Lüks moda dünyasında değişim artık tasarımlarla sınırlı kalmıyor. Bir ürünün nasıl, nerede ve hangi malzemelerle üretildiği de sektörün geleceğini belirleyen konular arasında yer alıyor. Geleneksel zanaatkârlığın yeni teknolojilerle ilişkisi giderek güçlenirken, sürdürülebilirlik ve üretimde şeffaflık da markaların gündeminde daha fazla yer buluyor. Milano Moda Haftası kapsamında düzenlenen Milano Moda Küresel Zirvesi, sektörün geleceğine dair bu tartışmaları uluslararası moda dünyasının önemli isimleriyle bir araya getirdi.
21-22 Eylül tarihlerinde Milano'daki Torre Velasca'da gerçekleşen zirvenin konuşmacıları arasında Antoine Arnault, Gildo Zegna, Remo Ruffini ve Diego Della Valle gibi isimler yer aldı. Türkiye'den davet edilen tek konuşmacı olan DESA CEO'su Burak Çelet ise lüks sektörünün değişen dinamiklerini, Türkiye ile İtalya arasındaki üretim ilişkisini ve yeni nesil malzemelerin geleceğini ele aldı.

Konuşmasında lüks sektörünün yeniden yapılanma sürecine dikkat çeken Çelet, Türk sanayisinin üretim kapasitesi ile İtalyan zanaatkârlığının bir araya geldiği yeni iş modelinden söz etti. DESA'nın Toskana'nın Poppi bölgesindeki üretim tesisi üzerinden şekillenen bu yaklaşım, iki ülke arasındaki geleneksel tedarikçi ilişkisini daha kapsamlı bir üretim ortaklığına taşıyor. Çelet'e göre bu model, lüks markaların değişen ihtiyaçlarına yanıt verebilmek açısından da önem taşıyor.
Zirvenin öne çıkan konularından biri de moda dünyasında giderek daha fazla konuşulan alternatif malzemelerdi. DESA'nın biyoteknoloji şirketi GOZEN ile geliştirdiği Lunaform, hayvansal deri kullanımına alternatif oluşturabilecek yeni nesil bir biyomalzeme olarak tanıtıldı. Geleneksel deri işleme tesislerinde mevcut makinelerle işlenebilmesi, malzemenin endüstriyel üretime uyarlanması açısından dikkat çeken özelliklerinden biri. Çelet, doğal derideki uzmanlıklarını sürdürürken biyoteknoloji alanındaki gelişmeleri de geleceğin üretim anlayışının bir parçası olarak değerlendirdiklerini belirtti.
Milano'daki buluşma, lüks sektöründe köklü üretim geleneklerinin nasıl dönüşebileceğine dair farklı bakış açılarını gündeme taşıdı. Zanaatkârlık, teknoloji ve yeni malzemeler arasındaki ilişki ise önümüzdeki dönemde moda dünyasının en çok konuşacağı başlıklardan biri olmaya aday.