Enerjisiyle Bir Adım Önde: Arzum Onan

Sessiz gücü, net duruşu, kendi alanında yeni standartlar belirlemesiyle ünlüler dünyasında bambaşka bir noktada. Arzum Onan ile geçmişten bugüne kendi yol hikayesine odaklanırken bize onun enerjisiyle uyumlu Audi Q6 e-tron eşlik ediyor.

25 Mart 2026 Çarşamba 09:00 | Son Güncellenme:
13 dakika okunma süresi

Ünlüler de kendi aralarında kategorilere ayrılıyorlar; Arzum Onan ise standartların dışında kalan bir yol haritası çiziyor. Yolu yol yapan otomobilin karakteri ve özellikleriyse, hayat yolumuzu çizen ve belirleyen de aslında özümüz. Onu farklı kılan detayı çok da düşünmemek gerek bu nedenle, kendi sözlerinden yola çıkarak durumu analiz etmek en güzeli: "Kendi özüme sadık kalmak!" Geçmişten bugüne özünü koruyarak zarafet ve samimiyetle ilerleyebilmek bugün Arzum Onan'ı Arzum Onan yapan şey... Ve bu kurguda bir kadın ve bir otomobilin karakterinin kesişim noktasında anlamlı bir manifesto var: güç, sessizlik ve zekâ aynı yerde!

Hayatımızdaki farklı ünlü profillerine bakınca siz biraz özgün ve tek kalıyorsunuz. Her zaman naifliğiniz ve elegan tavrınızla öne çıkmanız, zamansız duruşunuzla birleşerek sürdürülebilir bir hikayenin başrolüne koyuyor sizi. Peki Arzum Onan sizce, bize bu "ünlü" hikayesinde geçmişten bugüne ne anlattı, ne anlatıyor?

Zor bir soru! Öncelikle çok teşekkür ederim. Söylemiş olduğunuz cümleler, üstüne düşündüğüm, olması için çabaladığım ya da merkezime koyduğum şeyler değil. İlk aklıma gelen; kendi özüme sadık kalmak sanırım. Geçmişten bugüne anlattığım şey; gelişerek ama şüphesiz özümü koruyarak zarafet ve samimiyetle ilerleyebilmek.

Siz bu hikayeyi okurken özellikle hangi bölümlerin altını çizerdiniz? Hayat sizin için kariyer, evlilik, derken standart bir akışta mı yaşandı, yoksa aklınıza gelen belli başlı dönüm noktaları var mı?

Kendimi yeniden keşfettiğim içten dönüşümlerin, irili ufaklı her bir "an"ımın altını çizerim. Standart değil; her bir dönemeç kendi derinliğiyle anlam kattı. Buna verebileceğim en somut örnek anne olmamdır. Dışarıdan bakıldığında görece "başarı" görünen değil; içeride sessizce yaşanan dönüşümlerin hayatıma etkisi çok daha büyük.

Sanat hayatınızda hep önemli bir yerde duruyor. Heykel sizin için nasıl bir keşif alanına dönüştü, bu merak nasıl başladı?

İşte tam da az önce anlattığım yerden devam edeyim. Belki de heykel hayatımın en altı çizilesi bölümlerinden biri diyebilirim. Yapmış olduğum diğer tüm çalışmalar, kolektif bir çabanın ürünü. Heykel yolculuğunda yalnızsınız. Malzeme ve siz. Bir form yaratırken orada bir mücadele değil; kurulan bir bağ, bir diyalog olduğunu keşfediyorsunuz. Çamurla çalışıyorsanız cesaret ekleyerek bir duygu oluşturmaya başlıyorsunuz. Ya da taşı yontarak bir duygu anlatmak istiyorsanız, sadece fazlalıkları atmıyorsunuz. Aynı zamanda kendi fazlalıklarınızı, beklentilerinizi, üzerinize yapışan kimlikleri de yontuyorsunuz.

Oyunculukta bir karaktere, heykelde ise çamura şekil veriyorsunuz. Bu iki yaratım sürecinin kesişim noktasında neler var sizce?

Bir karakteri canlandırırken önce onu çok iyi anlamanız gerekir. Onun korkusunu, gücünü, zaaflarını içselleştirirsiniz. Heykelde de malzemeyle aynı şeyi yaparsınız. Taşın direncini, ahşabın yolunu ya da çamurun yumuşaklığını dinlersiniz. Her ikisinde de anlayarak ve sabırla ilerlemek gerekir.

Kendinizi en çok ne zaman güçlü hissediyorsunuz? Bu duyguyu tetikleyen ne oluyor?

Genel olarak güçlü hissederim ama itiraf etmem gerekirse daha çok bir şeyleri kanıtlamak zorunda olmadığım, olduğum halimle yeterli hissetme zamanlarında daha güçlü olmayı arzu ediyorum.

Modellik ve oyunculuk döneminize dönseniz neyi tekrar aynı şekilde yapar, neyi yapmazdınız?

Majör değişiklikler olmaz. Değiştirmek istediğim ya da ekleyip, azaltacağım bir şey yok. Olduğu gibi aynen yaşarım. Keşke dediğim şeyler varsa da beni ben yapan özellikler, öğretiler, olgunluklar. Bugünkü Arzum'dan memnunum.

Estetiğin henüz bu denli yaygın olmadığı dönemleri de gördünüz. Hiç o günlerden bugüne fiziksel olarak güzellikle ilgili takıntınız oldu mu?

Şöyle örnek vereyim; eskiden fotoğraf çekimlerinde bile neysen oydun. Görsel üzerinden retouch dediğimiz düzeltmeler ya da muhtelif filtreler yoktu. Bugün; bir noktaya kadar güzel tabii ama ayarı kaçtığında, kendime yabancılaşıyorum, doğallıktan uzaklaşma halimi sevmiyorum.

Doğallık ve hatta kusurların güzelliği tanımladığı bir dönemden, yapaylığın ve benzerliğin öne çıktığı bir zamana geldik. Estetikle ve sanatla kurduğunuz ilişkiyi de düşünürsek, sizin vizörünüzden güzellik bugün ne anlama geliyor?

Ben her zaman doğallıktan yana bir güzellik algısı içinde oldum. Eskiden neyse, bugün de algım o. Bugün gelinen noktada yapılan müdahalelerin kendi hakikatine sadık olarak yapılması, insanın aynayla ilişkisinde özgüven sağlayabilir. Ancak hiçbir zaman unutmamak gerekir ki gerçek güzellik bir yüzün güzelliği ya da bedenin ölçüsü değil; o bedenin taşıdığı ruhtur.

Siyah-beyazdan renkliye geçişi hatırlatan büyük dönüşümlerin içinden geçtik; internet, cep telefonları, dijital platformlar ve şimdi yapay zekâ... Bu hız karşısında sizde aynı kalan ne oldu? Değişimin sizi dönüştürdüğü ve sizi dönüştüremediği yerler nereler?

Çok katmanlı bir hız çağı gerçekten! Kolayca ayak uydurabildiğimi söyleyemem. Telefonumun bile yüzde 10'unu kullanıyorum muhtemelen. Şaka bir yana, elbette bilgiye erişim, zamandan ve mekandan bağımsız ulaşılabilir hale geldi. Bireyler kendi sesini daha kolay duyurabiliyor. Sanat, teknoloji, bilim iç içe geçti. Yapay zekâ insana düşünme ve tasarlama alanı açıyor. Bunlar olumlu yanları şüphesiz. Ancak insanın temel ihtiyaçları; anlam arayışı, aidiyet hissi, görülme ve sevilme ihtiyacı hiçbir teknolojik gelişmeyle dönüştürülemeyecek alanlar arasında bence.

Zekânın yapayı, güzelliğin yapayı, karakterin yapayı... Böyle bir dönemde kendiniz kalabilmek adına neler yapıyorsunuz?

Güzel filmler, güzel hikayeler ve mümkün olduğunca üretmek.

Annelik sizi en çok hangi yönünüzle tanıştırdı?

En çok, sevginin en saf halinin hiçbir karşılık beklemeden var olabildiğini öğrendim. Ayrıca sınırların önemini, alan açarken geri çekilmeyi, korurken aynı zamanda özgür bırakma cesaretini... Ve daha birçok duyguyu.

Bir Z kuşağı büyütürken ve onunla birlikte büyürken kendinize beklemediğiniz hangi güncellemeler geldi?

Onların dünyası çok hızlı. Algıları, tepkileri, tüketimleri... Aynı zamanda farkındalıkları çok yüksek, adalet duyguları güçlü. Ve bunlara çok erken yaşta sahip oluyorlar. Biz babaerkil bir düzen içinde büyüdük. Şimdi çocukerkil bir düzene evrildi. "Ben söyledim oldu" dönemi bitti. Diyalog ve karşılıklı öğrenme iletişimi var. Önemli güncellemeler...

Yaş almayı bir kazanım olarak gördüğünüz en belirgin başlıklar neler?

Daha kolay "hayır" diyorum örneğin. Neyi istemediğimi çok daha iyi biliyorum. Zamanımın daha çok kıymetini biliyorum.

Hayatınızda "iyi ki yavaşlamışım" dediğiniz bir dönem oldu mu?

Genelde çok hızlı olmadım zaten.

Üretmediğiniz zamanlarda kendinizi nasıl besliyorsunuz?

Bilmiyorum! Sadece üretmediğim zamanlar, içeride bir şeylerin mayalandığını biliyorum. Yeni yerler görmek, okumak, izlemek, doğada vakit geçirmek, sohbet etmek ve belki en çok da kendimle olmak besler.

Kamera karşısına geçmek konusunda nasıl bir hikâye sizi ikna eder?

"Güneşin altında yeni bir şey yok." Yani hiç anlatılmamış bir hikaye kovalamak değil, sadece samimi ve katmanlı olması önemli olur. Ve elbette ekip.

Sanat için seyahat ettiğiniz oluyor mu hiç? Seyahatlerinizde son yıllarda nasıl deneyimlerin izini sürüyorsunuz?

Özellikle sanat için değil ama yeni yerler görmek, farklı kültürlerle temas etmek zaten başlı başına besleyici bir deneyim. Şehrin mimarisi, galerilerin özgünlüğü, müzelerin tarzı, sokaklar, dükkanlar, insanlar, renkler... Her biri bilinçaltına kaydoluyor. Sadece turistik bir listeyi tamamlamak değil, belki bir sokakta daha uzun kalmak, bir meydanda oturup insanları izlemek.

Lüks sizin için ne anlama geliyor?

Benim için bir nesne ya da mekan değil; bir hâl. Örneğin zamanı özgürce yönetebilmek. Hayır diyebilme konforu. Bir kahve bile içerken iç huzuruyla içebilmek mesela.

Yolda olmak sizin için ne ifade ediyor; düşünmek, uzaklaşmak, kendinize yaklaşmak...

Kendimle olmak.

Direksiyon başında en çok neyi seversiniz: sessizlik mi, müzik mi, yoksa sohbet mi?

Müzik.

Hayatınızı bir yolculuğa benzetseniz, şu an hangi virajdasınız?

Yüksek ve keskin olmayan; manzaranın tadını çıkarabildiğim bir viraj diyebilirim.

Zor zamanlarda kendinize sıkça söylediğiniz bir cümle var mı?

"Su yolunu bulur."

Çekimin stil dili sizin stil kimliğinizle nasıl buluştu?

Açıkçası benim stilime göre biraz iddialı olabilir ama kendi içinde güçlü, net ve zarif. Bu yönleriyle benzer.

Röportaj: Filiz ŞEREF KULU

Fotoğraf: Tamer YILMAZ

Styling: Hakan ÖZTÜRK

Saç: Mutlu Ahmet SİNAN

Makyaj: Gamze TEKİN ALP

Video: Ardan GÜNGÖR, Onur KARAKUŞ

Fotoğraf asistanı: Oğuz ŞANLI, Doğa ÇETİN

Styling asistanı: Sevda KANALCI

Makyaj asistanı: Nilay BAŞ

Mekan için Beykoz Kundura'ya teşekkür ederiz.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kate Middleton'dan Commonwealth Day'de Zamansız Bir Şıklık

Kate Middleton'dan Commonwealth Day'de Zamansız Bir Şıklık

2 dakika okunma süresi
Margot Robbie'den Sürpriz Değişim: Bob Kesimiyle Yeni Bir Stil Dönemi

Margot Robbie'den Sürpriz Değişim: Bob Kesimiyle Yeni Bir Stil Dönemi

2 dakika okunma süresi
French Maniküre Puslu Bir Dokunuş: Cloudy French

French Maniküre Puslu Bir Dokunuş: Cloudy French

7 dakika okunma süresi
Sinemanın Muhteşem İkilileri ve Filmleri

Sinemanın Muhteşem İkilileri ve Filmleri

17 dakika okunma süresi
İlham Veren Kariyer Yolculukları

İlham Veren Kariyer Yolculukları

1 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Golf'ün 50 Yıllık Zaman Tüneli

Golf'ün 50 Yıllık Zaman Tüneli

Güneş Çağlarcan Solo Sergi Açılışı

Güneş Çağlarcan Solo Sergi Açılışı

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

Ege'de İçsel Yolculuk

Ege'de İçsel Yolculuk

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

Eylül Ayı Burç Yorumları

Eylül Ayı Burç Yorumları

18 Eylül Balık Tutulmasının Burçlara Etkileri Neler?

18 Eylül Balık Tutulmasının Burçlara Etkileri Neler?

Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen

Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen

Bodrum Günlüğü: Suzan Sabancı, Alara, Fatoş Mildon, Caroline Koç

Bodrum Günlüğü: Suzan Sabancı, Alara, Fatoş Mildon, Caroline Koç

The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood

The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood

Kırmızı Çocuklar Derneği'nin Yeni Üyesi: Kırmızı Karavan

Kırmızı Çocuklar Derneği'nin Yeni Üyesi: Kırmızı Karavan

Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!

Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!