Beckham ailesi hakkında duyduklarımız, kimi zaman basit fan spekülasyonlarından ibaretken, kimi zaman detaylı araştırmalar ve "kanıt" olarak sunulan parçalarla geniş kitleleri dramanın içine çekmeyi başardı. Tüm bu dramaların spot ışığında bulunan, ailenin büyük oğlu Brooklyn Beckham, geçtiğimiz pazartesi günü Brooklyn, ailesi içindeki kırılmaya dair ilk kez kamuoyuna doğrudan seslenmeyi seçti. Böylece yıllardır kulaktan kulağa dolaşan iddialar, ilk kez aileden biri tarafından lafı dolandırılmadan dile getirildi. Paylaştığı net ve sert Instagram story'lerinde, uzun süredir sürdürdüğü sessizliği bir direniş; konuşma kararını ise kaçınılmaz bir eşik olarak tanımladı. Anne ve babasını, basın ve medyayı kontrol etmekle, "Beckham" markasını aile bağlarının önüne koymakla ve Nicola Peltz ile olan evliliğini sistematik biçimde zayıflatmakla suçladı. Uzlaşma niyetinde olmadığını, huzuru ancak aileden geri çekildikten sonra bulduğunu açıkça ifade etti. Açıklamalar ham olsa da, şaşırtıcı derecede açıktı ve duygusal olarak tutarlı. Aynı nedenle, paylaşıldıkları anda sorgulanmaya da başlandı.
Brooklyn, 2022 baharında gerçekleşen düğününü, özel gerilimin geri dönülmez bir kırılmaya dönüştüğü an olarak işaret etti. Açıklamasına göre tören, çiftin en mutlu gününden çok hafızalarında rahatsızlık ve huzursuzlukla kalmıştı: Son anda iptal edildiği iddia edilen bir gelinlik, evlilik öncesinde kendi adı üzerindeki haklardan feragat etmesi yönünde uygulandığını söylediği yoğun baskı - hatta bu imzanın karşılığında maddi teşvikler teklif edildiği iddiası - ve annesi Victoria Beckham tarafından hem sembolik hem fiilî olarak gölgede bırakıldığını ifade ettiği bir ilk dans. Brooklyn'e göre yaşananlar basit yanlış anlaşılmaların aksine imajın, sözleşmelerin ve vitrin kaygısının duygusal sınırların önüne geçtiği bir aile düzeninin yansımaları. Ancak hikâyede ilk kez kendi sesini merkeze koyduğunda, karşısında yalnızca dinleyen bir kamuoyu yoktu. Anlatıyı kontrol etmeye alışkın bir medya düzeni, bu kez doğrulamaya da hazırdı.
Çevrimiçi tartışmalarda özellikle bir başlık öne çıktı: Brooklyn, Nicola'nın gelinliği meselesini, onu son anda alternatif aramaya zorlayan bir "on birinci saat" krizi olarak aktardı. Oysa kamuoyuna açık bilgiler bu anlatıyı karmaşıklaştırıyordu. Nicola'nın Pierpaolo Piccioli imzalı Valentino gelinliği, dönemin röportajlarına göre Roma, ABD ve Miami'de gerçekleşen çok sayıda prova içeren, yaklaşık bir yıla yayılan bir couture sürecinin sonucuydu. Bu zaman çizelgesi Brooklyn'in yaşadığı duyguyu geçersiz kılmasa da yıllara yayılan bir gerilimin tek bir dramatik ana sıkıştırılıp sıkıştırılmadığı sorusunu gündeme getiriyordu.
Brooklyn konuşmadan önce, kamuoyu bu çatlağı, sanki yaşanacaklara yönelik bir fragman gibi izledi. Kaçırılan doğum günleri, sessiz yokluklar, Instagram'daki unfollow'lar ve engeller... Brooklyn ve Nicola'nın, Londra'da olmalarına rağmen David Beckham'ın 50. yaş gününe katılmaması, Victoria'nın kutlamalarındaki dikkat çekici eksiklik. Ardından, Ağustos 2025'te Nicola'nın babasına ait Westchester'daki malikanede yapılan ve Brooklyn'in yakın ailesinden kimsenin katılmadığı nikâh tazeleme töreni.
O dönem bu tercihler çoğunlukla kaprisli ya da performatif hamleler olarak okundu. Brooklyn'in açıklamalarıyla birlikte ise, bu davranışlar geriye dönük olarak sınır koyma olarak yorumlandı. Onun ifadesine göre bunlar, kameraların eksik olmadığı, marka merkezli aile anlarına katılmayı reddetmenin yollarıydı. Babasıyla baş başa vakit geçirme girişimlerinin ya Nicola'nın dışlanması şartına bağlandığını ya da mutlaka fazlasıyla kamusal bir sahneye dönüştürüldüğünü iddia etti. Bu açıdan bakıldığında yokluk, küskünlükten çok bilinçli bir tercih gibi duruyordu - her ne kadar bunun ne kadar ileri gittiği tartışmalı olsa da.
Gerilim, kardeşler arasındaki dinamiklerle daha da belirginleşti. Amerikan magazininin aktardığına göre, yıllar önce adı Brooklyn'le anılan Kim Turnbull'un Romeo Beckham ile ilişkisi tansiyonu artırdı. Brooklyn ve Nicola bu ilişkiyi sorgularken, David ve Victoria'nın Romeo'nun yanında durduğu iddia edildi. 2024'ün sonlarına gelindiğinde, kardeşlerin artık konuşmadığı öne sürüldü. Romeo'nun, David'in doğum gününden paylaştığı ve "Family is everything" notunu düştüğü - Brooklyn ve Nicola'yı özellikle dışarıda bırakan gönderi, pek çok kişi tarafından sessiz bir saf tutma olarak yorumlandı.
Bu süreçte şüphe yalnızca Brooklyn'e yönelmedi. Sosyal medya kitlesi, hikâyenin merkezinde Nicola'nın olduğu fikrine giderek daha fazla tutundu.
Nicola'nın düğünden birkaç ay sonra saçlarını koyu kahverengiye boyatması - tek başına önemsiz sayılabilecek bir değişim - alay konusu hâline geldi. Eleştiriler, onun Victoria'ya benzemeye çalıştığı ya da kendisini yeni bir "ana figür" olarak konumlandırdığı iddialarına dönüştü. Tartışma modadan çok alandaydı; marka gibi işleyen ailelerde, görsel benzerlik masum bir stil tercihi olmaktan çıkıp sınır ihlali olarak algılanıyordu.
Bu algı, çağrışımlarla daha da sertleşti. Nicola'nın Meghan Markle ile kurduğu yakınlık, çevrimiçi dünyada dayanışmadan çok, benzer hikâyelerin teyidi gibi ele alındı. Paralel hızla çizildi: "miras ailelerden erkekleri koparan" iki kadın; birey olmaktan çok arketiplere indirgenen iki figür. İlişkileri "trauma bond" olarak değil, daha çok "homewrecker" anlatısı üzerinden okundu.
Brooklyn nihayet konuştuğunda, dijital dünyanın çoktan tanıdık bir çerçeve kurduğu açıktı. Açıklamalar satır satır incelendi; yalnızca ne söylendiği değil, nasıl yazıldığı da tartışıldı. Pek çok kişi story'leri fazlasıyla düzenli buldu, kimileri ise anlatının PR filtresinden geçmiş olabileceğini öne sürdü. Kamuoyuna açık zaman çizelgeleriyle örtüşmeyen detaylar, spontane bir itiraftan çok bilinçli bir hikâye kurgusuna işaret ediyor gibiydi.
Bu çerçeve, Brooklyn'in öznesini de tartışmalı hâle getirdi. Nicola'nın onu "kontrol ettiği" fikri sıkça tekrarlanırken; Brooklyn bunun tersini savunarak, hayatının büyük bölümünde ailesi tarafından yönetildiğini söyledi. Bu tersine çevirmeyi kabul etmek ya da etmemek ayrı bir meseleydi; ancak ortaya çıkan refleks tanıdıktı: güçlü aile yapılarından çıkan erkekler söz konusu olduğunda, yönetmen koltuğunda çoğu zaman yanlarındaki kadınlar anılıyordu.
Bu noktada tartışma kaçınılmaz olarak "nepo baby" kavramına yaslandı. Brooklyn Beckham da Nicola Peltz de, ilişkilerinden çok önce soyadlarıyla tanınan, bu soyadlarının sağladığı güçle görünürlük kazanan iki figürdü. Brooklyn için "Beckham", Nicola içinse "Peltz" yalnızca bir aile adından fazlası; erişim, güvenlik ve hareket alanı demekti.
Brooklyn'in Nicola'ya adadığı sayısız dövme ve evlilikten sonra Peltz soyadını da kullanmayı tercih etmesi, sosyal medyada romantik jestlerden çok kimlik değişimi olarak okundu. Kimileri bunu büyük bir aşk göstergesi olarak görürken, kimileri için bu tercihler, Brooklyn'in hem ailesinden, hem de kendi mirasından da bilinçli bir kopuş ilanı gibiydi.
Bu da hikâyenin temel çelişkisini ortaya koydu. Beckham'lar toksik bir aile olmasının yanı sıra; yaklaşık 700 milyon dolarlık bir değere sahip, başlı başına bir marka. Brooklyn'in "önce Brand Beckham gelir" yönündeki çıkışı yabancı duyulmadı; ancak bu markayı reddedebilme özgürlüğünün kendisi de, bizzat o markanın sunduğu imkânlardan besleniyordu.
Bu hikâye artık özel bir aile meselesi olmaktan çıkmış durumda. Mahremiyetin mirasla çarpıştığında neye dönüştüğüne, evliliğin bir marka düzenini nasıl zorladığına ve konuşmanın bazen cevaplardan çok soru ürettiğine dair bir pop kültür vakası.
Brooklyn, yıllardır süregelen online tartışmalara rağmen geç de olsa, sessizlik yerine sözü seçti. İnternet buna aynı anda ilgiyle, empatiyle ve şüpheyle karşılık verdi. Nicola hem merkezde hem kenarda kalsa da fazlasıyla görünür diyebiliriz. Uzun yıllar kusursuz birliktelikle tanımlanan Beckham ailesi ise, kurgunun sınırlarıyla yüzleşti.
Tüm bunlar olurken, pop kültürün ironisi de kendini geciktirmedi. Victoria Beckham'ın 2001 çıkışlı solo şarkısı "Not Such an Innocent Girl", Brooklyn'in açıklamalarının ardından iTunes listelerinde bir numaraya yükseldi. Tesadüf mü, algoritmanın ince mizahı mı bilmiyoruz ama; aile içi bir krizin, yirmi yılı aşkın bir pop parçasını yeniden gündeme taşıması, Beckham hikâyesinin hâlâ ne kadar "gösteriyle" iç içe olduğunu hatırlatıyor.