İstanbul'da şehir değişirken, geçmişten bugüne ulaşan yapılar da kendi hikâyelerini taşımaya devam ediyor. Özellikle Tarihi Yarımada'da bir binanın hafızası tek bir döneme ait kalmıyor; farklı işlevler, insanlar ve gündelik hayatlar yıllar içinde birbirine ekleniyor. Sultanahmet'te bir dönem cezaevi olarak kullanılan, 1996'dan bu yana ise otel olarak şehrin hikâyesine eşlik eden Four Seasons Hotel Sultanahmet de bu yıl 30. yaşına giriyor.
Otel, 30. yılını İstanbul'un hafızasını merkeze alan özel bir buluşmayla karşılamaya hazırlanıyor. AVLU'da gerçekleşecek gecenin anlatıcılığını Sunay Akın üstlenirken, otelin geçmişinden bugüne uzanan hikâyesi İstanbul'un farklı dönemleriyle birlikte ele alınacak. Akın'ın anlatısında yapının hapishane yıllarından semtin gündelik hayatına, İstanbul'un insanlarından zaman içinde değişen şehir kültürüne uzanan izler yer alacak.

Gecenin diğer ayağında ise Executive Chef Özgür Üstün ve ekibinin hazırladığı altı aşamalı bir menü bulunuyor. Anadolu'nun farklı bölgelerinden ve yerel ürünlerden hareketle hazırlanan menü, "Miras", "Kökenler", "Göç" ve "Ege'nin İzleri" gibi başlıklar üzerinden coğrafya, hafıza ve mutfak arasındaki ilişkiye bakıyor. Yıl dönümü için hazırlanan seçki, gecenin ardından bir ay boyunca AVLU'nun menüsünde yer alacak.

Bu 30 yıllık süreç uluslararası konaklama dünyasında da karşılık buldu. Otel, 2023'te Travel + Leisure tarafından "Dünyanın En İyi Oteli" ve "Avrupa'nın En İyi Şehir Oteli" seçilirken, 2025'te Türkiye'de üç Michelin Key alan ilk otel oldu. Otel Müdürü Serap Akkuş'un yönetiminde yoluna devam eden Four Seasons Hotel Sultanahmet için 30. yıl, geçmişte biriken hikâyelere yeniden bakmak kadar şehrin bundan sonraki dönemine nasıl eşlik edeceğini düşünmek için de bir vesile.

Four Seasons Hotels Istanbul Genel Müdürü Thomas Krooswijk de 30. yılı, otelin İstanbul'la kurduğu ilişkinin yanı sıra yıllar boyunca bu hikâyeye eşlik eden ekiplerin ve misafirlerin ortak hafızası üzerinden değerlendiriyor. Krooswijk'e göre yıl dönümü, geçmişte biriken anıları hatırlarken tarihi yapının bugüne nasıl taşındığına ve önündeki yeni döneme de bakmak için bir fırsat sunuyor.

Bir zamanlar cezaevi olarak kullanılan yapının bugün dünyanın farklı noktalarından gelen misafirleri ağırlaması, İstanbul'un kendisiyle de örtüşen bir dönüşüm hikâyesi anlatıyor. Şehrin tarihi merkezinde geçen 30 yılın ardından bina, geçmişinden kalan izlerle bugünün İstanbul'u arasında yaşamaya devam ediyor.