Eylül ayının ilk günleri moda dünyasında yalnızca yeni sezon koleksiyonlarının değil, markaların gelecek stratejilerinin de konuşulduğu yoğun bir döneme işaret ediyor. Dior'un A24 ile kurduğu kültür odaklı ortaklıktan Sabato De Sarno'nun Çin merkezli ICICLE'daki yeni görevine, Prenses Diana'nın ikonik elbisesinin yeniden açık artırmaya çıkmasından Proenza Schouler'ın PS1'i geri getirmesine kadar son günlerde moda gündemi geçmiş ile gelecek arasında dikkat çekici bir bağ kuruyor. Fendi'nin Peekaboo'yu sinema dünyasının atmosferinde yeniden ele alan kampanyası, Loewe'nin logoyu tasarımın parçasına dönüştüren sandaletleri ve Sandy Liang'ın moda dünyasını kişisel arşivi üzerinden anlatacağı yeni kitabı da haftanın öne çıkan gelişmeleri arasında yer alıyor.
Dior, bağımsız sinemanın güçlü isimlerinden A24 ile New York'un tarihi Cherry Lane Theatre'ını merkezine alan iki yıllık bir ortaklığa imza attı. İşbirliğinin ilk adımı, Dior kreatif direktörü Jonathan Anderson'ın yanı sıra Sabrina Carpenter, Josh O'Connor ve Drew Starkey gibi kültür dünyasının farklı isimlerini bir araya getiren bir kampanyayla duyuruldu.
Bu ortaklık, klasik anlamda bir moda sponsorluğundan daha fazlasını hedefliyor. Dior'un A24 ile kurduğu bağ; sinema, tiyatro, moda ve canlı deneyimleri aynı çatı altında buluştururken markanın genç tüketiciyle kültür üzerinden ilişki kurma stratejisini de öne çıkarıyor. Özellikle Jonathan Anderson döneminin Dior için yalnızca koleksiyonlara değil, yaratıcı işbirliklerine de yayılan yeni bir alan açması dikkat çekiyor.
Fendi'nin ikonik Peekaboo çantası, Maria Grazia Chiuri'nin 2026-27 Sonbahar/Kış koleksiyonu için yeniden yorumladığı My Peekaboo ile yeni bir kimlik kazanıyor. Çantanın yeni versiyonu, Roma'da çekilen kampanyada Monica Bellucci, Valeria Golino, Tang Yan ve Yara Shahidi tarafından taşınıyor.
Laura Sciacovelli tarafından görüntülenen kampanya, klasik bir moda çekimi yerine bir film setinin kamera arkasına odaklanıyor. Böylece Fendi'nin sinema dünyasıyla kurduğu tarihsel ilişki yeniden gündeme geliyor. My Peekaboo ise orijinal silüete geri dönerken daha hafif ve yuvarlak bir forma sahip; çanta, kullanıcının baş harfleriyle kişiselleştirilebiliyor. Fendi böylece ikonik bir modeli yalnızca yenilemek yerine kişisel hikâyenin bir parçasına dönüştürüyor.
Saint Laurent'ın kreatif direktörü Anthony Vaccarello, 2026 CFDA Fashion Awards kapsamında International Designer of the Year ödülünün sahibi oldu. CFDA, tasarımcıyı Fransız modaevindeki on yıllık çalışması boyunca sürdürdüğü yaratıcı çizgi, küresel etkisi ve kültürel önemine yaptığı katkılar nedeniyle onurlandırıyor.
Vaccarello'nun Saint Laurent'daki dönemi, markanın güçlü mirasını daha çağdaş, keskin ve uluslararası bir estetikle yeniden yorumlamasıyla öne çıkıyor. Ödülün New York merkezli Amerikan moda dünyasının en önemli organizasyonlarından biri tarafından verilmesi ise Fransız bir modaevindeki İtalyan tasarımcının küresel etkisinin altını çiziyor. 2026 CFDA Fashion Awards, Keke Palmer'ın sunumuyla 2 Kasım'da gerçekleşecek.
2008 yılında moda dünyasına katılan ve özellikle 2000'lerin lüks aksesuar anlayışının simge çantalarından biri haline gelen PS1, Proenza Schouler'ın yeni kreatif direktörü Rachel Scott tarafından yeniden yorumlandı. PS1 Walker adı verilen yeni versiyon, New York markasının aksesuar stratejisinin merkezine yerleşiyor.
Orijinal modelin utilitarian ve messenger çanta karakteri korunurken daha yumuşak deri, sadeleştirilmiş bir dış yüzey ve daha rahat bir form tercih ediliyor. Reed Krakoff'un da yeniden tasarım sürecine katkıda bulunduğu model, markanın geçmişine yalnızca nostaljik bir dönüş yapmıyor; günümüz aksesuar müşterisinin beklentilerine göre ikonik bir ürünü yeniden konumlandırıyor. PS1'in dönüşü, 2000'ler estetiğinin lüks modadaki etkisinin sürdüğünü gösteren güçlü örneklerden biri.
Loewe'nin yeni Type Fussbett sandaletleri, logonun bir ürün üzerinde nasıl kullanılabileceğine farklı bir bakış getiriyor. Markanın adı, klasik bir baskı veya monogram yerine sandaletin metal tokasına dönüştürülerek tasarımın işlevsel bir parçası haline geliyor.
Oversize metal harflerin sandaletin üst bölümünde toka görevi görmesi, görünür marka kullanımını daha yaratıcı bir noktaya taşıyor. Son yıllarda büyük logolardan uzaklaşan moda dünyasında markaların kimliklerini daha incelikli ve tasarıma entegre biçimde anlatma arayışına da dikkat çekiyor. Loewe'nin yaklaşımı bu nedenle yalnızca yeni bir ayakkabı detayı değil, logomanın geleceğine dair eğlenceli bir yorum olarak öne çıkıyor.
New York'un özgün stil dilini romantik detaylar, kurdeleler, fiyonklar ve girlhood referansları üzerinden yeniden tanımlayan Sandy Liang, ilk monografını Rizzoli ile yayımlamaya hazırlanıyor. 22 Eylül'de çıkacak "Dressing Up: Sandy Liang", tasarımcının kişisel fotoğrafları, iPhone görüntüleri, arşiv materyalleri, podyum referansları ve stil ilhamlarını bir araya getiriyor.
Kitap, Liang'ın tasarım dünyasını yalnızca koleksiyonlar üzerinden değil, kişisel hafızası ve giyinme kültürü üzerinden ele alıyor. Özellikle çocukluk, aile, New York ve günlük giyim gibi temaları moda tasarımının merkezine taşıması, Sandy Liang'ın son yıllarda yükselen etkisini daha iyi anlamak açısından önemli. Moda kitabı böylece bir tasarımcının arşivinden çok, onun dünyasını şekillendiren görsel hafızanın bir kaydına dönüşüyor.
Moda tarihinin en çok konuşulan elbiselerinden biri yeniden gündemde. Prenses Diana'nın 29 Haziran 1994'te Christina Stambolian imzalı siyah ipek elbiseyle gerçekleştirdiği unutulmaz görünüm, yaklaşık 30 yılın ardından Sotheby's tarafından açık artırmaya çıkarılacak. Satışın 9 Aralık'ta New York'ta gerçekleşmesi ve elbisenin 150 bin ila 300 bin dolar arasında bir değere ulaşması bekleniyor.
Diana'nın bu elbiseyi, Prens Charles'ın televizyonda evlilik dışı ilişkisini kabul ettiği akşam giymesi, görünümü moda tarihinin en güçlü mesajlarından birine dönüştürdü. Omuzları açık siyah tasarım, o gece yalnızca bir gece elbisesi olarak değil, kişisel güç ve bağımsızlığın sembolü olarak hafızalara kazındı. "Revenge dressing" kavramının da en bilinen örneği olan tasarım, bugün hâlâ moda ve popüler kültür arasındaki ilişkinin güçlü bir göstergesi.
Gucci'deki kreatif direktörlük görevinden ayrılmasının ardından Sabato De Sarno'nun yeni adresi belli oldu. İtalyan tasarımcı, Şanghay ve Paris merkezli Çinli lüks moda markası ICICLE'ın kreatif direktörlüğünü üstlenerek kadın ve erkek hazır giyim, aksesuar ve gözlük koleksiyonlarının yaratıcı yönünü yönetecek. De Sarno'nun ilk koleksiyonu Sonbahar/Kış 2027-28 sezonunda sunulacak.
Bu atama, son yıllarda Asya merkezli moda şirketleriyle Avrupa'nın deneyimli kreatif direktörleri arasındaki artan işbirliğinin de yeni bir örneği. ICICLE'ın doğa, sürdürülebilirlik ve uzun ömürlü tasarım üzerine kurduğu kimlik, De Sarno'nun malzeme, zanaat ve ürünün arkasındaki üretim sürecine yönelik ilgisiyle kesişiyor. Markanın 200'den fazla mağazaya ulaşan küresel yapısı da bu yeni dönemin önemini artırıyor.