Geçtiğimiz günlerde çokça konuştuğumuz Golden Globes, hem sinema hem de estetik anlatılar açısından hayatımıza adapte edilebilir ilhamlar sunduğu bir geceydi. Kırmızı halı görünümleri her zamanki ihtişamıyla dikkat çekerken, asıl merak edilen unsur yine perde arkasında şekillenen hazırlık süreciydi. Rose Byrne'ın Chanel imzası taşıyan görünümü ise bu sürecin ne kadar düşünülerek kurgulanabileceğini gösteren örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Byrne'ın If I Had Legs I'd Kick You filmindeki performansıyla "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazandığı bu gecede, kırmızı halıda karşımıza çıkan sonuç; hazırlık sürecinde alınan doğru kararlarla taçlanıyor. Oyuncu, törende Chanel'den özel tasarım, zümrüt yeşili, inci ve kristallerle işlenmiş ipek bir elbise tercih etti.
Silüeti klasik Hollywood referanslarını çağrıştırırken; abartıdan uzak duruşuyla çağdaş bir zarafet dili kuruyor. Bu yaklaşım, makyajda da aynı ölçülü tavırla devam ediyor. Uzun süredir Byrne ile çalışan makyaj sanatçısı James Molloy, backstage röportajında görünümün çıkış noktasını "1940'ların Hollywood ihtişamı" olarak tanımlarken, bu ilhamın modern bir filtreden geçirildiğini vurguluyor.
Molloy'un verdiği ilk tüyo ise hepimizin merak ettiği dudaklar üzerine oluyor. "Mükemmel ve iddialı bir kırmızı dudak elde etmek için dış hatları bilinçli olarak yumuşak ve flu tuttum; böylece rengi daha modern ve kullanılabilir kıldım." sözleriyle dudak pigmentinin parmak uçlarıyla uygulanmasının hem daha doğal hem de kalıcı bir etki yarattığının altını çiziyor.

Ten makyajında ise hafif ışıltılı, nemli bir bitiş tercih edilirken, cildin canlılığının ön planda tutulduğunu görüyoruz. Gözlerde belirgin ama bir o kadar da sade bir yaklaşım benimseniyor; kirpikler dış köşelerde katmanlanan maskarayla uzatılarak bakışlara fark edilmeden bir lifting etkisi kazandırılıyor.