Sinemada destansı kelimesinin içi bu kadar boşalmışken, Denis Villeneuve'ün 2021'de başlattığı devasa Dune hamlesi hepimize ilaç gibi geldi, yalan yok. Hatırlarsınız, film ilk çıktığında resmen yer yerinden oynamış, hepimize "İşte bilim kurgu budur!" dedirtmişti. Haliyle bu küresel ilginin ardından hemen ikinci film onayını aldı, hatta hız kesmeden gelen dizi duyurularıyla birlikte kendimizi bir anda dev bir evrenin içinde bulduk.
Şimdi serinin yeni halkası kapıdayken hepimizin heyecanı doğal olarak dorukta. Birçoğumuz Frank Herbert'ın romanlarını kitaplıklarımızın en üst rafına "bir ara mutlaka okurum" diye kaldırmıştık ancak Villeneuve, o evreni öyle bir gerçeklikle önümüze koydu ki, artık Paul Atreides'in kaderini, Fremenlerin direnişini ve Bene Gesserit entrikalarını sanki içindeymişiz gibi takip eder olduk. Madem serinin final halkası için geri sayım başladı ve evren dizi tarafıyla iyice genişledi, "Yahu buralarda neler olmuştu?" diyenler ya da hafızasını tazelemek isteyenler varsa diye tüm süreci şöyle bir masaya yatıralım istedim. Hadi gelin, Paul Atreides'in çekingen çocukluk günlerinden bugüne neler değiştiğini birlikte bakalım. Sezon sezon Dune evreninde neler oldu, işte detaylar...
IMDb Puanı: 8.0
Süre: 2 saat 35 dakika
Oyuncular: Timothée Chalamet, Rebecca Ferguson, Oscar Isaac, Jason Momoa, Zendaya
İlk film vizyona girdiğinde açıkçası hepimiz biraz gergindik, "Acaba o koca kitabı sinemaya nasıl sığdıracaklar?" diye söylenip duruyorduk. Tabii en büyük soru işareti, kitabın o omuzlarında dünya kadar yük taşıyan hem toy hem de bir o kadar derin başkarakteri Paul Atreides'i kimin canlandıracağıydı. Tam biz bu sorularla boğuşurken karşımıza Timothée Chalamet çıktı. Hem de ne çıkmak! O aristokrat havasıyla kitaptaki karakteri öyle bir oynadı ki, resmen "işte bu, cuk oturmuş" dedirtti hepimize.
Hikaye, Atreides ailesinin imparatorun sinsi ve kirli planıyla, evrenin kalbi sayılan baharatın tek adresi Arrakis'e sürülüşüyle başladı. Aslında olay tamamen, evrendeki tüm teknolojiyi ve seyahati ayakta tutan baharatın kontrolünü ele geçirme ve hanedanlar arası bitmek bilmeyen o güç savaşıydı. Arrakis'in boğucu, her an bir şey olacakmış hissi veren atmosferi ve Hans Zimmer'ın kemiklerimizi titreten efsane müzikleri derken resmen büyülendik, kilitlendik ekrana. Ancak her şeyin dev bir tuzak olduğunu anlamamız uzun sürmedi, ihanetle kalkanlar inip Harkonnen ordusu şehri cehenneme çevirdiğinde resmen şoke olmuştuk. Dük Leto'nun trajik vedası ve Duncan Idaho'nun unutulmaz fedakarlığı içimizi sızlatırken, Paul ve Jessica'nın dev kum solucanlarının arasından sıyrılıp çöle kaçışını nefesimizi tutarak izledik. Film, Paul'ün Fremenlerle karşılaşıp çölün derinliklerine ilk adımını atmasıyla sona erdiğinde, aslında her şeyin yeni başladığını zaten anlamıştık. Teknik dallarda tam 6 Oscar'ı eve götürüp kendini ispatlayınca da zaten hepimiz ikinci film için gün saymaya başladık.
IMDb Puanı: 8.5
Süre: 2 saat 46 dakika
Oyuncular: Timothée Chalamet, Zendaya, Austin Butler, Florence Pugh
Asıl olay Dune'nın ikinci bölümü ile koptu diyebiliriz, ilk filmdeki toy Paul gitti, yerine hem babasının intikamını almak isteyen hem de Fremenlerin beklediği kurtarıcıya dönüşen, resmen "yakıp yıkmaya geliyorum" diyen bambaşka bir adam geldi. Paul'ün çölün tozuna toprağına karışıp Fremenlerin arasından bir lider olarak sıyrılışını izlerken insanın tüyleri diken diken oluyordu ama bir yandan da "Yahu bu çocuk nereye gidiyor?" diye sormadan edemiyordu kimse.
Ah hele bir de o Chani ile olan ilişkisi... Aralarındaki çölde geçen aşk hikayesi aslında filmin en can alıcı noktası bence. Paul güce taptıkça ve o kutsal savaş muhabbetlerine girdikçe, Chani'nin hayal kırıklığına uğramış, "Ben seni böyle sevmemiştim" diyen bakışları resmen ekrandan dışarı taşmıştı. Bir de tabii Austin Butler gerçeği var, adam o kaşsız, bembeyaz Feyd-Rautha tipiyle resmen bir kabus gibi çökmüş filme. Öyle tekinsiz bir performans izletiyor ki herkese parmak ısırtıyor vallahi. Finalde Paul'ün imparatorun karşısına dikilip racon kestiği sahneler görsel olarak muazzam olsa da Chani'nin her şeyi arkasında bırakıp kum solucanına atlayıp gidişi, aslında Paul'e "asıl şimdi kaybettin" diyor sanki. O büyük zaferden geriye kalan ise kutlamalardan ziyade işte o hüzünlü ve belirsiz hava olmuştu diyerek finale doğru gidiyorum.
Süre: 2 Saat 20 Dakika
Oyuncular: Timothée Chalamet, Zendaya, Anya Taylor-Joy, Jason Momoa, Florence Pugh
Ve şimdi de 2026 yılı itibarıyla gözlerimizi o büyük finale, yani Dune: Messiah filmine dikmiş durumdayız. Denis Villeneuve'ün "bir hayaldi" dediği bu üçlemeyi tamamlayacağı yeni dönemde, Paul'ün imparator olarak hüküm sürdüğü ama kendi yarattığı o devasa efsanenin altında ezildiği karanlık günleri izlemeye hazırlanıyoruz. Hikaye, ikinci filmin tam 12 yıl sonrasına gidiyor, yani beklenen kutsal savaş artık gerçekleşmiş ve ortalık resmen kan gölüne dönmüş durumda olacak. Kadrodan bahsetmek gerekirse, Anya Taylor-Joy'un, Paul'un gizemli kız kardeşi Alia olarak tam zamanlı hikayeye girmesiyle dengeler iyice sarsılacak. Ama asıl bomba, ilk filmde vedasına çok üzüldüğümüz Duncan Idaho, yani Jason Momoa'nın geri dönüyor olması. Tabii bir de Robert Pattinson var. Paul'ü saf dışı bırakmak isteyen tekinsiz "Face Dancer" Scytale rolüyle karşımıza çıkacak.
Paul ve Chani arasındaki kopukluk nasıl tamir edilecek, yoksa her şey kehanetlerin gölgesinde daha mı kötüye gidecek bakalım. Zaten Timothée Chalamet'nin karakterindeki o radikalleşmeyi ve içindeki şiddeti yansıtmak için saçlarını kazıttığı haberleri, filmin ne kadar sertleşeceğini şimdiden kanıtlıyor. Villeneuve'ün "bu bir uyarı" dediği bu modern destanın, Hans Zimmer'ın müzikleriyle nasıl nihayete ereceğini hepimiz büyük bir merakla bekliyoruz. Bir aksilik çıkmazsa film 18 Aralık 2026'da vizyona giriyor, şimdiden iyi seyirler...