Bazı kentler vardır, yaşadığını hissedersiniz... Sokakları, binaları insan suretine benzer, yaşamın ve yaşanmışlığın izlerini taşır. Öyle ki bazen bu yaşanmışlığı unutur, hikayelerin dili ile anlatırız kenti. Kent, bazen Ayıntap olur, bazen Hantap. Adını dilden dile hikayeden hikayeye aktardığımız bu kent, zaman içinde Antap’den Entep’e kadar uzar gider. İşte kentin sokaklarında etrafınızı sarıp sizi kendine çeken bu yaşanmışlıklardır. Her bir durak her bir tat, her bir yapı ve sokak yeni bir hikaye fısıldar kulağınıza...
Bugün olduğu gibi antik çağlar boyunca bölge; etnik, dinsel ve uygarlıklar arası bir sınır ve geçiş kenti olmasından dolayı farklı kültürlere ev sahipliği yapar. M.Ö. 2. bin yıldan sonra bölge Hitit İmparatorluğu için önem taşımaya başlar. Doğu’ya Babil ve Asurluların dünyasına ulaşmanın kapısı olur. Zincirli Höyük, Karkamış Hitit İmparatorluğu’nun önemli kentleri olarak yükselmeye başlar. Karkamış, Hitit ve Asur kralları arasında gidip gelir. Asur kralı Sargon kenti ele geçirişini pişmiş toprak tablet üzerine şöyle yazdırır: “Asur kralı, dünyanın kralı, Sargon’un sarayı.” Sargon şehri almış, bir de kendine bir saray yaptırmıştır.
Kürkçü Han ile Hasırcı Han’ın yakınında 16. yüzyıldan beri ışıl ışıl parlaklığını koruyan Bakırcılar Çarşısı karşılar sizi. Genellikle bakır, yemeni, sedef kakmacılığı gibi Gaziantep’in yöresel el sanatları ürünlerinin yapılıp satıldığı bu çarşı, kentin en göz alıcı yerlerinden biridir. Tahmis Kahvesi’nin kokusu da size ulaşmışsa artık siz yolunuzdan kolay kolay dönemezsiniz. Gaziantep’in UNESCO tarafından tescillenmiş Antep kebabı, Antep baklavası, Antep fıstığı gibi mutfak lezzetleri arasında kendine has lezzeti ile yer edinir Tahmis Kahvesi. Gaziantep’in yöresel zengin mutfak kültürü UNESCO tarafından gastronomi dalında “Yaratıcı Şehir” unvanı ise bu yıl Gaziantep’e verilmesi kentin uluslararası olmasının da önünü açmıştır.