Bir parfümü akılda kalıcı kılan çoğu zaman sadece kokusu olmuyor. Şişenin formu, rengi, kapağı ve malzeme seçimi de o kokunun karakterine eşlik ediyor ve hatta bazı flakonlar zaman içinde kendi başlarına koleksiyon objelerine dönüşüyor. Lüks dünyasında nesnenin kullanım alanından çok tasarım değerinin öne çıkması da parfüm ile mücevher arasındaki ilişkiyi giderek daha görünür hale getiriyor. Begüm Khan ve Guerlain'in yeni çalışması, bu kesişim noktasından hareket ediyor.
Guerlain ile gerçekleştirilen dördüncü yaratıcı iş birliğinde bu kez markanın ikonik L'Heure Bleue parfümü ele alınıyor. 1912'den beri Guerlain arşivinin önemli parçalarından biri olan koku, adını gün ışığı ile gece arasındaki kısa geçişten alıyor. Begüm Khan ise bu atmosferi doğrudan anlatmak yerine, Guerlain'in sembolik Flacon Cœur Inversé şişesini kendi mücevher dünyasına taşıyarak farklı bir yorum ortaya koyuyor.

Tasarımın merkezinde, L'Heure Bleue'nün karakteristik notalarından biri olan Iris bulunuyor. Begüm Khan, şişenin çevresini saran Iris çiçeklerini farklı mavi tonlarıyla ele alıyor. Açık mavi, buz mavisi, safir ve gece mavisi arasındaki renk geçişleri, günün son ışığından geceye uzanan değişimi tasarımın içine taşıyor.

Çalışmanın dikkat çeken taraflarından biri ise ölçeği ve üretim süreci. 1,5 litrelik özel flakon, yalnızca 66 adet üretilip numaralandırılıyor. Çiçek kompozisyonu ise 24 ayar altın kaplama bronz üzerine tek tek elle yerleştirilen 12.224 taştan oluşuyor. Taşların farklı renk ve boyutları Iris'in katmanlı formunu oluştururken, aralarda görünen altın yüzeyler tasarıma daha belirgin bir derinlik kazandırıyor.
Begüm Khan'ın yaklaşımında taş, yalnızca yüzeyi süsleyen bir detay olarak kullanılmıyor. Çiçeğin hacmini, kıvrımını ve hareketini oluşturmak üzere kompozisyonun tamamına dahil oluyor. Bu nedenle ortaya çıkan obje, klasik bir parfüm flakonundan çok dekoratif sanat, heykel ve mücevher tasarımının kesiştiği bir çalışma olarak okunabiliyor. Guerlain'in Fransız parfüm mirası ile İstanbul'daki geleneksel zanaat anlayışının aynı objede buluşması da iş birliğinin en güçlü taraflarından birini oluşturuyor.

Guerlain için tasarlanan bu özel çalışma, aynı zamanda Iris'in Begüm Khan'ın kendi tasarım evrenine girişini de beraberinde getiriyor. Markanın yıllardır geliştirdiği Botanik Bahçesi, egzotik çiçekler, hayvan figürleri ve doğadan alınan formlarla genişleyen bir dünyaya sahip. Iris de bu evrene kıvrımlı yaprakları, katmanlı yapısı ve güçlü siluetiyle ekleniyor.
Beş farklı renkte hazırlanan Iris koleksiyonu; kolye, küpe ve broşlardan oluşuyor. Her parça aynı çiçeği farklı ölçekte ve renklerde yorumlarken, el işçiliği tasarımların temel unsuru olarak öne çıkıyor. Taşların tek tek yerleştirilmesi ve çiçeğin doğal kıvrımlarını takip eden detaylar, Iris'in narin formu ile daha güçlü, heykelsi görünümü arasında bir denge kuruyor.

Begüm Khan'ın doğadan ilham alan tasarım anlayışında Iris böylece yeni bir motiften fazlasına dönüşüyor. Guerlain ile başlayan yaratıcı fikir, markanın kendi dünyasında karşılığını bulurken iki farklı tasarım geleneğini aynı noktada buluşturan yeni bir anlatı ortaya çıkıyor. Parfümün karakteri bir şişeye, şişe ise mücevher formuna taşınırken, Iris bu hikâyenin iki tarafını birbirine bağlıyor.