
Marbella'nın da içinde bulunduğu sahil şeridi Costa del Sol (Güneş Sahili) adıyla anılıyor. Aslında 1970'li yıllara kadar küçük bir kasaba iken, Marbella'nın talihi Puerto Banus, yani marinanın yapılmasıyla değişiyor. Şehirde her şey dışarıdan oldukça mütevazi görünüyor. Neredeyse bütün ünlü markaların mağazalarına ev sahipliği yapan Puerto Banus da şehrin hatta Avrupa'nın en lüks yerlerinden biri olsa da, bizim Yalıkavak Marina buradan daha gösterişli duruyor. Marbella Club Hotel, Puente Romano Beach Resort, Marriott's Marbella Beach Resort ve Kempinski Hotel Bahía şehrin deneyimlenebilecek en lüks otelleri.

Uzun zaman sonra bu sene Fas'a yaptığım turla, eski bir dostla buluşmuş gibi iyi hissettim kendimi. En sevdiğim şehirlerden biri olan ve bana İstanbul'un renkliliğini hatırlatan Marakeş'in otantik sokaklarını yeniden keşfetmek muhteşem bir deneyimdi. Osmanlılar'ın Afrika'da ulaşamadıkları tek ülke olan Fas; Marakeş, Fez ve Meknes gibi dünyanın en iyi korunmuş Orta Çağ şehirleri ve İslamiyet'in görkemli eserleriyle bezenmiş yerleşim birimleriyle ziyaretçilerini hayal kırıklığına uğratmayan, egzotik bir diyar. La Mamounia ise bu rüya tatil için seçebileceğiniz en güzel otel.

Karadağ'ın Adriyatik kıyısındaki en etkileyici şehirlerinden biri olan Kotor, Orta Çağ'dan kalan taş sokakları, Venedik izleri taşıyan mimarisi ve büyüleyici körfez manzarasıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şehirde Stari Grad'ın dar sokaklarında kaybolabilir, San Giovanni Kalesi'ne çıkarak Kotor Körfezi'nin nefes kesen manzarasını izleyebilirsiniz. Karadağ'ın büyüleyici Boka Körfezi'nde konumlanan One&Only Portonovi, Adriyatik kıyılarının en prestijli lüks resortlarından biri olarak öne çıkıyor. One&Only markasının Avrupa'daki ilk oteli olan tesis; özel plajı, deniz manzaralı süit ve villaları, dünyaca ünlü Chenot Espace Spa merkezi ve Michelin dokunuşlu restoranlarıyla dikkat çekiyor. Modern Akdeniz mimarisini Karadağ'ın doğal dokusuyla buluşturan otel, özellikle balayı ve sakin lüks tatil arayanlar için eşsiz bir deneyim sunuyor.

1297 yılında kurulan Monako Prensliği Vatikan'dan sonra dünyanın en küçük ülkesi olabilir ama bu, dünyanın en zengin, en refah ve kültür düzeyi en yüksek ülkelerinden biri olmasını engellememiş. Ülke üç bölümden oluşuyor; Monaco-Ville Prens, II. Albert'in yaşadığı sarayın da olduğu eski bölüm var. Adı İspanyolcada "Carlo'nun dağı" anlamına gelen Monte Carlo kumarhanesinin olduğu bölüm. Kumarhanelere girmek için özel bir giyim şartı yok ancak kapıdan dönmemek için çok spor bir tarzın da kabul edilmediği aklınızda olsun. La Condamine ise limanın olduğu bölge ve Monaco-Ville ile Monte Carlo arasında yer alıyor. Ülkenin simgesi Grace Kelly'nin mezarının olduğu Katedral, Saray, Oşinografi Müzesi'ndeki akvaryumlar ve Monako Opera Binası görülmesi gerekenler arasında.

Kanal üçlemesinin bir diğer şehri olan St. Petersburg, 25 Mayıs'tan 16 Temmuz'a kadar yaklaşık 50 gün süren "Beyaz Geceler"i yaşamak için en güzel şehirlerden biri. St. Petersburg'da bir kısmı yapay olan 95 kanal var, o yüzden de yerleşim 42 ada üzerinde. Yaklaşık 500 köprüye sahip "Kuzey'in Venedik'i", geniş bulvarları, eskiyle yeniyi karıştıran sokakları, Çarlık Rusya'sından kalan görkemli yapılarıyla, gündüzü ayrı, gecesi ayrı güzel bir kent. Rusya'nın en büyük ikinci kenti olan şehir, kültürel başkent olarak adlandırılıyor. Rus çarları 1917 Mart'ına kadar iki yüzyıl boyunca, Rusya'yı St. Petersburg'dan yönetmişler. Aynı yıl Lenin sürgünden bu şehre dönmüş, Bolşevik Partisi'ni iktidara hazırlamış ve başarılı olmuş. Sanayisi ve kültür–sanat zenginliği ile öne çıkan şehir, Rus müziğinin merkezi ve Rus balesinin doğduğu yer.

12 bin yıl önce buzulların erimesiyle oluşan bu doğa harikası yapılar, dünyanın en güzel yerlerini sayarken ilk sıralardaki yerini hiç bırakmıyor. Karadan gezmesi ayrı güzel, gemiyle gezmesi ise büyüleyici bir rota. Yıllardır cruise ile tur yaptığım Norveç'e her seferinde aynı heyecanla gidiyorum. Yaz aylarında biraz daha serin bir rota arayanlar için öneririm.

Çok uzak bir yerlere gitmek istemezseniz, Atina her zaman güzel bir seçenek. Şehrin gece yaşamı, Psiri ve Plaka tavernalarında renkleniyor. Plaka, Akropolis'e yakın bir bölge. Her köşesinden müzik sesleri sokağa taşan tavernalar ve restoranlar bu sizi bekliyor. Gece yaşamının gözde bölgelerinden, Londra'nın Soho'suna benziyor. Syntagma Meydanı'nın hemen yukarısında, lüks kafelerin ve özellikle marka satan mağazaların yer aldığı Kolonaki Meydanı da unutulmamalı. Şehrin klasiklerinden Hotel Grande Bretagne merkezi konumuyla ilgi çekiyor. One&Only Aesthesis ve Four Seasons Astir Palace Hotel Athens, favori konaklama mekanlarımdan...

Hint Okyanusu'nun ortasında, turkuaz lagünleri ve bembeyaz kumsallarıyla bir kartpostalı andıran Maldivler, özellikle balayı tatillerinin vazgeçilmez rotalarından biri. İstanbul'dan yaklaşık sekiz saatlik direkt uçuşla ulaşılan ülkenin başkenti Male ise, tarihi mercan taşlarından yapılmış Cuma Camii ile görülmeye değer. Türk konukseverliğiyle öne çıkan Ayada Maldives Resort ve dünyanın en iyi zincirlerinden biri olan Anantara Kihavah Maldives Villas doğanın içinde lüksü yaşayabileceğiniz adresler.