Bu sene Çağdaş Sanat’ın nabzı, Contemporary Istanbul’da atacak. Cemiyetin tanınmış isimlerinden, iş adamı Emre Kurttepeli ve eşi Maide Kurttepeli’nin ortağı olduğu, New York Chelsea bölgesindeki C24 Gallery’nin sanatçısı ünlü İspanyol ressam Domingo Zapata da, Contemporary İstanbul kapsamına İstanbul’a geldi. Maide Kurttepeli, “Her sene Contemporary Istanbul’da, C24 Gallery için bir stand açıyoruz ve galerimizi temsil eden sanatçılarımızın çalışmalarına yer veriyoruz. Bu yılki Contemporary Istanbul’da, galerimizin standında, galerimiz sanatçılarından dünyaca ünlü İspanyol ressam Domingo Zapata ile bizden İrfan Önürmen’in eserlerine yer verdik” diyor.
Emre-Maide Kurttepeli çiftinin konuğu olarak İstanbul’a gelen ünlü İspanyol sanatçı Domingo Zapata, İstanbul Lütfi Kırdar’daki C24 Gallery’nin standında, kendi kültürünü yansıtan matador ceketlerini sergiliyor. Bu ceketlerin her biri arenalarda boğalarla güreşmiş gerçek matadorların giydiği ceketler. Bu açıdan sergilendiği şehirlerde hayli ilgi çekiyor. Domingo Zapata’nın İstanbul’da bir başka sergisi daha var: 11 Kasım - 10 Aralık tarihleri arasında Akaretler Sıra Evler No:14'te, İstanbul'da ürettiği yapıtlardan oluşan kişisel sergisini de görebilirsiniz. Bu sergi W Otel ve Bilgili Holding’in mekan sponsorluğunda gerçekleşiyor. Zapata bu sergisinde akrilikle yaptığı kolaj kullandığı eserlerini sergiliyor. Kurttepeli çifti Domingo Zapata’nın sergisi için geçen hafta W Otel’de bir tanıtım daveti verdi. Maide Kurttepeli ve ressam Domingo Zapata ile İstanbul’daki sergisi üzerine bir söyleşi yaptık.
Maide hanım sizin ve eşinizin ortağı olduğu, New York Chelsea bölgesinde açtığınız C24 Gallery, ilk Türk galerisi olarak biliniyor. Galerinizden bahseder misiniz?
Özellikle Fausto Zonaro, Osman Hamdi ve Bellini, Sultan II. Mehmet ve İstanbul'un nasıl fethedildiği çok ilgimi çekiyor. Bu etkileri yapıtlarımda işledim. Bunlar benim İstanbul'a ve buradaki insanlara hediyem. Buraya ait bu temalar da beni işlerimi üretirken bana zaten hakim oluyor ve yapıtlarıma yansıyor. New York'ta ürettiğim işlerim Contemporary Istanbul'da C24 gallery'nin standında sergilenecek. Ayrıca 11 Kasım - 10 Aralık tarihleri arasında Akaretler Sıra Evler No:14'te de İstanbul'da ürettiğim yapıtlardan oluşan kişisel sergimi görebilirsiniz.
İçinizdeki enerjinin dışavurumuyla spontane olarak tuval karşısına geçer misiniz? Yoksa ilhamı beklemeden düzenli çalışır mısınız?
İkisinin karışımı diyebilirim. Önceden taslaklar çizmeyi ve hazırlık yapmayı seviyorum. Ama tuvalin önüne geçtiğimde kompozisyonlar ilgili spontan olmayı seviyorum. Temelde herşey planlı ama dışavurum olarak kendimi ifade ederken kendimi kaybediyorum.
Hayata bakış felsefenizi birkaç cümleyle özetler misiniz?
Benim yaşam felsefem, hep kendin olmak ve sürekli olumlu olup, çok çalışmanın eninde sonunda rüyalarının gerçek olmasını sağlayacağına inanıyorum. Bu süreçte de eğlenmeye değer veriyorum.
Size “Yeni Andy Warhol” diyorlar, ne dersiniz, ortak yönleriniz var mı?
Aslında herkes gibi karşılaştırılmadan hoşlanmam. Ama Andy Warhol'la karşılaştırılmak oldukça onur verici, methedici çok güzel bir şey, yine de yapmam gereken, insanlara ve kendime göstermem gereken çok şey var. Yani umarım bir gün buna ben de inanabilirim.
Dünya vatandaşı gibi yaşayan, biraz göçebe ve seyyah birisiniz. New York, Paris, Miami ve Venedik arasında yaşamak nasıl bir duygu?
Ben daha çok New York'ta yaşıyorum. Başka yerlerde farklı sergilere çalışırken geçici atölyelerim oluyor. Ama temelde New York'ta yaşıyorum. Çok seyahat etmek tabii ki işimin bir parçası ki bunu da çok seviyorum ve bana büyük esin kaynağı oluyor. Bu kadar farklı kültürleri görmek, onlara dair birşeyler keşfetmek ve öğrenmek, müzelerde ve sokakta farklı sanat işlerini görmek çok büyük bir fırsat.
Röportaj: Zülal ÜNALDI
Fotoğraf: Ertan DEMİRBİLEK