Elektrikli otomobiller söz konusu olduğunda konu bir şekilde hep menzile geliyor. Bu nedenle EV3 GT Line Long Range'in direksiyonuna geçtiğimizde bizim de ilk dikkatimizi çeken rakam 772 kilometre oldu.
Ancak küçük bir ayrım önemli: Kia'nın verilerine göre EV3 Long Range, WLTP ölçümünde 604 kilometreye kadar birleşik, 772 kilometreye kadar şehir içi menzil sunuyor. Gerçek kullanım değerleri ise sürüş tarzı, hava ve yol koşullarına göre değişebiliyor.
Biz otomobili üç gün boyunca İstanbul'daki günlük hayatımızın içine bıraktık. Trafik ve dur-kalklarla geçen bu sürede menzil göstergesi sürekli güven verdi. Bir süre sonra şarj istasyonunu düşünmemeye başladık.
Daha basit söyleyelim: Şarj etmeyi unutuyorsunuz.
Dışarıdan Kompakt, İçeride Ferah
EV3'le ilk karşılaşmada köşeli, kutu formuna yakın gövdesi dikkat çekiyor. Geometrik yüzeyler ve keskin çizgiler otomobili alışılmış kompakt SUV görünümünden ayırıyor.
Ön ve arka aydınlatmalarda da aynı geometrik yaklaşım devam ediyor. İnce ışık çizgileri, dikey formlar ve gövdeyle bütünleşen siyah yüzeyler EV3'ün tasarımına özellikle ön ve arka cepheden kendine özgü bir karakter kazandırıyor.
Asıl sürpriz ise otomobilin içine geçtiğimizde geliyor. Dışarıdan kompakt görünen EV3'ün kabini beklediğimizden daha derin ve geniş hissettiriyor.
Açık renklerin de katkısıyla kabinde ferah bir atmosfer var. Sürücü tarafında ekranların hâkim olduğu teknolojik bir kokpit bulunmasına rağmen iç mekân soğuk bir teknoloji alanına dönüşmüyor.
Bu ferahlık yalnızca ön koltuklarla sınırlı değil. Arka koltuğa geçtiğimizde de alan konusunda sıkışmışlık hissi yaşamadık. EV3'ün dışarıdan bakıldığında verdiği kompakt otomobil algısıyla içeride sunduğu hacim arasında hoş bir tezat var.
Ön iki koltuğun arasında ise bizim özellikle sevdiğimiz küçük bir detay bulunuyor. Kol dayamayla bütünleşen ve ileri doğru uzatılabilen sehpanın yüzeyi, dokusuyla bize mermeri çağrıştırdı. Bir otomobil konsolundan çok evdeki küçük bir mobilya parçasına benziyor.
EV3'ün içinde zaman zaman bir otomobilden çok küçük bir yaşam alanındaymışız hissine kapıldık.
Yağmurlu İstanbul'da EV3
EV3'ün bizde olduğu günlerde İstanbul yağmurluydu. Dolayısıyla ıslak zeminde tutuşunu ve özellikle rejeneratif frenleme sırasında vereceği hissi merak ediyorduk.
EV3 bizi ürkütmedi. Günlük kullanımımızda rejenerasyonun devreye girdiği anlarda da otomobilin dengesi öngörülebilir kaldı. Bir pist testinden ya da limitleri zorlamaktan söz etmiyoruz; yağmurlu İstanbul yollarında direksiyon başında aldığımız his güven vericiydi.
Günlük Hayatı Kolaylaştıran Detaylar
EV3'te hoşumuza giden teknolojilerden biri özellikle dar otoparklarda anlam kazanıyor. Anahtar üzerindeki kumandalarla otomobilin dışında dururken aracı ileri veya geri hareket ettirebiliyorsunuz.
İstanbul'da iki otomobilin arasına ya da bir duvarın yanına park ettiğinizde bunun ne kadar kullanışlı olabileceğini tahmin etmek zor değil.
EV3'ün bir başka özelliği ise V2L (Vehicle-to-Load). Otomobilin bataryasındaki enerjiyi uygun bağlantıyla dışarıdaki elektrikli cihazlara aktarabiliyorsunuz.
Teknik ifadeyi bir kenara bırakırsak, EV3 gerektiğinde dev bir powerbank'e dönüşüyor.
Kapı kollarından aydınlatmalara kadar EV3'ün pek çok detayında tasarım ve teknolojinin mümkün olduğunca sade biçimde bir araya getirilmeye çalışıldığını görmek mümkün. Küçük detaylar, otomobilin genelindeki modern ve geometrik yaklaşımı tamamlıyor.
Üç Günün Sonunda
EV3 GT Line Long Range, 81,4 kWh bataryaya sahip. Elektrik motoru 201 bg güç ve 283 Nm tork üretiyor. Kia'nın verilerine göre hızlı şarjla bataryanın yüzde 10'dan yüzde 80'e yaklaşık 31 dakikada ulaşması mümkün.
Fakat üç günlük İstanbul deneyimimizin ardından EV3'ü düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen ne 201 bg güç ne de şarj süresi oldu.
Şarjı düşünmemek.
"Ne kadar şarjım kaldı, nerede şarj edeceğim?" soruları zihninizden uzaklaşmaya başladığında otomobili de bir "elektrikli otomobil" olarak değil, yalnızca otomobil olarak kullanmaya başlıyorsunuz.
EV3'le geçirdiğimiz üç günün sonunda bizde kalan his de tam olarak buydu.