?
Cengiz Abazoğlu markası dışında devam eden işbirlikleriniz de var. Bu durum sizde nasıl bir iş yoğunluğu yaratıyor ?
Moda dünyasının temel taşlarından biri olarak kaçıncı yılınızdasınız?
Haute couture ve hazır giyim arasında nasıl bir ayrım yapıyorsunuz? Hangisi sizin için daha kıymetli?
Dünyada çeşitli şehirlerde corner ve butiklerde hazır giyim koleksiyonlarınız alıcılarla buluşuyor nasıl yol aldınız?
İnternet bizi tek bir tuşla dünyaya açtı. Google, bir dedektif gibi. Sizin bütün geçmişiniz ve ne olduğunuz orada ortaya çıkıyor. Sadece söyledikleriniz değil, görsellere tıkladığında da bir sürü tasarımınızı görüp sizinle ilgili bir fikir sahibi de oluyorlar, bu sayede profesyonelliğinizi algılamaları da kolaylaşmış oluyor. Ayrıca Almanya, Fransa ve Amerika’daki anlaşmalı olduğumuz showroom’larda bir sonraki sezon için hazırladığım koleksiyonumun pazarlamasını gerçekleştiriyorlar. Benim için en önemlisi, alınan siparişlerin, belirlenen tarihlerde teslimatlarının gerçekleştirilmesi ve numunelerin özelliklerini taşıyor olması alıcılar için çok önemli. Sonrasında ise satışa dönüldüğünde
alınan R P T’ ler bu operasyonun en büyük alkışı katma değeri yüksek ürün ihracatı yapmak ise Made in Turkey’ in algısını güçlendiriyor.
Kırmızı halıda artık birçok yıldız elbiselerinizi giyiyor. İlk kim giydi, ne hissetmiştiniz?
Kırmızı halıda ilk Lucy Hale ile tanıştım. Sonrasında çıkan haberlere baktığımda “Cameron Diaz oyuncuyu elbisesinden dolayı göz hapsine aldı” falan yazıyordu. Bu çok muazzam bir şeydi. Sonra bunun arkası hiç kesilmedi. Geçen sene Hunger Game’in oyuncusu kırmızı halıya yine benim elbisemle katıldı. Arada birçok gala ve ödül törenlerinde Grammy ve Emmy ödüllerinin kırmızı halısında ve after party’lerinde tasarımlarım yer aldı. En sonuncusu ise Oscar After Party’ deydi ; şimdi İngiliz oyuncu Kelly Brook’ a yeni bir gece elbisesi ulaştırdık.
Türkiye’deki kırmızı halı hakkındaki düşünceleriniz?
Kırmızı halı yıldızların yoludur…Türkiye’de de davetlere katılan birçok kıymetli isim tabii ki var. Ben de bu isimlerden bazıları ile markamla uyum içerisinde olacağını düşündüğüm işbirlikleri yapıyorum… Ancak bu işbirliklerinde haute couture değil de hazır giyim koleksiyoumdan tercih ediyorum...
Genç moda tasarımcıları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğeniyorum, aralarından takip ettiklerim de var. Yol alacaktırlar çünkü biz de öyle başladık. 1989’da Vizon Show moda organizasyonu vardı. Türkiye’de ilk moda haftasıydı.
O zaman defileye tasarım adediyle katılıyordunuz. En az dokuz adet olması gerekiyordu. Bütçem çok kısıtlı olduğu için dokuz parçalık koleksiyonumla katıldım. Hem davetliler
hem de basın tarafından çok büyük övgü aldı koleksiyonum. Serüvenim böylece başlamış oldu ve kadınlar 26 senedir beni bırakmadılar. Dolayısıyla hepsinin yolu açık olsun. İlla eğitimli olmak gerekmiyor. Bu tamamen Tanrı tarafından gelen ince bir zevk… Kafamdaki farklı fikirlerimi elbiselerime döküyorum. Kimi bunu mekânlara dönüştürüyor, kimi heykeline, kimi bembeyaz bir tuvale, onu renklendirerek resmine aktarıyor… Zor bir meslek, ipi göğüsleyen de az oluyor. Yeni yetişenlerin ipi göğüslemesini isterim.
Türk kadınlarının moda ile ilişkisini nasıl yorumlasınız?
Türk kadınlarında tespit ettiğim en büyük hata, cesaret eksikliği… Genelde, başka bir kadın olmak için yola çıkıyorlar. Bunu bir türlü çözemedim ve bir türlü anlayamıyorum. Tabii ki arada istisnalar muhakkak var…Sanırım özgüveni yüksek ve trendlerin körü körüne bağımlısı olmadan bir giyim zevki geliştirmek genç nesillere kalacak… Onların daha özgün ve kimlikli görünmek için çabasını net bir şekilde görüyorum…
Cengiz Abazoğlu’nun bir günü nasıl geçer?
Güne erken başlarım ve iş ağırlıklı geçer. Arkadaşlarım da bu civarda çalışıyor. İş sonrası buluşup sohbet ediyoruz. Davetlere katılmıyorum. Zarf açılışına koşan ünlüler var ya, ben onlardan olamadım hiçbir zaman. Benim hayatım çok az kişiden oluşuyor. Kuvvetli dostluklarım var. Sahip olduklarımı pamuklara sarıp sarmalıyorum. En önemlisi ailem, iki kız kardeşim var ve onlar aynı zamanda sırdaşımdır. Annem-babam çok değerli iki varlığım.
Bundan sonraki planlarınız ne?
Ortadoğu ve Azerbaycan’la ekip arkadaşlarım, hazır giyim için bir zemin oluşturma içindeler. Önemli işbirliği teklifleri var...Açıkçası bu market beni en az Avrupa ve Amerika kadar heyecanlandırıyor...