Ödül törenlerinde başarı hikâyelerini ve teşekkür konuşmalarını dinlemeye alışkınız. Ancak Cate Blanchett'in Tokyo'da yaptığı konuşma, törenden günler sonra bile gündemdeki yerini koruyor. İki Oscar ödüllü oyuncu, geçtiğimiz günlerde Japonya Sanat Derneği tarafından düzenlenen 37. Praemium Imperiale Ödülleri'nde tiyatro ve sinema alanındaki başarıları nedeniyle onurlandırıldı. Sanat dünyasının en prestijli ödüllerinden birini kabul ederken yaptığı konuşmada ise sanatın ifade gücünden kadınların özgüvenine, yaratıcılıktan şüphe duymanın önemine uzanan düşüncelerini paylaştı.
Konuşmasına sürrealist sanatçı Leonora Carrington'ın sanatın kelimelerle anlatılamayanları ifade etme gücüne ilişkin sözlerini hatırlatarak başlayan Blanchett, dilin insanın hissettiklerini aktarmakta her zaman yeterli olmadığından bahsetti. Oyunculuğun kelimeler üzerine kurulu bir meslek olmasına rağmen en etkileyici anlarının çoğu zaman söylenmeyenlerde saklı olduğunu anlattı. Ona göre bir karakterin dile getirdikleri kadar söylemek isteyip söyleyemedikleri, sustukları ve sonradan pişman oldukları da hikâyenin önemli bir parçası.

Konuşmanın en çok ilgi gören bölümü ise Blanchett'in şüphe duymaya ilişkin yaklaşımı oldu. Bir kadın olarak kendi düşüncelerini ve ifade biçimini sorgulamasının çoğu zaman özgüven eksikliği şeklinde yorumlandığını söyleyen oyuncu, bu düşünceye açıkça karşı çıktı. Şüphe duymanın kendisi için sanatsal üretimin başlangıç noktası olduğunu belirterek, bunun dinlemesine, görmesine ve çevresindekileri daha iyi anlamasına yardımcı olduğunu ifade etti.
Blanchett, kesin yargıların giderek daha fazla öne çıktığı bir dünyada şüphe duymanın yaratıcılık açısından taşıdığı öneme de dikkat çekti. Ona göre sorgulamak, yeni ihtimalleri keşfetmenin, farklı düşüncelere alan açmanın ve değişimin önünü açmanın en önemli yollarından biri. Bir fikre ilk anda kesin biçimde bağlanmak yerine onu geliştirmeye açık olmak, yaratıcılığın da temelinde yer alıyor. Oyuncu, kariyer ilerledikçe bu yaklaşımı korumanın ve yeni riskler alabilmenin daha fazla cesaret gerektirdiğini de vurguladı.

Elizabeth, Blue Jasmine, Carol ve Tár gibi filmlerde birbirinden farklı karakterlere hayat veren Blanchett'in sözleri, yıllara yayılan kariyerine dair yaklaşımını da ortaya koyuyor. Başarılı bir oyuncunun kendinden her zaman emin olması gerektiği düşüncesine farklı bir perspektif getiren konuşma, şüphe duymanın zayıflık olarak görülmesine karşı çıkıyor. Blanchett'in mesajı ise sanat dünyasının ötesinde de karşılık buluyor. Her sorunun cevabını bilmek ya da her düşünceden emin olmak zorunda olmadığımızı, belirsizliğin de yeni fikirlerin başlangıcı olabileceğini hatırlatıyor.