DENEYİMLİ VE ZARİF İÇ MİMAR JALE KULİN

Jale Kulin İngiltere’de başlayıp Nijerya’da devam eden iş hayatını İstanbul’da kendi ofisini açarak sürdürmüş. Başarılı iç Mimar birikimini ve deneyimini gençlerle paylaşmak için Aura Vakfı’nın kurucularından biri olmuş.

ABONE OL
23 Şubat 2016 Salı 16:13 | Son Güncellenme:
17 dakika okunma süresi
DENEYİMLİ VE ZARİF İÇ MİMAR JALE KULİN

Jale Kulin ile Nişantaşı’ndaki evinde buluşuyoruz. Jale Hanım’ın Nişantaşı mahalle hayatını sevdiğini ve şehrin merkezinde olmaktan memnun olduğunu öğreniyoruz. Zarif ve deneyimli iç mimar ailesinden kalan antika eşyalar ile dekore ettiği evinde kitaplara yer vermeyi ihmal etmemiş. Yüksek tavanlı evinde 5 senedir uğraştığı kuyumculuk zanaati için kendisine bir köşe ayırmış. Jale Kulin’le iç mimari üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.


Babanız Hariciyeci olduğu için pek çok yer gezmiş olmalısınız?
Evet, babamın Hariciyeci olması şu manaya geldi, ben yuva hayatıma Fransızca, ilkokul hayatıma Rumca, ilkokul hayatımın devamında Türkçe ve sonra tekrar Fransızca’ya dönmek suretiyle karışık bir eğitim aldım. Bu şizofren okul hayatımın karışıklığının yanında bana büyük katkısı da oldu. En sonunda da babamın tahini biz Ankara’dayken Umman’a çıktı. Burada Fransızca okutulan bir okul olmadığı için Londra’da kuzenimin yanımda liseyi bitirdim. 


O yaşta yurt dışında okumak nasıl bir deneyimdi?
O dönemlerde Türkiye’den ayrılmak çok zor oldu. Londra’da Fransız okulunda okurken çok renkli bir hayatım oldu. Dünyanın her yanından gelen insanlarla tanışma fırsatım oldu. Bu sayede kendimi Londra’da evimde gibi hissetmeye başladım. Modada, tasarımda, iç mimaride hep farklı şeyler görebiliyorduk. 


Londra’da neler sizi cezbetti?
İnsanların hayata bakışları, rahatlıkları çok hoşuma gitti. Dizayn olarak da şehir beni etkiledi. Şehirde çok büyük bir hareket var, iç mimaride modada hep tasarım var. Ben de renkliliği hareketi seven biriyim. 14-15 yaşımdan itibaren iç mekanlarla ilgili bir iş yapmak istediğimin farkındaydım.

 

 

Birçok antika eşyanız var evinizde nereden kaynaklanıyor bu merakınız?
Babaannem çok meraklı bir koleksiyonerdi. Aileden gelen çok özel eşyamız var ve biz 3-4 senede bir her ülke değiştirip, her ülkeye döndüğümüzde bütün eşyalarımız bizimle birlikte geldi. Şu an hepsi burada değil, bir kısmı annemin evinde. Hariciye hayatında bir de ağırlama kısmı var. Bu sadece sizin eviniz olmuyor. Aslında sosyal merkez gibi oluyor denilebilir. Evimiz çok hareketliydi. Ve bu sayede ev yap-boz şeklinde hep bir hareket halinde olduğundan ben bu durumlara alışıktım.


Londra’da ne okudunuz?
Özel bir okulda dizayn okudum. Adı Inchbald School of Design. İç mimari üzerine eğitim veren bir okul. Kendimden büyük insanlarla iki sene okudum. Bu durum bende zoraki büyüme yarattı. Okul gerçek olayları yaşatan günlük bir okuldu. Gerçek müşterilerimiz vardı. Ellerimizi hamura sokarak okuduk. İşi yaşayarak öğrendim ve bu dönem staja başladım. Staja başladığım şirket mezun olduktan sonra benimle çalışmak istedi. Çalıştığım şirketin ortak iş yürüttüğü firma Nationel Tust klasik mimariyi öğrenmemde etkili oldu. İngiltere’deki en önemli mimari, Pallodio mimarisidir. İngiltere’nin dönüşüm noktasıdır. Pallodio sonrası mimari gelişimin oluşumu tamamen National Trust şekillendirmiş. Bu vakıf oradaki mimariyi koruyan vakıf aslında. Çok iyi bir tarih öğretisi oldu benim için. Tekstillere farklı bir açıda bakmamı sağladı. Çalıştığım şirketin tekstil kısmı çok kuvvetliydi. Küçük bir ofis olduğu için her şeyi öğrenebileceğim bir döngünün içinde buldum kendimi. 


İlk çalışma yıllarınız nasıl geçti?
Patronum beni çok sevdi. Şirketin en genç birimi bendim. Erken yaşta sorumluluk almayı öğrendim. Şimdiki gençlere bakıyorum da her şeyi görsel olarak yakalayıp, kolay öğrenebiliyorlar. Patronum beni tekstili öğrenmem için kumaş, duvar kağıdı mağazalarını ezberlememi istedi. 1 ay boyunca sabahtan akşama kadar mağazaları gezerken görsel hafızam genişledi. Yaklaşık 2 sene kadar çalıştım. Daha sonra çalışma izin belgesi alamadığım için Türkiye’ye dönmek zorundaydım ama bu sırada babam Nijerya’da büyükelçiydi ve ben kendimi Türkiye’ye dönmek için hazır hissetmiyordum. Bu sırada Nijerya’da iş teklifi aldım. Şu anda oranın en büyük inşaat şirketlerinden bir tanesi. Ellerinde bir proje olduğunu Devlet Başkanı’nın evini yaptıklarını söyleyerek, onlara yardım etmemi istediler.


Gittiniz mi Nijerya’ya, nasıl bir deneyimdi?
 Bu benim için güzel bir tecrübe olabileceği için iş teklifini kabul ettim. İki açıdan hayatımın dönüm noktası olmuştu. Birincisi, paralel gerçeklikleri nasıl unuttuğumuzu gördüğüm bir yıl oldu. İkincisi de şantiyede gördüm, inaşaat öğrendim. İngiltere’den gittiğim için oradaki insanların işi bilmediğini görünce biraz bocaladım ama Nijerya’da gerçek manada iş öğrendim. Okulda mimari ve iç mimari öğretiliyor ama inşaat öğretilmiyor. Ve bu deneyimler içerisinde başkasının hayalini gerçekleştirirken ilk detaydan son detaya kadar bilmeniz gerekiyor. Bunu yaparsanız iyi bir mimar olabilirsiniz. İç mimar dışardan bakıldığında dekoratif keyifli bir iş gibi görülüyor ama değil. İlk önce psikiyatrist olmanız lazım psikolog bile demiyorum. Çok iyi bir planlamacı ve iş ekonomisi hakkında çok yönlü bilgileriniz olması gerekir. Tasarım yönünüzde boyutlu düşünebilmeniz lazım. Bütün bunları bütünlemek gerekiyor. Aradan 26 yıl geçmesine rağmen Nijerya’daki deneyimlerimi hala daha kullanıyorum. 

 


Türkiye’ye döndükten sonra neler oldu?
Türkiye’ye döndüm. İstanbul yaşamını tanımak benim için turistik bir gezi gibi oldu. Türkçemin ve İstanbul iş hayatının nasıl olduğunu bilmiyordum. Derken, bir akşam yemeğinde Koç Grubun bünyesinde olan üst düzeyden bir çiftle çalıştım ve benimle çalışmak istediklerini söylediler. Bu sayede İstanbul’daki ilk işimi almış oldum. Referanslarla ilerledi işim ve bir ofis kurdum.


Jale Kulim İnterior Design olarak yaptığınız işlerden biri de konut değil mi?
Yaptığımız işlerin arasında konut var, ev yapmayı çok seviyorum. Mekanın da bir karakteri var. Bazen mekanlar da hırçın olabiliyor bu durumu ilişki kurduğunuz insanların istediği yöne çevirmek güzel bir duygu oluşturuyor. Kişiye özel çalışmayı seviyorum. İnsan ile mimariyi birleştirmek bulmaca çözmeye benziyor. Mimaride her zaman her şey yeni, teknolojiden kumaşa insanlara kadar her yaptığınız işte yeniliklerle birlikte oluyorsunuz. Konutlara ek olarak yakın zamanda Kıbrıs’taki Yakın Doğu Üniversitesi için gençlerin sosyalleşebileceği bir köy meydanı projesi gerçekleştirdik. İç mimariden, mimari ve peyzaja dağılarak çalışıyoruz. Bu Kıbrıs’taki 2. projem. Bundan önce ilk kapalı spor tesisini yapmıştık. 


İç Mimarlığı nasıl tanımlıyorsunuz?
 İç mimarların dekoratörlük, mimarların da iç mimari yapar diye bir kanıksama söz konusu. Buralarda dengesizlikler var. Biz iç mimarlar dekoratör değiliz, yaptığımız iş son derece vasıflı, biz konut danışmanlığı yapıyoruz. Bazen mimarın görüşü ve iç mimarın görüşü farklı olabiliyor. İç mimar yaşayan mekanın tüm detaylarını bilmek zorunda. Mesela ergonomi işleyişini bilmek gerekiyor. Elimde neşter ameliyat yapan doktordan bir fark kalmıyor. Ne yaptığımı çok iyi bilmeliyim. Stajyerlerimiz çok farklı fikirlerle geliyor ama sonrasına onlar için hüsran olabiliyor. Sistemden gelen bazı terslikler yaşıyorlar. Zorunlu olarak bu mesleğin içinde kendilerini bulabiliyorlar. Bu meslekte birikim, hissiyat, empati kurmak çok önemli. Yaptığınız işi sonuna kadar bilmek ve yaşadığınız hayatı solumanız gerekir. 


Mesleğe atılan yeni gençleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bireysel projelerde müşterinin ana hareketlerini öğrenmek isterim. Evdeki herkesin beğenebileceği bir şey yapmak istiyorum. Biraz gençlere dönersek 4-5 sene okuyup çıkıyorlar. Bu sebepten işin mutfağını bilmiyorlar. Herkes tasarımcı. Bir şeyler çizilebilir ama tasarım daha özel konumda olan ve farkındalığı olandır. Her şeye tasarım diyemeyiz, bazıları sadece çizim. Çocuklar zannediyor ki her şey tasarım içinde. Şantiyeye gittiklerinde kültür şoku yaşıyorlar. Genel vizyon, gezip görmek, ‘Pinterest’ ofiste kullandığım en önemli sosyal medyalardan biri. Artık her şey ayağınıza geliyor. 3D printing’i ben medyadan öğrendim. Işık geçiren beton, buraya henüz gelmedi ama bunlardan haberdar olabiliyoruz. 


İç mimari eğitiminde neler olmalı?
Benimle röportaj için gelen öğrenciler oldu ama malzemeye dokunmamış ve koklamamış. Malzeme bilgisi öğretilmeli. Ders sıkıcı olabilir bunları canlandırmak bizim elimizde. Eğitim sonrası destek vermeli. Tasarlanan ürünün hayatın içindeki kullanımı düşünerek tasarlanması gerektiği öğretilmeli.

 


Bir vakıf kuruyorsunuz bu değerli çalışmanızdan bahseder misiniz?
Vakfımızın adı Aura, kurucuları; Mimar Sinan İzgi, Mimar Kurtul Erkmen, Mimar Yılmaz Değer, Stone Line mermer firması sahibi Mehmet Bayrak, Avukat Orçun Horozoğlu ve ben.Bu camiadan çok birikimli insanlarla kurduğumuz bu vakıfta iç mimarlıktan mezun olan öğrencilere eğitimleri sonrasında destek vermeyi hedefliyoruz. Ben yaklaşık olarak 10 senemi verdim eğitim sonrasında. Malzeme tanıdım, inşaat öğrendim, psikolojileri anlamaya çalıştım. Çocuklara başkalarıyla nasıl çalışacaklarını öğrenecekleri hafta sonları da dahil sıkı bir çalışma ortamı sunuyoruz. 


Nasıl bir ortam olacak biraz açar mısınız?
Gerçek hayat bu. endüstri tasarımcısı, peyzaj planlamacısı, mimari, iç mimari, tekstil tasarımcısı, inşaat mühendisi, usta, marangoz, demirci bütün bu insanlarla karşı karşıya gelecekler. Biz gerçeği görmelerini sağlamak istiyoruz. Projenin çıkışında referans olarak kullanabilecekleri kitapçıklar olacak. Senede 6000 mimar mezun oluyor. 6000’den çok azı tatmin olabilecekleri bir işe giriyorlar. 26 sene sonra bilmeden buraya geldim hala bazı alışkanlarım yabancı alışkanlıkları gibi. Bu yüzden sistemin içindeki çatlakları çok net görebiliyorum. Malzeme kütüphanelerine ulaşması lazım. Artık iç mimarın kabul gördüğü dönemdeyiz. Vizyon ilerlemeye başladı.

 

İç mimarlığın satan bir unsur olduğunu yeni yeni anlamaya başlandı. Bu ne demek bu okullardan çıkan öğrencilerin yüzde onuna ulaşabilsek ciddi bir yere ulaşabiliyoruz. Türkiye gerçekten tasarımcı çıkartabilir. Biz kopyalama yapıyoruz. Biz öğrencilere ne aktarmalıyız? İlk önce “Senin hayatın bir kopya değil.” demeliyiz. Çok renkliyiz çok dokuluyuz. Eğitimde gösterilmeyen uygulama ve pratiği biz 3 ay içerisinde gösteriyoruz. Neyin nasıl üretildiğini kavrayacaklar. Kendileri bilinçlensin ki müşterileri de bilinçli olsun. Vakfın amacı gençlere gerçek dünyayı göstererek gerçek birer tasarımcı olmalarını sağlamak. Öğrencilerimizi örneğin İtalya’da bir fabrikaya götürerek üretim süreçlerini inceleteceğiz.


Evinizde kuyumculuk tasarımlarınız için bir köşeniz neler yapıyorsunuz biraz anlatır mısınız?
5 senedir Nişantaşı’nda Alef Galeri’de kuyumculuk zanaati öğreniyorum. Eski usul zanaat öğreniyorum. Kuyumculuk zanaati denildiği zaman metali kesmek, bükmek, şekillendirmek gibi bilgileri içeriyor. Bir mücevheri kendim imal edebilecek bilgiye sahibim. Her üründe farklı teknikler uygulanıyor. Hocam Yeşim Yüksek gurum diyebilirim. Çocukken renkli mekanlara ve renkli taşlara meraklıydım, yaptığım yorucu iş içinde meditatif bir alanım olmasını istediğim için kuyumculuk atölyesini tercih ettim.

EN ÇOK OKUNANLAR

Selma Çilek Çiftçi'den Dubai Rehberi
Selma Çilek Çiftçi'den Dubai Rehberi

Selma Çilek Çiftçi'den Dubai Rehberi

7 dakika okunma süresi
Nazlı Kayı ile 5 Soru 5 Cevap
Nazlı Kayı ile 5 Soru 5 Cevap

Nazlı Kayı ile 5 Soru 5 Cevap

5 dakika okunma süresi
Göz Altı Morluklarına Veda Etme Vakti
Göz Altı Morluklarına Veda Etme Vakti

Göz Altı Morluklarına Veda Etme Vakti

1 dakika okunma süresi
İlham Veren Düğünler
İlham Veren Düğünler

İlham Veren Düğünler

1 dakika okunma süresi
6 Adımda Sivilcelerle Vedalaşın
6 Adımda Sivilcelerle Vedalaşın

6 Adımda Sivilcelerle Vedalaşın

1 dakika okunma süresi
Fit Ramazan Tatlıları
Fit Ramazan Tatlıları

Fit Ramazan Tatlıları

5 dakika okunma süresi
Yaz Tatili için En İdeal Rotalar
Yaz Tatili için En İdeal Rotalar

Yaz Tatili için En İdeal Rotalar

1 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

DELFINA DELETTREZ FENDI İSTANBULDAYDI
DELFINA DELETTREZ FENDI İSTANBULDAYDI

DELFINA DELETTREZ FENDI İSTANBULDAYDI

GALERİ SELVİN 30 YILI GERİDE BIRAKIYOR
GALERİ SELVİN 30 YILI GERİDE BIRAKIYOR

GALERİ SELVİN 30 YILI GERİDE BIRAKIYOR

ASLI PEHLİVANLARIN LÜKSLERİ
ASLI PEHLİVANLARIN LÜKSLERİ

ASLI PEHLİVANLARIN LÜKSLERİ

FİKRET ORMAN KIZLARI ONUNLA GURUR DUYUYOR
FİKRET ORMAN KIZLARI ONUNLA GURUR DUYUYOR

FİKRET ORMAN KIZLARI ONUNLA GURUR DUYUYOR

AURELIE BIDERMANN’IN LÜKSLERİ
AURELIE BIDERMANN’IN LÜKSLERİ

AURELIE BIDERMANN’IN LÜKSLERİ

GÜL AĞIŞIN LUG VON SIGA HİKAYESİ
GÜL AĞIŞIN LUG VON SIGA HİKAYESİ

GÜL AĞIŞIN LUG VON SIGA HİKAYESİ

SERRA KASLOWSKİ "TUTKU DOLU BİR HAYAT"
SERRA KASLOWSKİ "TUTKU DOLU BİR HAYAT"

SERRA KASLOWSKİ "TUTKU DOLU BİR HAYAT"

GELİNLİK TASARIMCISI GALIA LAHAV: “SOPHIA LOREN’İ GİYDİRMEK İSTERDİM”
GELİNLİK TASARIMCISI GALIA LAHAV: “SOPHIA LOREN’İ GİYDİRMEK İSTERDİM”

GELİNLİK TASARIMCISI GALIA LAHAV: “SOPHIA LOREN’İ GİYDİRMEK İSTERDİM”

EMMA SHAPPLIN İLE KAPADOKYADA
EMMA SHAPPLIN İLE KAPADOKYADA

EMMA SHAPPLIN İLE KAPADOKYADA

YONCA EBUZZİYA İLE KAPALIÇARŞI'DA BİR GÜN
YONCA EBUZZİYA İLE KAPALIÇARŞI'DA BİR GÜN

YONCA EBUZZİYA İLE KAPALIÇARŞI'DA BİR GÜN

GIS PROJECT 2017 İLHAM VEREN ROL MODELLER
GIS PROJECT 2017 İLHAM VEREN ROL MODELLER

GIS PROJECT 2017 İLHAM VEREN ROL MODELLER

İLHAMINI RENKLERDEN ALIYOR
İLHAMINI RENKLERDEN ALIYOR

İLHAMINI RENKLERDEN ALIYOR