Steven Spielberg'ün Yeni Filmi “Disclosure Day” Hakkında Her Şey

Steven Spielberg'ün yeni bilimkurgu gerilimi “Disclosure Day”, geçtiğimiz haftalarda vizyona son derece güçlü bir giriş yapmıştı. Herkesin aklında soru işaretleri bırakan bu yapımı tüm detaylarıyla inceledik.

Yazar: Damla Ülkü Fotoğraf: Universal Pictures
25 Haziran 2026 Perşembe 16:15 | Son Güncellenme:
8 dakika okunma süresi
ABONE OL
Steven Spielberg'ün Yeni Filmi “Disclosure Day” Hakkında Her Şey

Sinemanın en önemli yönetmenlerinden biri olan Steven Spielberg, merakla beklenen son filmi Disclosure Dayile vizyona öyle bir giriş yaptı ki, yalan yok, hepimizin içine ufaktan bir "acaba?" kurdu düşürmeyi başardı. Normalde Spielberg deyince çoğumuzun aklına hemen E.T. ya da Close Encounters'taki tatlı, naif uzaylılar gelir ya... İşte bu kez o bildiğimiz nostaljik ve romantik hava falan kalmamış. Çünkü senarist koltuğunda Jurassic Park efsanesinin arkasındaki isim, gerilimin usta kalemi David Koepp var. Hal böyle olunca hikaye, alışık olduğumuz klasik uzaylı temasından çıkıp, "Ya yarın bir gün gelirlerse ve bizim tüm gizli saklı sırlarımız, foyalarımız bir anda ortaya dökülürse?" dedirten oldukça karanlık ve tekinsiz bir yere evrilmiş. Adamlar resmen bizim sırlarla dolu modern hayatımızın paranoyasıyla oynamış.

Peki film tam olarak ne anlatıyor derseniz, hikaye yıllardır hükümetler ve dev şirketler tarafından hasıraltı edilen dünya dışı temasların ve yüksek teknolojilerin, içeriden bir muhbir tarafından tüm dünyaya sızdırıldığı o büyük kaos gününe odaklanıyor. Ama olay sadece uzaylıların varlığının kanıtlanması değil, bu ifşa dalgasıyla birlikte sistem çökerken, sıradan insanların o çok güvendikleri kişisel sırlarının, gizli mesajlaşmalarının ve foyalarının da bir virüs gibi internete düşmesi. Yani anlayacağınız, küresel bir ifşa kriziyle ve herkesin dımdızlak ortada kaldığı devasa bir panik var.

"Disclosure Day" Oyuncu Kadrosunda Kimler Var?

Filmin oyuncu kadrosuna gelecek olursak, bence yapımın en büyük şansı kesinlikle bu ekip diyebilirim. Sırları sızdıran muhbir rolünde Josh O'Connor, olayları örtbas etmeye çalışan buz gibi CEO rolünde Colin Firth, Colman Domingo ve tabii ki Emily Blunt. Ama burada Emily Blunt için çok ayrı bir parantez açmak lazım. Filmde Margaret Fairchild adında bir haber sunucusunu oynuyor. Hani o meşhur canlı yayında, hava durumunu sunarken ifşa olaylarının şokuyla bir anda ayrıştığı, adeta insanlıktan çıktığı o sahne var ya... O an ağzından çıkan o inorganik, garip klik seslerini ve hırıltıları duyduğunuzda yapay zeka ile tasarlandığını zannedebilirsiniz, ama o seslerin hepsini Blunt bizzat kendi boğazından çıkarmış, ortada gram efekt yok. Ben duyunca çok şaşırmıştım. Sahneyi izlerken hissettiğimiz o çiğ ve ürkütücü duygu da tam olarak bu doğallıktan geliyor zaten. Ekrana kilitlenip nefesinizi tutuyorsunuz. Blunt, modern insanın o teknolojik kıyamet karşısındaki çaresizliğini ve yaşadığı psikolojik kırılmayı tek bir sahnede adeta bir beden korkusuna (body horror) dönüştürerek filmin zirve noktasını inşa etmiş.

Peki Film Kusursuz Mu?

Bana kalırsa filmin ufak tefek teklemeleri de var. Özellikle üçüncü perdede, "küresel sistem çöküşü" hissini verirken hikaye biraz fazla kontrolden çıkıyor. Spielberg o kadar çok alt metni (teknoloji bağımlılığı, devlet sırları, kişisel gizliliğin ölümü) aynı anda işlemeye çalışmış ki, bazı yan karakterlerin kendi hikayeleri devasa kaosun içinde biraz havada kalıyor. Colman Domingo'nun karakterinin motivasyonu mesela, çok daha derinleştirilebilirdi ama olayların hızına kurban gitmiş gibi hissettiriyor. Filmi izlerken benim de en çok takıldığım yer tam olarak bu final tercihi oldu. O kadar paranoya ve "ha geldiler ha gelecekler" geriliminin ardından, insan ister istemez büyük bir görsel şov veya klasik bir uzaylı karşılaşması bekliyor. Ama hikayenin daha çok bir siber-çöküş üzerinden aceleyle bağlanması açıkçası beni de pek tatmin etmedi. Nitekim bu aceleci final hissi genel seyirciye de yansımış olacak ki, filmin gişe rakamlarında oldukça dalgalı bir tablo oluştu. Vizyona girdiği ilk günlerde fırtına gibi esip dünya genelinde 120 milyon doları hızla devirse de son günlerde o ilk haftaki görkemli havasını kaybedip epey bir düşüşe geçmiş.

Film İzlemeye Değer Mi?

Peki gelelim o can alıcı soruya: Tüm bunlara rağmen bu film izlemeye değer mi? Bence kesinlikle değer. Bahsettiğim o ritim problemlerine ve beni tam tatmin etmeyen finaline rağmen, Disclosure Day insanı sadece düz bir uzaylı hikayesiyle değil, çok fena bir psikolojik gerilimle yakalıyor. Evet, perdede eski Spielberg filmlerindeki çocuksu büyüleyiciliği ya da o ikonik John Williams müziklerinin bizi sinemada uçurduğu eski nostaljik hissi tam olarak bulamayabilirsiniz. Hatta izlerken "bunu başka bir yönetmen çekse de olurmuş" diye düşündüğünüz anlar da olacak. Ama Colin Firth'ün buz gibi oyunculuğu ve Emily Blunt'ın bahsettiğim tüyler ürperten sahnesi bile tek başına filmi sinemada deneyimlemek için çok büyük bir sebep. Hatta, salondan çıktığınızda, cebinizde güvenle taşıdığınız o cihazın aslında tüm hayatınızı ne kadar kolay ifşa edebileceğini düşünüp hafiften ürperiyorsunuz. Benden söylemesi.

EN ÇOK OKUNANLAR

“Bir Erkek 10 Günde Nasıl Kaybedilir” 23 Yıl Sonra Geri Dönüyor
“Bir Erkek 10 Günde Nasıl Kaybedilir” 23 Yıl Sonra Geri Dönüyor

“Bir Erkek 10 Günde Nasıl Kaybedilir” 23 Yıl Sonra Geri Dönüyor

6 dakika okunma süresi
Dakota Fanning'den Manhattan Sokaklarında Zahmetsiz Yaz Stili
Dakota Fanning'den Manhattan Sokaklarında Zahmetsiz Yaz Stili

Dakota Fanning'den Manhattan Sokaklarında Zahmetsiz Yaz Stili

1 dakika okunma süresi
Eylül'de Venedik: Görmeniz Gereken 8 Etkinlik ve Kültür Durağı
Eylül'de Venedik: Görmeniz Gereken 8 Etkinlik ve Kültür Durağı

Eylül'de Venedik: Görmeniz Gereken 8 Etkinlik ve Kültür Durağı

8 dakika okunma süresi
Haftanın İlham Rehberi: 24 - 30 Ağustos
Haftanın İlham Rehberi: 24 - 30 Ağustos

Haftanın İlham Rehberi: 24 - 30 Ağustos

9 dakika okunma süresi
Podyumda Sürdürülebilir Bir Dönüşüm
Podyumda Sürdürülebilir Bir Dönüşüm

Podyumda Sürdürülebilir Bir Dönüşüm

3 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Hollywood'dan West End'e Taşınan Filmler
Hollywood'dan West End'e Taşınan Filmler

Hollywood'dan West End'e Taşınan Filmler

18 Yıl Sonra "Camp Rock"a Dönüş
18 Yıl Sonra "Camp Rock"a Dönüş

18 Yıl Sonra "Camp Rock"a Dönüş

Christopher Nolan'ın Vazgeçemediği Oyuncular: Aynı Yüzler, Yeni Labirentler
Christopher Nolan'ın Vazgeçemediği Oyuncular: Aynı Yüzler, Yeni Labirentler

Christopher Nolan'ın Vazgeçemediği Oyuncular: Aynı Yüzler, Yeni Labirentler

Yapay Zeka Temalı En İyi Film ve Diziler
Yapay Zeka Temalı En İyi Film ve Diziler

Yapay Zeka Temalı En İyi Film ve Diziler

“Spider-Man: Brand New Day” ile Yeni Bir Dönem
“Spider-Man: Brand New Day” ile Yeni Bir Dönem

“Spider-Man: Brand New Day” ile Yeni Bir Dönem

“The Hawk” Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey
“The Hawk” Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

“The Hawk” Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

83. Venedik Film Festivali Seçkisinde Hangi Filmler Var?
83. Venedik Film Festivali Seçkisinde Hangi Filmler Var?

83. Venedik Film Festivali Seçkisinde Hangi Filmler Var?

Marvel'ın Yeni “X-Men” Kadrosu Belli Oldu
Marvel'ın Yeni “X-Men” Kadrosu Belli Oldu

Marvel'ın Yeni “X-Men” Kadrosu Belli Oldu

Giorgio Armani'nin Hayatı Ferzan Özpetek İmzasıyla Dizi Oluyor
Giorgio Armani'nin Hayatı Ferzan Özpetek İmzasıyla Dizi Oluyor

Giorgio Armani'nin Hayatı Ferzan Özpetek İmzasıyla Dizi Oluyor

Johnny Depp, “Ebenezer” ile Beyaz Perdeye Dönüyor
Johnny Depp, “Ebenezer” ile Beyaz Perdeye Dönüyor

Johnny Depp, “Ebenezer” ile Beyaz Perdeye Dönüyor

“Lioness” 3. Sezon Öncesi Bilmeniz Gereken Her Şey
“Lioness” 3. Sezon Öncesi Bilmeniz Gereken Her Şey

“Lioness” 3. Sezon Öncesi Bilmeniz Gereken Her Şey

Jessica Biel 9 Yıl Sonra “Matchbox The Movie” ile Sinemaya Dönüyor
Jessica Biel 9 Yıl Sonra “Matchbox The Movie” ile Sinemaya Dönüyor

Jessica Biel 9 Yıl Sonra “Matchbox The Movie” ile Sinemaya Dönüyor