Moda dünyasında iz bırakan semboller, yalnızca estetik bir tercih değil; hafıza, zanaat ve anlatı taşıyıcılarıdır. Değişen zamanlara uyum sağlarken özünü koruyabilen bu imzalar, geçmişle bugün arasında görünmez bir bağ kurar. Louis Vuitton'un Monogram'ı da tam olarak böyle bir mirasın temsilcisi olarak, 130 yıldır bu diyaloğun merkezinde yer alıyor.
Efsanevi Monogram'ın 130. yılı vesilesiyle hazırlanan Monogram Origine, VVN ve Time Trunk kapsül koleksiyonları, bu köklü sembolü tek bir perspektiften değil; üç farklı hikâye üzerinden yeniden ele alıyor. Her biri Maison'un mirasının ayrı bir yönüne odaklanan koleksiyonlar, zanaatkârlık, malzeme ve zaman kavramını çağdaş bir bakışla yorumluyor.

Monogram Origine koleksiyonu, Louis Vuitton'un erken dönem seyahat kültürüne gönderme yapan vintage ruhuyla öne çıkıyor. Keten ve pamuk karışımı kanvas, daha yumuşak ve doğal bir dokunuş sunarken; Ebène tonuna eşlik eden Lin, Vert Asnières, Rose Ruban ve Bleu Courrier gibi pastel renkler, Monogram'a ince bir derinlik katıyor. Arşivlerden ilham alan detaylar, kişiselleştirme geleneğini hatırlatan isim etiketleri ve ikonlaşmış çanta siluetleriyle koleksiyon, geçmişle kurulan kişisel bir bağ hissi yaratıyor.

Vache Végétale Naturelle'in kısaltması olan VVN, Louis Vuitton'un en saf ve zamansız malzemelerinden biri olan doğal deriyi merkeze alıyor. Bitkisel tabaklanmış bu deri, zamanla değişen rengi ve kazandığı patinayla her çantayı benzersiz kılıyor. Koleksiyon, markanın ikonik formlarını daha yumuşak ve sade bir yorumla sunarken; zanaatkârlığın görünür izlerini bilinçli olarak koruyor. VVN parçaları, kullanıldıkça kişiselleşen ve sahibinin hikâyesini taşımaya başlayan yaşayan objelere dönüşüyor.

Time Trunk koleksiyonu ise Louis Vuitton'un sert kenarlı sandık mirasını çağdaş bir görsel anlatıya dönüştürüyor. Trompe-l'oeil baskılarla yaratılan sandık illüzyonu, arşivlerden çıkan detayların yüksek çözünürlüklü baskılarla kanvas üzerine taşınmasıyla hayat buluyor. Speedy, Noé ve Alma gibi ikonik modeller, bu teknikle geçmişin dokusunu bugünün tasarım diliyle buluşturuyor. Sonuç, hem nostaljik hem de fütüristik bir estetik denge.
Bu üç koleksiyon birlikte, Louis Vuitton'un Monogram'ı sabit bir ikon olarak değil; sürekli evrilen bir anlatı olarak ele aldığını gösteriyor. 130 yıl sonra Monogram hâlâ aynı soruyu sorduruyor: Zamansızlık, değişime açık olabilme cesaretiyle mi mümkün?