90'larda "it-couple" kavramı henüz sözlüklerde yer almıyorken, John F. Kennedy Jr. ve Carolyn Bessette-Kennedy Amerikan rüyasının en stil sahibi versiyonunu yaşıyordu.
JFK Jr. popülaritesi ve soyadıyla manşetlerin yıldızıydı belki; ancak çifti gerçek bir stil ikonuna dönüştüren asıl unsur Carolyn'in sade, net ve fazlalıktan arınmış gardırobuydu. Platin sarı saçları, yokmuş gibi görünen makyajı ve Calvin Klein ağırlıklı temiz silüetleriyle "less is more" anlayışını 90'larda en güçlü şekilde temsil eden isimdi.
Bu stil mirası şimdi, Love Story: John F. Kennedy Jr. & Carolyn Bessette'de Carolyn'i canlandıran Sarah Pidgeon ile yeniden gündemde. Pidgeon'un doğal ve rafine giyim dili, Bessette'in o "çabasız ama kusursuz" kodlarına şaşırtıcı derecede yakın.
Üstelik oyuncunun en büyük avantajı, rol için radikal bir stil dönüşümüne ihtiyaç duymaması. Zaten sade, nötr tonlara yaslanan ve silüete güvenen bir çizgisi var. Bu da karakterle arasında yapay bir mesafe oluşmasını engelliyor.
Kırmızı halı tercihleri de bu bilinçli minimalizmi destekliyor. Filmin New York prömiyerinde Matthieu Blazy imzalı Chanel tasarımı; Art Deco detayları, 60'lar referanslı silüeti ve derin V yakasıyla zamansız feminenliği modern bir keskinlikle buluşturmuştu.
Los Angeles'ta, "I Know What You Did Last Summer" prömiyerinde tercih ettiği 60'lar ruhlu straplez Prada elbisesi ve çikolata kahvesi çizmeler ise minimal çizgisinin içine kontrollü bir retro dokunuş eklemişti.
2024 MET Gala'da Christopher John Rogers seçimiyle daha cesur bir moda anı yakalamış olsa da, genel stil hattında abartıdan özellikle uzak durduğu çok netti.
Sarah Pidgeon'un stil gücü tam da burada yatıyor: Fazla denemiyor, gösterişe yaslanmıyor, trend kovalamıyor.
Kumaşa, kesime ve tona güveniyor. Tıpkı Carolyn gibi. 90'ların o sade ama baş döndürücü minimalizmi bugün yeniden konuşuluyorsa, bunun sebebi yalnızca nostalji değil; iyi stilin gerçekten zamansız olması.
Ve Sarah Pidgeon, bu zamansızlığı sadece ekranda canlandırmıyor, kırmızı halıda da yeniden tanımlıyor.