Boğaz'ın Ritminde: Orhan Gorbon

Yelkeni yalnızca bir yarış değil, karakteri ve liderliği görünür kılan bir alan olarak okuyan Orhan Gorbon, Bosphorus Cup'ı İstanbul'un en özgün uluslararası spor buluşmalarından birine dönüştürdü. Gorbon ile yarışın yıllar içinde kazandığı kimliği ve denizin ona yıllar içinde öğrettiklerini konuştuk.

YAZAR: Zeynep GÜLALP
24 Nisan 2026 Cuma 12:07 | Son Güncellenme:
13 dakika okunma süresi

Bazı spor organizasyonları yalnızca yıllık takvimde yer alan bir yarış olmaktan çıkar; zamanla bir şehrin ritmine, hafızasına ve kimliğine karışır.

Bosphorus Cup da tam olarak böyle bir yerde duruyor. İstanbul Boğazı'nın değişken doğasını, rekabetin heyecanını ve yelkenin kendine özgü zarafetini bir araya getiren organizasyonun arkasında ise, denizle kurduğu bağı yalnızca sportif bir tutkuyla değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olarak tarif eden Orhan Gorbon var. 17-18-19 Eylül'de gerçekleşecek Bosphorus Cup öncesinde Gorbon'la hem organizasyonun bu seneki atmosferini hem de yelkenin ona liderlik, dayanıklılık ve sükûnet hakkında ne öğrettiğini konuştuk.

Bosphorus Cup her yıl kendi hikâyesini yeniden yazan bir organizasyon gibi ilerliyor. Bu seneki yarışın ruhunu siz nasıl tanımlarsınız? Bu yıl Bosphorus Cup'ta izleyicileri, katılımcıları ve İstanbul'u nasıl bir atmosfer bekliyor?

Bosphorus Cup, 24 sene boyunca her sene bir yenilik getirdi. Daha "drone'lar" icat edilmeden sıcak hava balonları ile çekim yapıyorduk. Bu açıdan inovatif bir etkinlik diyebiliriz. Şu anda 25'inci yılı için çok güzel projeler hazırlıyoruz. Canlı yayın sayesinde, Boğaz'daki yarışları ve köprünün altındaki ödül törenini milyonlarca insan izleyecek. İlk günden beri emek veren tüm paydaşlarımızı onurlandırdığımız bir sene olacak. Bir kez daha dünyanın ve Türkiye'nin en iyi yelkencileri bir araya gelecek. Ayrıca motor gücü olmadan hareket eden tekneler, "sürdürülebilirlik" konusunu İstanbul'a tekrar hatırlatıyor olacak.

İstanbul Boğazı gibi hem büyüleyici hem de zorlayıcı bir hatta yarışmak, Bosphorus Cup'ı uluslararası ve sportif ölçekte nasıl bir yere koyuyor?

Hem coğrafi, hem turizm açısından İstanbul Boğazı yelken yapmak için çok özel bir yer. Tüm yabancı sporcular büyük bir heyecan ile gelip yarışıyorlar; bu parkur yelken için dünyanın en güzel yeri. Uluslararası tanıtım için yaptığımız yatırımlar sonucu, artık Avustralya'dan İrlanda'ya kadar tüm dünya yelkencileri Bosphorus Cup'ı biliyorlar.

Yıllardır spor organizasyonları içindesiniz. Bosphorus Cup'ın bugün geldiği noktaya baktığınızda, sizi en çok gururlandıran dönüşüm ne oldu?

Uluslararası katılım beklediğimizden çok daha fazla arttı, artık yarışçıların yarıdan fazlası yabancı; tarih boyunca İstanbul'a hiç bu kadar yetişkin yat yarışçısı gelmemişti. Ve bu daha başlangıç, ilerleyen yıllarda daha fazlasını bekliyoruz. Bir diğeri ise, genç sporculara verdiğimiz destek, Türkiye'deki genç yelkenciler Bosphorus Cup'ı örnek alıyorlar, veliler hep anlatıyorlar, adeta rol model oluyoruz; bu da genç sporcuların yelkene daha yakın durmalarını ve daha sağlam bir kariyer planlamalarını sağlıyor.

Bosphorus Cup'ın yıllar içinde sadece sportif değil, kültürel ve şehirsel bir marka haline geldiğini düşünüyor musunuz?

Kesinlikle, bütün dünya İstanbul'u belli başlı özellikleri ile tanıyor ama bir anda şehrin ortasında rüzgâr gücü ile ilerleyen tekneleri görünce çok yeni bir görüntü ortaya çıkıyor. Bunun da İstanbul markasına yeni bir güç kattığını düşünüyorum. Biz İstanbul'un güzelliklerini arkamıza alarak bir marka yarattık ve bunu ihraç ettik. Bence bu büyük bir başarı.

Hayatınız boyunca birçok sporla iç içe olmuşsunuz ama yelkenin yeri belli ki çok özel. Sizi denize çeken şey nedir?

Ben yelken sayesinde çok şey öğrendim, adeta bir okul gibi. Beraber yelken yaptığım büyükler bana hep örnek oldular. Şimdi hem daha fazla öğrenmek için hem de tecrübelerimi paylaşmak için yelkene koşuyorum. Yelkenlerin rüzgâr ile ilişkisi, deniz suyunun salma ve dümen ile ilişkisi ve teknedekilerin birbirleriyle ilişkisi; aslında bu üç farklı alanda mükemmel ilişkiler var, bunları kurmak büyük bir keyif. Yelken böyle çok yönlü ama bir yandan da mükemmel ilişkiler zincirine kucak açan bir spor.
Yelkeni bilenler için bu spor yalnızca hız ya da rekabet değil; aynı zamanda karakterle de ilgili. Sizce iyi bir yelkenciyi asıl tanımlayan şey nedir?

Yelken büyük bir sınav gibi, sabırlı olmayı öğretir... Yanınızdakileri anlamayı ve daha kucaklayıcı olmayı, sağlıklı ilişkiler kurmayı öğretir. İyi bir yelkenci gözlem yapar, hızlı karar verir, sorumluluk alır, ekibine sahip çıkar. Onu tanımlayan şey, zor zamanlarda bile hızlıca doğru karar alabilmesidir.

Anlattığınız bir tekne metaforunda, herkes zor anlarda kaptanın yüzündeki sakin ama kararlı tavrı hatırlıyor. Siz liderlik ile huzur arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?

"Hadi ben lider olayım" deyince lider olunmuyor. Öncelikle ekibinizin güvenini kazanmamız lazım. Sonra, zihinlerindeki endişeler, korkular, sorular hızla azalıyor. Böylece çok daha güvenli bir ortamda, çok daha huzurlu ve heyecanlı bir ekip ile çalışmaya başlıyorsunuz. Sanırım liderlik ile huzur arasındaki sihirli kelime "güven"...

Bosphorus Cup gibi büyük bir organizasyonda kriz anlarında kişisel refleksiniz nasıl çalışıyor? Önce içgüdü mü devreye giriyor, deneyim mi, yoksa sezgi mi?

Kriz anlarına çok iyi hazırlanmak lazım; tüm olasılıklara hazır olmak lazım. Sonra da saydıklarınızın hepsi devreye giriyor, hep işimizin başında olmalıyız, tüm paydaşları sakinlik ile gözlemleyip, muhtemel bir sorunu önceden görebilmeliyiz. 24 sene boyunca iki, üç kez ciddi sorun oldu ama çok şükür bir şekilde konuyu çözümledik.

Spordan iş dünyasına, yeniden üretime, hatta yazarlık ve resme uzanan çok katmanlı bir yolculuğunuz var. Bu çeşitlilik Bosphorus Cup'ı kurma ve büyütme biçiminizi nasıl etkiledi?

Biz kısa vadeli kazanımlardan ziyade İstanbul'a bir marka armağan etmek için yola çıkmıştık. Olaylara bütünsel bakmak bu çok katmanlı yolculuk sayesinde mümkün oldu. Biz Bosphorus Cup'ı yüzyıl boyunca ilham verecek bir etkinlik olarak tasarladık, bu da felsefi bir bakış açısı demek oluyor.

Bosphorus Cup'ı kurduğunuz ilk günkü hayalinizle bugünkü gerçeklik arasında sizi en çok şaşırtan ya da gururlandıran fark ne oldu?

Beni uzun zaman tanıyan bir dostum yakın zamanda bana "Abi, 20 sene önce ne anlattıysan ne hayal ettiysen hepsini yaptın, ben de keyifle izledim" dedi. Gururlandıran şeylerden biri zaten bu, bu kadar uzun süre rotadan şaşmamış olmak beni mutlu ediyor.

Yelkenin dışarıdan bakıldığında çok estetik, içeriden bakıldığında ise çok sert bir spor olduğunu söyleyebiliriz. Sizce Bosphorus Cup bu iki tarafı nasıl bir araya getiriyor?

Dışarıdan baktığınızda, sakince suda süzülen tekneler görüyorsunuz. Ama o teknelerin içindeki yelkenciler pür dikkat yarışıyorlar. Yelken ayarı, navigasyon, ekip pozisyonu, rakipler, rüzgâr şiddeti gibi onlarca konuyu bir bilgisayar gibi işliyorlar. Bosphorus Cup bir yandan dünyanın en iyi yelkencilerine güzel bir oyun alanı sağlıyor; bir yandan da milyonlarca kişiye de görsel bir şölen sunuyor. Sert yanını ön plana çıkarma konusunda çalışmalarımız var.

Bugün geriye dönüp baktığınızda, Bosphorus Cup'ın sizin kişisel hayat hikâyenizde temsil ettiği şey nedir?

"Dayanıklılık" diyebilirim. Bosphorus Cup 25 sene birçok zorluk karşısında güçlü durdu.

Bu yıl Bosphorus Cup'a ilk kez gelecek birine, bunu yerinde deneyimlemesi gerektiğini nasıl anlatırsınız?

Bosphorus Cup'da hem rüzgârı, hem akıntıları, hem de mimarisi ve izleyicileri ile, çok zevkli bir parkurda yelken yapıyorsunuz; dünyanın en büyük şehirlerinden birinin milyonu aşan seyircisi çıplak gözle izliyor. Böyle bir an nasıl bulunabilir? Bu bir ömürde yaşanacak en güzel günlerden biri.

Yıllar sonra bu seneyi hatırladığınızda, aklınızda kalmasını en çok istediğiniz görüntü ne olur?

Hem Türkiye'nin hem de dünyanın en iyi yelkencileri Boğaz'da yarışıyorlar. Ve sonunda bir ekip kazanıyor ve kupayı kaldırıyor. Biz İstanbul'u temsil eden bu kupayı 23 yıl önce Kapalıçarşı'da yaptırdık ve hep el değiştirdi. Yarışı kazanmak için çılgınca emek vermiş bir ekibin, Boğaziçi Köprüsü'nün altında alkışlar arasında, büyük bir coşku ile kupayı kaldırması, bence dünya sporu adına dev bir an. Bu görüntünün unutulmaz olmasını isterim.

EN ÇOK OKUNANLAR

Güzelliğe Bütünsel Bakış: Skinification

Güzelliğe Bütünsel Bakış: Skinification

10 dakika okunma süresi
Technogym'den Fonksiyonel ve Estetik Bir Koleksiyon

Technogym'den Fonksiyonel ve Estetik Bir Koleksiyon

1 dakika okunma süresi
Menopoz Döneminde Kilo Kaybını Destekleyen Sağlıklı Beslenme ve Yaşam Önerileri

Menopoz Döneminde Kilo Kaybını Destekleyen Sağlıklı Beslenme ve Yaşam Önerileri

3 dakika okunma süresi
Gökyüzünden İlham Alan Mücevherin Hikayesi

Gökyüzünden İlham Alan Mücevherin Hikayesi

2 dakika okunma süresi
23 Nisan'da Çocuklarla Keyifli Zaman Geçirebileceğiniz Etkinlikler

23 Nisan'da Çocuklarla Keyifli Zaman Geçirebileceğiniz Etkinlikler

40 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Selena Gomez'in Moda İmzası Mabel Mora'da Yaşıyor

Selena Gomez'in Moda İmzası Mabel Mora'da Yaşıyor

Golf'ün 50 Yıllık Zaman Tüneli

Golf'ün 50 Yıllık Zaman Tüneli

Bodrum Günlüğü: Suzan Sabancı, Alara, Fatoş Mildon, Caroline Koç

Bodrum Günlüğü: Suzan Sabancı, Alara, Fatoş Mildon, Caroline Koç

Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen

Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen

Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!

Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

8 NİSAN 2026

8 NİSAN 2026

The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood

The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

Güneş Çağlarcan Solo Sergi Açılışı

Güneş Çağlarcan Solo Sergi Açılışı

Bodrum'dan Yaz Manzaları

Bodrum'dan Yaz Manzaları

Eylül Ayı Burç Yorumları

Eylül Ayı Burç Yorumları