Bu yıl şapkalar görünümün temeli olarak karşımıza çıkıyor. Mevsimlere göre değişen materyallerle güç kazanan klasik formlar, sokaktan podyuma uzanan etkisiyle 2026 stilinin en belirleyici aksesuarı olmaya kararlı görünüyor. Bu yılın merkez aksesuarı olarak adeta tahta çıkan şapkalar, artık stilinizi tamamlayan son parça olmaktan çıkıp görünümün ana fikrini oluşturmaya hazırlanıyor. Bunun en önemli nedeni ise materyal kullanımındaki akıllı dönüşüm. Formlar büyük ölçüde aynı kalıyor; ancak keçe, kürk, keten, saten ya da tığ işi gibi farklı dokular sayesinde mevsime uyum sağlayarak mevsimsiz bir etki yaratıyorlar.Bir zamanlar zarafetin, hatta zorunlu giyimin sembolü olan şapka, uzun süre geri planda kaldı. Oysa bugün yeniden güçlü bir ifade aracı. Sokak stilinde net bir siluet yaratmak, sade bir kombini dönüştürmek ya da karakterli bir kontrast kurmak için tek başına yeterli.
Valentina Ferrer 1950'lerde zarafet ve romantizmle özdeşleşen kutu şapkalar, bu sezonun en dikkat çekici geri dönüşü. Geçmişte daha çok resmi kombinlerle anılan bu mimari form, bugün İskandinav minimalizmiyle keskin bir dönüş yapıyor. Özellikle Kopenhag Moda Haftası sokaklarında Elsa Hosk da olduğu gibi sade paltolar ve tek renk siluetlerle öne çıkarken, Upper East Side'da Valentina Ferrer'de göründüğü üzere daha modern bir yorumla karşımıza çıkıyor. Deri, süet, örgü ya da keten gibi farklı materyallerle yeniden tasarlanan kutu form; saçın toplu ya da kısa kullanıldığı stillerde daha net bir etki yaratıyor. Minimal stillerde heykelsi bir dokunuş eklemek isteyenler için güçlü ve rafine bir seçenek!

Balıkçı kökenli bucket şapkalar, yaz enerjisini hiç kaybetmeden dönüşüyor. Kış aylarında kürklü kaplamalar ve daha uzun kalıplarla günümüz hava koşullarına uyum sağlıyor; hacimli paltolarla birlikte güçlü bir kontrast yaratıyor. Yazın ise keten ve naylon gibi hafif kumaşlarla daha akışkan bir forma bürünüyor. Plajdan şehre taşınabilen nadir modellerden biri. Modern bucket'ın sırrı dengede: Hacimli bir model seçtiyseniz, kombini sade tutmak görünümü daha sofistike kılar. Spor geçmişi olan bu form, artık rahat lüksün sembolü diyebiliriz.

2010'larda popülerliği tartışma konusu olan kasketler, bu sezon merkezde kalmayı başarıyor. Özellikle toprak tonları, hayvan desenleri ve dokulu kumaşlarla daha olgun bir kimlik kazanmış durumda. Klasik blazer'larla, maskülen kesim pantolonlarla ya da sade trikolarla birlikte kullanıldığında güçlü bir şehir silueti yaratıyor. Kürklü ya da renkli versiyonları, sade kombinlere bilinçli bir hareket katıyor. Kasket artık gençlik enerjisinden çok stil bilgisiyle eşleşerek doğru materyal ve renk seçimiyle oldukça sofistike bir duruşa sahip.
Hollie Mercedes Peters Balaklava bu sezon minimalist maksimalizme uyumlanıyor. Boynu tamamen kapatmayan, daha küçük ve önden bağlanan versiyonlarıyla karşımıza çıkıyor. Renkler ise cesur: kırmızı, mavi, yeşil gibi doygun tonlar öne çıkıyor. Her ne kadar kış aksesuarı olarak bilinse de, yazın da güneşten korunma amacıyla hafif dokularla kullanılabilecek bir forma evriliyor. Açık yakalı kabanlar, oversize blazer'lar ve sade trikolarla kombinlendiğinde hem işlevsel hem estetik bir çerçeve yaratıyor.
Evi WaveGeçtiğimiz sezon plaj stilinde gördüğümüz tığ işi detaylar, bu yıl etkisini sürdürmeye devam ediyor. El işçiliğinin nostaljik ruhunu taşıyan bu modeller, yazın hafif elbiselerle romantik bir hava yaratırken; serin havalarda kabanlarla maksimalist bir kontrast kurabiliyor. File görünümlü berelerden daha sıkı örgü modellere kadar geniş bir skalaya sahip. Mevsimsiz tavrının nedeni de tam olarak bu: Aynı form, farklı dokularla bambaşka bir ruh kazanabiliyor. Tığ işi şapka, sade bir kombini bile karakterli ve sıcak bir görünüme dönüştürme gücüne sahip diyebiliriz.