Çağdaş Sanat Koleksiyoneri, Contemporary İstanbul Danışma Üst Kurulu Üyesi, Prag Contemporary Sanat Fuarı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Bakanay:
CI'ın 21. edisyonunda Uzak Doğu sanatına özel bir ağırlık verilmesini oldukça heyecan verici buluyorum.
Koleksiyonunuz için ilk aldığınız eser ve hikâyesi neydi?
İlk sanat eserim, henüz çocukluk yaşlarımdayken anneannemin Fransa'daki bir müzayededen bana hediye olarak aldığı, Abidin Dino'nun İstanbul serisinden küçük bir mürekkep çalışmasıydı.
Ancak koleksiyon amacıyla aldığım ilk eser, Bratislava'lı kavramsal sanatçı Patrik Kovačovský'nin Dollar serisinden bir enstalasyon oldu. Aynı serinin başka bir edisyonu bugün Documenta Koleksiyonu'nda yer alıyor.
CI'dan son olarak aldığınız eser/eserler neydi ve sanatçıları kimlerdi?
Contemporary Istanbul'dan son olarak, Leila Heller Gallery'nin sanatçılarından Morteza Khosravi'nin yağlı boya bir çalışmasını aldım.
Bu yılki fuarda özellikle hangi galeri ve sanatçıların eserlerine dair heyecan duyuyorsunuz ve koleksiyonunuza katmayı düşünüyorsunuz?
Contemporary Istanbul'un 21. edisyonunda Uzak Doğu sanatına özel bir ağırlık verilmesini oldukça heyecan verici buluyorum. Özellikle Türkiye'de henüz yeterince görünür olmayan, farklı kültürel ve estetik referanslardan beslenen sanatçıları keşfetmek benim için önemli.
Bir koleksiyoner olarak fuarlara yalnızca tanıdığım isimleri görmek ya da mevcut koleksiyonumu tamamlamak için değil, yeni sanatçıları keşfetmek ve beni şaşırtan işlerle karşılaşmak için gidiyorum. Bu nedenle bu yıl özellikle Uzak Doğu'dan katılan galerilerin programlarına ve genç kuşak sanatçıların üretimlerine daha yakından bakmayı düşünüyorum. Beni ilk bakışta etkileyen bir işin koleksiyona dahil olması ise çoğu zaman planlı olmaktan çok, o karşılaşmanın yarattığı heyecanla gerçekleşiyor.
Otmar Uras Kurucusu Eda Uras:
Fuar öncesinde kendime çok kesin bir "alınacaklar listesi" çıkarmamaya çalışıyorum.
Koleksiyonunuz için ilk aldığınız eser ve hikâyesi neydi?
Koleksiyonuma aldığım ilk eser İnci Eviner'in 2021 tarihli Muhalif Jokey adlı işiydi. Contemporary Istanbul'da Galeri Nev'den aldım. O sırada C.A.M'de çalışıyordum ve eser, o dönem bir alım için ayırdığım bütçenin biraz üzerindeydi. Fuar boyunca gidip gelip tekrar baktım; sonunda bütçeyi değil, işi düşünmeye başladığımı fark ettim ve aldım.
İşin beni ilk anda çeken tarafı, çizginin taşıdığı gerilimdi. At ve jokey birbirinden neredeyse ayrıştırılamayan, sürekli hareket hâlindeki bir çizgiyle kurulurken arkadaki kırmızı ve pembe organik lekeler kompozisyonu daha da huzursuzlaştırıyor. Bir yandan kontrol etmeye çalışan, bir yandan kontrolün dışına çıkan bir beden ilişkisi var. "Muhalif Jokey" ismi de bu iktidar ve direnç hâlini benim için iyice açıyordu.
Bugün koleksiyonculuğa ve danışmanlığa bakışımda da aslında hâlâ benzer bir refleks var. İlk çekimi önemsiyorum ama ardından kendime hep şu soruyu soruyorum: Beni çeken şey yalnızca görüntü mü, yoksa işin kendi içinde çözmeye devam edeceğim bir gerilim gerçekten var mı?
CI'dan son olarak aldığınız eser/eserler neydi ve sanatçıları kimlerdi?
CI'dan son aldığım eser ise Deniz Aktaş'ın Yerçekimsiz Objeler serisinden bir işiydi.
Deniz'in bu işinde beni en çok çeken şey, ilk bakışta oldukça tarif edilebilir görünen bir görüntünün, baktıkça belirsizleşmesi. Mürekkep o kadar yoğun bir yüzey oluşturuyor ki taş, toprak, bitki ve insanın geride bıraktığı izler birbirinden ayrılmamaya başlıyor. Ortadaki formun doğal bir oluşum mu, bir kalıntı mı, yoksa artık işlevini ve bağlamını kaybetmiş bir nesne mi olduğunu tam olarak belirleyemiyorsunuz.
Ben "yerçekimsiz" kelimesini de biraz buradan okuyorum. Fiziksel bir ağırlıksızlıktan ziyade, nesnenin ait olduğu bağlamdan kopmasıyla oluşan bir ağırlıksızlık. Bir şey orada duruyor ama artık nereden geldiğini, ne işe yaradığını ya da kime ait olduğunu bilmiyoruz.
Deniz'in işinde sevdiğim şey, yıkımın kendisini göstermekten çok geride kalana bakması. Bu iş de benim için tam olarak o eşikte duruyor. Koleksiyonuma dahil ederken yalnızca estetik olarak güçlü bir desen olduğunu değil, sanatçının dilinin çok yoğun ve sessiz bir örneği olduğunu düşündüm.
Bu yılki fuarda özellikle hangi galeri ve sanatçıların eserlerine dair heyecan duyuyorsunuz ve koleksiyonunuza katmayı düşünüyorsunuz?
Bu yıl da özellikle Galeria Francisco Fino'nun B-108 numaralı standını görmek istiyorum; sanatçılar arasında da Ali Kazma'yı özellikle merak ediyorum.
Fuar öncesinde kendime çok kesin bir "alınacaklar listesi" çıkarmamaya çalışıyorum. Çünkü bir sanatçının pratiğini sevmeniz, fuarda karşınıza çıkan her işinin koleksiyonunuz için doğru olduğu anlamına gelmiyor. Benim için asıl mesele doğru sanatçının, pratiği içinde doğru yerde duran işiyle karşılaşmak.
Ali Kazma uzun süredir takip ettiğim bir sanatçı. Bugün Türkiye'de aktif bir galeri temsiliyetinin bulunmaması da Francisco Fino'nun fuardaki sunumunu benim için ayrıca merak konusu hâline getiriyor. Dolayısıyla heyecanım yalnızca "bir Ali Kazma edinmek" değil; galerinin onu nasıl bir seçki içinde konumlandırdığını ve karşıma hangi döneminden, hangi işiyle çıkacağını görmek.
Koleksiyon yaparken isim toplamaktan çok, işler arasında zaman içinde anlamlı ilişkiler kurmayı önemsiyorum.
Koleksiyoner Emirhan Elkorek:
Fuarın çok sayıda katılımcıyı bir araya getirmesinden heyecan duyuyorum.
Koleksiyonunuz için ilk aldığınız eser ve hikâyesi neydi?
Rahmetli babam Orhan Elkorek bir koleksiyonerdi ve genç yaşlarımdan itibaren koleksiyonunu benimle paylaşırdı. Ben de onunla eserler üzerine konuşur, kendi fikirlerimi ve önerilerimi paylaşırdım. Komet, Burhan Doğançay ve Gülsün Karamustafa gibi isimler tavsiye ettiğim ve koleksiyonuna kattığı isimler arasındaydı. Üniversite yıllarımı Boston'da geçirdiğim dönemde ise sokak sanatına meraklıydım. Bu nedenle Rhode Island School of Design mezunu grafiti sanatçısı Shepard Fairey'nin özgün baskılarını toplamaya başladım. Kendi harçlığımla aldığım ilk eserler bunlardı. Özellikle "Mujer Fatal" gibi bugün oldukça ender bulunan baskılarını hâlâ saklıyorum.
CI'dan son olarak aldığınız eser/eserler neydi ve sanatçıları kimlerdi?
Son CI Fuarı'nda Ferda Art Platform'dan bir eser aldım. Daha doğrusu Venedik Mimarlık Bienali sırasında da gördüğüm Hüseyin Aksoy'un bir eserini fuardan sonra galeriden almıştım.
Bu yılki fuarda özellikle hangi galeri ve sanatçıların eserlerine dair heyecan duyuyorsunuz ve koleksiyonunuza katmayı düşünüyorsunuz?
Bu yıl spesifik olarak tek bir eserden ziyade, fuarın çok sayıda katılımcıyı bir araya getirmesinden dolayı heyecan duyuyorum. Özellikle ilk defa katılan galerilerin programlarını ve tanıtacakları sanatçıları merak ediyorum. Yeni isimler keşfetmek ve daha önce karşılaşmadığım işlerle tanışmak benim için fuarın en heyecan verici taraflarından biri.