DJ kabinini bir kaçıştan çok kelimeler olmadan kurulan bir iletişim alanı olarak gören Yosi Gabay, yıllar içinde müziğin teknikten önce duygu meselesi olduğunu sahnede tekrar tekrar deneyimleyen isimlerden. 80'lerin kalıcı sound'undan bugünün hızlı tüketilen müzik dünyasına uzanan hafızası, setlerinde nostaljiyle güncel prodüksiyonları aynı çizgide buluşturuyor. Kalabalığı okumayı iyi bir gözlem pratiği, doğru şarkıyı ise doğru hissi yaratmanın parçası olarak ele alan Gabay; bu yaz rotasında sunset ve happy hour enerjisini kendi müzikal hikâyesiyle bir araya getiriyor.
Sizin için DJ kabini nasıl bir yer: kalabalığın en kontrollü noktası mı, yoksa o kalabalığa rağmen insanın kendisiyle en yalnız kaldığı kaçış alanı mı?
DJ kabini benim için her zaman çok özel bir alan oldu. Bence sorunuzda bahsettiğiniz iki olgunun tam ortası. Benim için hiçbir zaman bir kaçış alanı olmadı ama kendimle baş başa kaldığım bir konfor alanı diyebiliriz. Çünkü birkaç saat boyunca insanların duygusunu okumaya çalışırken aynı zamanda kendi ruh hâlinizi de müziğe katıyorsunuz. Ben kabini her zaman dinleyiciyle yaratılan bir "iletişim alanı" gibi gördüm; kelimeler olmadan kurulan bir bağ gibi...
Sahnedeki 'persona'nızla gündelik hayattaki hâliniz nerede birbirinden ayrılıyor?
Gündelik hayatımda daha sakin ve gözlemci biriyim. DJ kabinine geldiğimde ise müzikle birlikte daha dışa dönük yönüm ortaya çıkıyor. Ama ikisinin ortak noktası şu: ikisinde de insanları dikkatle izliyorum ve atmosferi hissetmeyi seviyorum. Sanırım DJ'lik biraz da iyi gözlem yapabilme sanatı. İyi bir gece bazen doğru şarkıdan çok doğru hissi yaratabilmek ile ilgilidir bence.

Yıllar içinde kalabalık okumayı öğrenmek, size müzikten çok insanlara dair ne öğretti?
İnsanların aslında zannettiğimiz kadar farklı olmadığını öğretti. Herkes bir yerde benzer şeyleri arıyor; anı yaşamak; keyif almak ve kısa da olsa gerçek hayattan uzaklaşabilmek. Çok farklı kültürlerde, çok farklı mekânlarda çaldım ama doğru ve iyi müziğe verilen samimi reaksiyon hep aynı bence. Bazen çok basit bir melodi, doğru anda çaldığında insanların hafızasında yıllarca kalabiliyor. Bu da bana müziğin aslında teknikten çok duygu meselesi olduğunu gösterdi. İnsanlar iyi müziğin yanında en çok onlara hissettirdiği şeyi hatırlıyor.
Bu mesleğe ilk başladığınız dönemin müziğiyle bu dönemin müziğinin arasındaki değişimi nasıl yorumluyorsunuz?
Bence ruh ve duygu taşıyan iyi müzik her dönemde kendine yer buluyor. Ben DJ'liğe başladığım dönemde müziğe ulaşmak daha zordu; bu yüzden keşfetmenin değeri daha yüksekti. Şimdi ise sınırsız bir erişim var. Bu çok büyük bir avantaj olmakla beraber aynı zamanda müziğin çok hızlı tüketilmesine de neden oluyor. Ben kendimi mesleğe başladığım seneler açısından çok şanslı hissediyorum. Bence müziğin en iyi olduğu yılları yani "80'leri" bizzat yaşadım. Günümüzde bile hala o parçalar ve/veya yeni remixleri çalınmakta. O senelere ait parçaların birçoğunun yeni nesillere kadar ulaşabildiğini ve onları etkilediğini gözlemliyorum. Bunun yanında günümüzde de çok kaliteli ve iz bırakan çalışmalar yapılmakta, ancak kanımca bu geçmiş senelere göre çok daha sınırlı.
Bir yaz playlist'i hazırlarken geçmiş yazların müzik kodlarından ne kadar kaçabiliyorsunuz? Bu playlist'te kişisel hafızanıza en çok dokunan parça hangisi?
Ben çalarken belli bir playlist'e bağlı kalmam ama tabii ki mutlaka sezon başı ve sezon boyunca hazırlık yapar, yeni parçaları ve trendleri takip ederim. Ancak geçmiş yazlardan tamamen kaçabildiğimi sanmıyorum çünkü yaz müziği biraz hafıza işi. Bazı parçalar sizi başka bir yaz akşamına götürebiliyor ve iyi hissettiriyor. Ben hazırlık yaparken yeni keşiflerle beraber o nostaljik hissi dengelemeyi çok seviyorum. Bu bakımdan benim kişisel hafızama en çok dokunan parça Kenan Doğulu – Tükendim Ben (Faros & MFK Remix). Hem oldukça nostaljik, hem yeni versiyonuyla çok güçlü bir prodüksiyon. Sadece Türk dinleyicide değil aynı zamanda yabancı dinleyicide de çok iyi etki bırakan bir parça.
Bir gece boyunca başkalarının ritmini kurarken, kendi iç ritminizi nasıl koruyorsunuz?
Sanırım kendi çizgime sadık kalarak... Yıllar içinde şunu öğrendim; insanları gerçekten etkileyen DJ performansları, DJ'in samimi olabildiği performanslar oluyor. Trendleri takip etmek önemli ama bence kendi hikâyenizi kaybetmediğiniz sürece... Bu şekilde kalabalıkla bir bağ kurabildiğinizde enerji doğal şekilde yerini buluyor.

Başkalarının en eğlenceli anlarına müzikle eşlik ederken, sizin kendi unutulmaz anınıza hangi sesin ya da kimin eşlik etmesini isterdiniz?
Yaz özelinde derseniz, sanırım deniz sesi diyebilirim. Çünkü benim için müzik, yaz ve deniz duygusu hep iç içe. Kimin eşlik etmesini isterdim derseniz, o da kesinlikle eşim; çocuklarım ve ailemdir. Ayrıca yazın en güzel anları bence samimi arkadaşlarınızla birlikte geçirebileceğiniz değerli zamanlardır.
Bu yaz sizi nerelerde dinleyebileceğiz?
Bu yaz Bodrum; Çeşme, Fethiye ve İstanbul başta olmak üzere farklı yaz destinasyonlarında çalıyor olacağım. Sadece akşam programları değil "Sunset" ve "Happy Hour" programları da olacak. Güncel performans takvimimi sosyal medya hesabımdan takip edebilirsiniz...