Güzellik ve bakım sektöründe başarılarıyla öne çıkan Arcon Kozmetik Pazarlama İletişimi Müdürü Ezgi Anlı Özpek ile annelik ve kariyer hayatı arasındaki hatta nasıl yürüdüğünü, dengeyi nasıl kurabildiğini ve annelikle birlikte "bakım" kavramına bakışının nasıl değiştiğini konuştuk.
Çalışan bir kadın olmaktan çalışan bir anne olmaya geçtiğiniz dönemi bugün nasıl tarif edersiniz?
Benim için aslında o dönem çok zor bir geçiş olmadı; çünkü ofise geri döndükten çok kısa bir süre sonra pandemi oldu ve evlere kapandık. Yiğit 11 aylıkken eve geri dönmüştüm. Tüm dünya için kesinlikle çok zor bir dönemdi ama Yiğit'in 0-3 yaş aralığında çoğunlukla evden çalıştığım için gözümün önünde büyüdü diyebilirim. Bu da yoğun çalışan bir anne için büyük bir şanstı. İlk adımlarına denk geldim, ilk kelimelerini, cümlelerini duyabildim. Bu da bir anne için çok mutluluk verici bir durum.
Oğlunuz yedi yaşına yaklaşırken, anneliğin sizin için en belirgin hâli bugün ne anlam ifade ediyor?
Bugün annelik benim için kusursuz ve yeterli olmaya çalışmak değil, her gün yeniden öğrenmek ve birlikte büyümek anlamına geliyor. Oğlum çok yeni yedi yaşına girdi, onun karakterinin şekillenişini izlemek hem çok büyüleyici hem de öğretici bir deneyim. İlk yıllardaki koruma içgüdüsünün yerini şimdi daha çok rehberlik etmek, alan tanımak ve onu birey olarak duymak aldı. Anneliğin bugün bende durduğu yer; sevgiyi sadece vermek değil, güven duygusunu hissettirmek, onu her haliyle kabul ettiğimizi göstermek ve kendini keşfini sağlamak.
Beyaz yakalı bir düzen içinde çocuk büyütmenin sizin için en zor tarafları ne oldu?
Zaman ve zihni yönetmek oldu. Bazen fiziksel olarak evde olsanız bile kafanız hala işte olabiliyor ama o sırada tüm enerjisiyle dört gözle evde sizi bekleyen biri var. Bu noktada denge kurabilmek, onun duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmek çok zor. Çocuklar sadece vakit değil, dikkat ve tam bir varlık hâli istiyor. Bu yüzden zamanla şunu öğrendim: Mükemmel denge diye bir şey yok; önemli olan bulunduğun anda gerçekten orada onunla olabilmek.
"Her şeye yetişmek" fikri, özellikle çalışan anneler üzerinde görünmez bir baskı yaratıyor. Sizce çalışan anne olmak bir denge meselesi mi, yoksa her gün yeniden kurulan bir akış mı?
Yeterli olma hissi, özellikle bu dönemde anneler üzerinde baskı yaratıyor. Oysa ne iş hayatı ne de annelik sabit kalan bir alan; tecrübe, yaş ve yaşam koşullarıyla birlikte ihtiyaçlar, öncelikler ve dengeler sürekli değişiyor. Bir noktada insan, bu değişimi kabul edip her gün kusursuz bir denge kurmanın mümkün olmadığını anlıyor. Bazen o dengeyi sağlayamamak da hayatın doğal akışının bir parçası. Çalışan annelik biraz da bu değişken ritim içinde esnek kalabilmek, gerektiğinde öncelik belirleyebilmek, suçluluk duymadan seçim yapabilmek ve kendi düzenini sürekli yeniden tasarlayabilmek demek.
Anne olmak sizi profesyonel olarak nasıl dönüştürdü?
Anne olmak beni profesyonel anlamda daha anlayışlı, daha sabırlı ve daha güçlü bir bakış açısına sahip biri olarak dönüştürdü. Annelikle birlikte hayatı sadece kendi penceremden değil, farklı ihtiyaçlar ve hassasiyetler üzerinden de değerlendirmeyi öğrendim. Bu da iş hayatında insan ilişkilerime, ekip yönetimine ve karar alma süreçlerime doğrudan yansıdı. Her şeyden önemlisi, annelikle hem özel hem de profesyonel yaşamımda önceliklerimi çok daha net belirlemeye başladım. Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu fark ederek onu daha verimli kullanmayı öğrendim. Daha odaklı, daha planlı ve gerçekten önemli olana yönelen bir çalışma disiplinim oluştu.
Başarı kavramı anne olduktan sonra sizin için anlam değişimine uğradı mı? Annelikten sonra başarı kavramı yalnızca kariyerde ulaşılan hedefler, ünvanlar olmaktan çıktı. Üretmek, gelişmek, başarmak tabii ki çok kıymetli ama anne olunca bu kavramlar daha derin ve bütüncül bir yere evrildi. Sevdiğim işi yaparken oğlumla güçlü bir bağ kurabilmek, eşimle birlikte ona güvenli bir alan oluşturabilmek, tüm sevgimizi ona hissettirebilmek ve iyi bir insan yetiştirmek çok daha kıymetli oldu.
Kozmetik dünyası dışarıdan çoğu zaman imaj ve bakım üzerinden okunuyor. "Bakım" kavramına profesyonel gözle bakışınız değişti mi?Annelikle birlikte "bakım" kavramı benim için yalnızca dış görünüşe yönelik bir rutin olmaktan çıktı; şefkat, özen ve süreklilik anlamı kazandı. Birine iyi gelmek, ihtiyaçlarını fark etmek, güven vermek ve bunu sürdürülebilir kılmak olarak görmeye başladım. Bu bakış profesyonel hayatıma da yansıdı. Artık kozmetik dünyasında sadece sonuca değil, sürecin kendisine de odaklanıyorum. Çünkü bakım bazen anında görülen bir değişimden çok, kişinin kendine ayırdığı zaman, iyi hissetme hâli ve bir ritüel yaratmasıyla anlam kazanıyor.
Daha çok kadınlara hitap eden bir sektörde çalışmanız, bir erkek evlat büyütürken, değerlerinizi etkiledi mi?İçinde bulunduğum sektör, çalıştığım kurum ve temsil ettiğim markalar bana kendimi iyi hissettiriyor. Bu da doğal olarak evdeki dilime ve yaklaşımıma yansıyor. Bakımın yalnızca dış görünüş değil, kendine değer vermek, iyi hissetmek ve özene zaman ayırmak olduğuna o da şahitlik ediyor.
Bugün şirketlerin çalışan annelere yaklaşımında sizce en çok neyin değişmesi gerekiyor?
Anneliği bir "engel" ya da verimlilik kaybı olarak görmekten çıkıp hayatın doğal bir parçası olarak kabul etmek gerektiğini düşünüyorum. Çalışan annelere karşı duyulan anlayış, esneklik ve güven çok kıymetli. Arcon Kozmetik'in bu değerlere sahip olması nedeniyle kendimi çok şanslı hissediyorum. Üst yönetimimiz ve ilgili birimlerimiz bu konuda son derece hassas ve destekleyiciler. Kadın çalışanların ihtiyaçlarını gözeten, empatiyi merkeze alan kurum kültürlerinin hem çalışan mutluluğunu hem de iş verimini güçlendirdiğine inanıyorum. Desteklendiğini hisseden bir kadın da işine çok daha motive ve güçlü şekilde katkı sağlıyor.
Anne olduktan sonra kendinizle ilgili sizi en çok şaşırtan şey ne oldu?
Hiç beklemediğim şekilde içimden çok anaç bir Ezgi çıktı. Uzun yıllar tek önceliğim oğlum oldu. Tüm odağımı ona vermek bana çok doğal ve içgüdüsel geldi. Ancak annelerin süreç içinde kendilerini de unutmamaları gerektiğini fark ettim; çünkü iyi hissetmeyen, kendine alan açmayan bir annenin denge kurması da zorlaşıyor ve etrafına bazen iyi gelmiyor. Zamanla, anneliğin çocuğa adanmak kadar kendi varlığını da koruyabilmek olduğunu öğrendim.
Bunca rolün içinde sadece "siz" olarak kalabildiğiniz alan ne?
İş kadını, anne ve eş olmak gibi hayatın içinde pek çok rolümüz var. Tüm bunların arasında sadece "ben" olarak kalabildiğim anların başında sanırım kız arkadaşlarımla geçirdiğim zamanlar geliyor. Kız enerjisi gerçekten bambaşka; insanı hafifleten ve kendini hatırlatan bir tarafı var. Onun dışında eşimle baş başa kalabildiğimiz anlar ve haftalık rutinimde tamamen kendime ayırdığım spor zamanlarım oluyor. Hem bedenen hem zihnen yenilendiğim, sadece kendime odaklandığım o anlar benim için çok kıymetli.
Anne olmadan önceki kendinize bugün bir cümle söyleyebilseydiniz, ne söylerdiniz?
İlk çocuktan sonra hiç vakit kaybetmeden bir çocuk daha yap.
Oğlunuzun ileride sizi nasıl hatırlamasını istersiniz?
Birlikte çok eğlenen ve gülen, her koşulda yanında olan ve onunla yol alan, öğrenen bir anne olarak hatırlamasını isterim. Sadece yol gösteren değil, aynı zamanda yanında huzur bulduğu, güvende hissettiği biri olduğumu hatırlaması benim için çok kıymetli. Hayatındaki ilk kadın figürünün de kendi ayakları üzerinde duran, çalışkan ve emek veren bir kadın olduğunu unutmasın.