Yunan adalarının her birinin kendine göre bir güzelliği var. Kiminde gece hayatı öne çıkıyor, kiminde bembeyaz köyler ve gün batımları, kiminde ise uzun kumsallar ve sakin koylar. Naxos bunların birkaçını bir arada sunan adalardan biri. Üstelik Kiklad Adaları'nın popüler rotalarından Mykonos'a yalnızca 23 deniz mili uzaklıkta olmasına rağmen kendine has atmosferini koruyor.
Kiklad Adaları'nın en büyüğü olan Naxos, Türkçede Nakşa Adası olarak da biliniyor. Ege'nin ortasında bir elması andıran şekliyle uzanan ada; beyaz evleri, mavi denizi ve taş sokaklarıyla ilk bakışta klasik bir Yunan adası gibi görünse de biraz dolaştığınızda manzara değişiyor. Chora'nın hareketli sokaklarından dağların arasındaki köylere, uzun kumsallardan antik kalıntılara kadar keşfedilecek oldukça geniş bir alan var. Üstelik adanın verimli toprakları sayesinde mutfağı da diğer birçok Yunan adasından ayrı bir yerde duruyor.
Naxos'u güzel yapan biraz da bu çeşitlilik. Bir gününüzü deniz kenarında geçirip ertesi gün adanın içlerine doğru çıkabilir, küçük köylerde dolaşabilir, akşam da Chora'da günün yorgunluğunu atabilirsiniz. Plajları, tarihi, gastronomisi ve ada hayatının hala canlı olduğu yerleşimleriyle Naxos, birkaç plaj görüp dönmekten ziyade biraz zaman ayırdıkça kendini gösteren adalardan.
Türkiye'den Naxos'a doğrudan uçmak mümkün değil. En kolay yol İstanbul'dan Atina'ya uçup buradan Naxos'a geçmek. Atina'dan adaya uçuş yaklaşık 40 dakika sürüyor. Uçak yerine feribotu tercih ederseniz Pire veya Rafina limanlarından Naxos'a ulaşabilirsiniz. Yolculuk, kullandığınız feribota göre yaklaşık 3,5 ila 6 saat arasında değişiyor. Özellikle yaz aylarında sefer sayısı arttığı için uçak ve feribot arasında seçim yaparken hem fiyatlara hem de saatlere bakmakta fayda var.
Naxos'u başka adalarla birlikte gezmeyi düşünüyorsanız iş daha da kolaylaşıyor. Paros, Mykonos, Santorini ve Milos gibi adalardan Naxos'a feribot seferleri bulunuyor. Bu nedenle Atina'ya uçup tek bir adaya geçmek yerine birkaç adayı birbirine bağlayan bir rota da oluşturabilirsiniz. Özellikle Paros'tan Naxos'a geçiş oldukça kısa sürdüğü için ikisini aynı seyahate eklemek oldukça mantıklı.
Naxos'ta sezon mayıs ayında başlıyor ve ekim ayına kadar devam ediyor. Mayıs ve ekim daha sakin dönemler olsa da deniz suyu serin olabiliyor. Haziranla birlikte deniz sezonu başlıyor, temmuz ve ağustos adanın en kalabalık ve hareketli dönemi oluyor. Haziran ve eylül, sıcak havayı, deniz keyfini ve daha az kalabalığı bir arada isteyenler için en ideal aylar. Eylül ayında deniz hala sıcaklığını korurken yaz yoğunluğu biraz azalıyor. Daha sakin bir Naxos görmek istiyorsanız mayıs veya ekim de tercih edilebilir, ancak sezon sonlarında bazı otel ve restoranların kapalı olabileceğini hesaba katmak gerekiyor.
Naxos için 3-4 gün ayırmak ideal. Bu sürede Chora'yı ve adanın öne çıkan köylerini gezebilir, birkaç farklı plajda denize girebilir, iç kesimlere doğru kısa bir rota yapıp akşamları da restoranları keşfedebilirsiniz. Daha sakin bir tempoda gezmek, tekne turu yapmak veya adanın daha uzak köşelerine gitmek istiyorsanız 5 gün ayırmak daha iyi olur. Naxos büyük bir ada olduğu için iki güne her şeyi sıkıştırmaya çalışmak yerine en az 3 gün bırakmak daha iyi olabilir.
Naxos büyük bir ada, o yüzden birkaç farklı bölgeyi görmek istiyorsanız araba kiralamak gerçekten işinizi kolaylaştırıyor. Chora'da yürüyerek gezmek mümkün ama plajlara, dağ köylerine ve adanın daha uzak taraflarına geçtikçe araç ihtiyacı ortaya çıkıyor. Otobüsler özellikle Chora'dan popüler plajlara ulaşım için kullanılabiliyor ve yazın seferler artıyor. Yine de bütün gününüzü otobüs saatlerine göre ayarlamak istemiyorsanız araba daha rahat. Scooter ve ATV de kiralanıyor ancak adanın iç kesimlerinde yolların virajlı ve yer yer eğimli olduğunu unutmamak lazım.
Adada nerede kalacağınızı seçerken biraz nasıl bir tatil istediğinize bakmak gerekiyor. Chora, ilk kez gelenler için en pratik seçenek olabilir. Çünkü limana, restoranlara ve akşam gezilecek yerlere yakınsınız. Daha hareketli ve deniz kenarında bir atmosfer isterseniz Agios Prokopios ve Agia Anna tarafına bakabilirsiniz. Uzun kumsalların yanında daha sakin bir tatil için Plaka güzel bir tercih. Apollonas ise adanın kuzeyinde, daha küçük ve sakin bir sahil yerleşiminde kalmak isteyenlere göre. Adanın iç kesimlerinde konaklamak da mümkün ama ilk seyahatte farklı bölgeleri rahatça gezmek istiyorsanız Chora veya batı kıyısındaki sahil yerleşimleri daha kullanışlı.
Naxos'ta ne yiyeceğinize karar verirken balığa takılıp kalmayın. Adanın asıl güçlü olduğu taraf peynirleri, patatesi ve et yemekleri. Naxos Graviera'sı ve Arseniko'yu mutlaka deneyin. Saganaki olarak da oldukça iyi yapılıyor. Kalogeros, patlıcan ve peynirle pişirilen geleneksel et yemeklerinden ve adaya gelmişken denenebilir. Daha hafif bir şey isterseniz taze balık ve deniz ürünleri zaten kıyı restoranlarında bolca var. Tatlıda Melachrino, içecek olarak da Naxos'un kendine özgü Kitron içeceği listenize girebilir. Chora daha modern restoranlar için, köyler ise gerçek ada yemeklerinin peşine düşmek için daha iyi.
Naxos'u gezerken sahilden biraz uzaklaşmak gerekiyor. Adanın iç kesimlerine çıktıkça Venediklilerden kalan kuleler, mermer köyler, Bizans kiliseleri, antik tapınaklar ve zeytinliklerin arasına saklanmış eski yerleşimler ortaya çıkıyor. Özellikle Chora, Apeiranthos, Halki ve Filoti çevresinde Naxos'un tarihini daha yakından görebilirsiniz. Bu nedenle adada sadece plajlara zaman ayırmak yerine bir günü iç kesimlere bırakmak iyi olur.
Naxos'un merkezi olan Chora, adanın en hareketli bölgesi ama sadece liman ve restoranlardan ibaret değil. Limandan yukarı doğru çıktığınızda eski şehir bölgesi başlıyor. Buradaki Kastro, 13. yüzyılda adayı yöneten Venedikli Marco Sanudo tarafından kurulan ortaçağ yerleşiminin izlerini taşıyor. Dar sokakların arasında eski Venedik evleri, malikaneler, kiliseler ve küçük avlular var. Liman tarafı daha canlıyken yukarı çıktıkça ortam bir anda sessizleşiyor.
Chora'nın karşısındaki Palatia Adası'nda bulunan Portara, Naxos'un en tanınan yapısı. Büyük mermer kapı, MÖ 6. yüzyılda yapılmaya başlanan ancak tamamlanamayan Apollon Tapınağı'nın günümüze ulaşan parçası. Adacığa yürüyerek geçilebiliyor. Gün batımında buraya gelen çok oluyor ama sabah saatlerinde daha sakin bir ortam bulabilirsiniz.
Chora'nın en eski bölümünü oluşturan Kastro, Naxos'un Venedik dönemini görmek için gidilecek yer. Sanudo'nun 1207'de kurduğu düklüğün yönetim merkezi burada bulunuyordu. Bugün bölgedeki sur kalıntıları, taş konaklar, eski aile armaları ve kiliseler o dönemden kalan izleri taşıyor. Arkeoloji Müzesi de Kastro'nun içinde, eski bir Cizvit okulunda yer alıyor ve adanın Kiklad döneminden Roma dönemine uzanan geçmişine dair eserler sergiliyor.
Zas Dağı'nın kuzeydoğu tarafında bulunan Apeiranthos, Naxos'un en karakteristik köylerinden. Köyün sokaklarında kullanılan mermer, burayı diğer Naxos yerleşimlerinden hemen ayırıyor. Venedik döneminden kalma kuleler ve eski taş evlerin yanında küçük müzeler de bulunuyor. Özellikle Arkeoloji, Jeoloji ve Halk Sanatları müzeleri sayesinde köyün tarihini sadece sokaklarda yürüyerek değil, içeride de görebiliyorsunuz.
Bir zamanlar Naxos'un ticari merkezi olan Halki, bugün adanın iç kesimlerinde daha sakin bir köy olarak karşımıza çıkıyor. Burada eski tüccar evleri ve neoklasik yapılar dikkat çekiyor. Köyün en bilinen yapılarından biri olan Vallindras Distillery ise Naxos'un meşhur Kitron içeceğinin üretildiği tarihi damıtımevi. Halki'ye gelmişken burayı görmek ve Kitron'u tatmak güzel bir fikir.
Zas Dağı'nın eteklerine kurulmuş Filoti, Naxos'un en büyük ve hareketli köylerinden. Köyün merkezindeki Panagia Protothroni Kilisesi, adadaki önemli Bizans yapılarından biri ve kökeni 9. yüzyıla kadar uzanıyor. Filoti'den Zas Dağı'na yürüyüş rotaları da başlıyor. Yani burası sadece kahve molası verilecek bir köy değil. Yürüyüş yapmak isteyenler için de iyi bir başlangıç noktası.
Sangri yakınlarında bulunan Demeter Tapınağı, Naxos'un antik dönemden kalan en önemli yapılarından. MÖ 6. yüzyılda, bereket tanrıçası Demeter'e adanarak inşa edilmiş. Tamamen mermerden yapılan tapınağın bir bölümü günümüzde yeniden ayağa kaldırılmış durumda. Çevresinin oldukça sakin olması da burayı Chora'daki tarihi yapılardan farklı kılıyor.
Chora'nın kuzeyindeki Eggares, Naxos'un daha yeşil ve tarımsal yüzünü görmek için gidilebilecek köylerden. Zeytinlikler, meyve bahçeleri ve eski taş evlerle çevrili. Köyün yakınındaki eski zeytinyağı değirmenleri, Naxos'un geçmişte tarım ve zeytincilikle kurduğu ilişkinin izlerini gösteriyor. Büyük tarihi yapılar aramıyorsanız, burası daha çok eski ada yaşamını görmek için anlamlı bir durak.
Naxos Adası'nda yemek, seyahatin başlı başına güzel taraflarından biri. Ada kendi ürünleriyle oldukça güçlü bir mutfağa sahip. Yerel peynirler, patates, et ve deniz ürünleri sofralarda sıkça karşınıza çıkıyor. Geleneksel tavernalar hala önemli bir yere sahip olsa da son yıllarda daha modern ve özenli restoranların sayısı da arttı. Özellikle güzel bir akşam yemeği için deniz manzaralı, çağdaş Yunan mutfağı sunan ve yerel malzemeleri daha yaratıcı şekilde kullanan adresler öne çıkıyor. Naxos'ta yemek seçerken biraz da nerede olduğunuza bakmak gerekiyor. Chora'da daha şık ve modern seçenekler bulunurken, adanın iç kesimlerinde geleneksel mutfağı deneyimleyebileceğiniz daha karakterli restoranlar var.
Stelida'daki Laguna Coast Resort'un içinde yer alan Tâma, Naxos Adası'nda daha özel bir akşam yemeği için öne çıkan restoranlardan. Şef Elpida Morfouli'nin mutfağı yerel ürünlere ve çiftlikten sofraya anlayışına dayanıyor ancak tabaklar klasik Yunan mutfağından biraz daha modern bir çizgide. Deniz manzarası ve Portara'ya doğru açılan konumu özellikle akşam saatlerinde restoranın atmosferini tamamlıyor. Menüden kırmızı karides carpaccio, yavaş pişirilmiş ahtapot, günün balığı veya ıstakozlu makarna tercih edilebilir. Daha hafif bir başlangıç isterseniz Cycladic salata da yerel ürünleri tanımak için güzel bir seçenek.
Agios Prokopios'ta bulunan Tanines, yaratıcı Yunan mutfağı tarafında duran restoranlardan. Klasik ada yemeklerini modern tekniklerle yorumlayan menüsü, mekanı sıradan bir tavernadan ayırıyor. Çatı katındaki havuz kenarı bölümünde, Akdeniz gökyüzünün altında yemek yemek de deneyimin önemli bir parçası. Özellikle gün batımına doğru gitmek güzel; rooftop konumu sayesinde yemek boyunca gökyüzünün renk değiştirmesini izleyebiliyorsunuz. Menüde Naxos gruyere saganaki, karidesli giouvetsi, ahtapot, deniz levreği sashimi ve günün taze balığı öne çıkan seçenekler arasında. Daha geleneksel bir tat isterseniz Naxos'a özgü Kalogeros, yani dana eti, füme patlıcan ve arseniko peyniriyle hazırlanan yemek, denenebilecek tabaklardan.
Naxos Adası'nın doğu kıyısındaki Moutsouna'da, denizin hemen yanında yer alan Alos-The Food Circle, daha özel bir akşam yemeği için adanın en iyi seçeneklerinden. Ostria Inn'in içinde bulunan restoran, gösterişli olmaktan çok sakin ve zarif bir atmosfere sahip. Denize ve Küçük Kikladlar'a karşı konumu özellikle akşam saatlerinde çok güzel. Mutfağında Naxos'un yerel ürünleri modern bir yorumla ele alınıyor ve deniz ürünleri öne çıkıyor. Karidesli linguine, günün taze balığı, Aegean tuna ve yerel kalamar menüde değerlendirilebilecek seçenekler arasında. Özellikle taze balık ve deniz ürünleri, restoran deneyimiyle ilgili en çok beğenilen taraflardan. Moutsouna'nın sakinliği ve denize sıfır konumu da burayı Chora'daki restoranlardan ayırıyor.
Stelida'daki Akre Hotel'in içinde yer alan Votani, Naxos'un yerel ürünlerini daha modern bir mutfak anlayışıyla sunuyor. Deniz kenarındaki konumu ve havuz çevresindeki sakin atmosferi, özellikle akşam yemeğinde burayı daha özel bir seçeneğe dönüştürüyor. Menüde öne çıkanlardan biri, reçel ve çilekle servis edilen saganaki; klasik peynir saganakisinin biraz daha farklı bir yorumu. Kalamar ve Naxos usulü patates de deneyenlerin özellikle tavsiye ettiği tabaklar arasında. Et tercih edenler için Naxos dana etiyle hazırlanan picanha da menüde öne çıkıyor.
Naxos'ta plaj konusunda seçenek bol ve hepsinin havası aynı değil. Bazıları otel ve beach club'larla daha düzenli, bazıları ise arabayı park edip havlunuzu atacağınız kadar doğal. Bu yüzden plaj seçimini biraz nasıl bir gün geçirmek istediğinize göre yapmak daha mantıklı.
Chora'ya yakın olduğu için adanın en çok tercih edilen plajlarından. Uzun, açık renkli bir kumsalı ve oldukça berrak bir denizi var. Sahil boyunca restoranlar, beach barlar ve şezlong kiralayabileceğiniz yerler bulunuyor. Arabayla uğraşmadan denize girmek ve sonrasında bir şeyler yiyip içmek istiyorsanız burası pratik seçeneklerden.
Agios Prokopios'un hemen devamında yer alan Agia Anna, daha küçük bir sahil ve daha fazla restoran seçeneği sunuyor. Denizin hemen arkasında tavernaların sıralandığı bölüm özellikle hoş. Sabah denize girip öğlen masaya geçmek, sonra tekrar denize dönmek gibi bir plan yapacaksanız burası tam o tarz.
Naxos'un en uzun kumsallarından biri ve plaj boyunca istediğiniz bölümü seçebiliyorsunuz. Bir tarafında beach barlar ve restoranlar varken daha ileride çok daha boş alanlar çıkıyor. Deniz genellikle berrak ve kumsal geniş. Günün tamamını tek bir plajda geçirmek isteyenler için en mantıklı adreslerden diyebiliriz.
Burada işin içine rüzgar giriyor. Naxos'un kitesurf ve windsurf için en bilinen noktalarından biri olduğu için plajda sık sık yelkenleri görebilirsiniz. Spor yapmıyorsanız da denizin ve çevredeki kayalıkların oluşturduğu manzara için uğranabilir. Rüzgarlı günlerde denizin diğer plajlara göre daha hareketli olduğunu da hesaba katın.
Alyko, klasik Naxos plajlarından biraz farklı. Büyük bir tesis sırası yerine kayalıklar, sedir ağaçları ve küçük koylarla karşılaşıyorsunuz. Özellikle daha tenha bir yer arıyorsanız buraya bakın. Denize girmek kadar çevrede dolaşmak da güzel ve günün ilerleyen saatlerinde ışık çok iyi oluyor.
Mikri Vigla ile Alyko arasında kalan Orkos, tek bir büyük kumsaldan ziyade arka arkaya gelen küçük koylardan oluşuyor. Büyük plajların kalabalığından uzak durmak isteyenler burayı daha çok seviyor. Arabayla gelip gözünüze kestirdiğiniz koya geçmek en güzel yöntemi.
Naxos'ta konaklama için tek bir bölgeye bağlı kalmak gerekmiyor. Chora'da restoranlara ve gece hayatına yakın otellerden, Agios Prokopios ve Stelida'da denize daha yakın seçeneklere kadar farklı alternatifler var. Özellikle birkaç gün adada kalacaksanız, otelin konumuna ve plaja ne kadar yakın olduğuna bakmak seçim yaparken işinizi kolaylaştırıyor.
Stelida'da denize karşı konumlanan Akre, Naxos'un son dönemde öne çıkan otellerinden. Tasarımı oldukça modern ama ada karakterini tamamen kaybetmiş değil. Odaların büyük bölümü denize bakıyor ve bazı süitlerde özel havuz bulunuyor. Otelin kendi restoranı Votani de konaklamayı sadece "Güzel bir odada kalma" deneyiminden çıkarıyor. Chora'ya yakın olup daha sakin bir yerde kalmak isteyenler için özellikle iyi bir seçim.
Agios Prokopios'ta, plaja birkaç dakika mesafede bulunan 18 Grapes daha çağdaş ve gösterişli bir otel arayanlara hitap ediyor. Beyaz taş mimari, geniş süitler, özel havuzlar ve rooftop bölümü otelin öne çıkan tarafları. Sabah denize girip akşam Chora'ya geçmek de kolay. Yani hem plaja yakın olayım hem de otelden çıktığımda restoran ve bar seçeneklerine ulaşabileyim diyorsanız konumu oldukça başarılı.
Burada otel tatilinden çok villa hissi var. Agios Prokopios'un yukarısında, deniz manzarasına karşı konumlanan Naxian Utopia özellikle özel alan isteyenler için güzel bir seçenek. Villaların kendi havuzları ve geniş terasları bulunuyor. Kalabalık bir resort yerine daha izole, kendi ritminizde geçireceğiniz birkaç gün düşünüyorsanız listenize alınabilir.
Stelida'daki Villa Marandi, yeni nesil minimalist otellerden ziyade daha karakterli ve romantik bir atmosfere sahip. Taş yapılar, bahçe içindeki süitler ve denize yakın konumu otelin havasını belirliyor. Özellikle çiftler için güzel bir tercih. Büyük bir resortun içinde kaybolmak yerine daha küçük ve kişisel bir yerde kalmak isteyenlere hitap ediyor.
Naxos'u sadece plajları için gezmeyin. Ada, denizden biraz uzaklaştığınız anda bambaşka bir karakter gösteriyor. Köyleri, tarihi yapıları, yürüyüş rotaları ve yerel ürünleriyle birkaç farklı deneyimi aynı seyahate sığdırmak mümkün.
Chora'nın hemen önündeki küçük Palatia Adası'nda bulunan Portara, Naxos'un simgesi. Akşam saatlerinde buraya yürüyüp güneşin denize doğru kayışını izlemek neredeyse klasikleşmiş bir ada ritüeli.
Halki, Filoti ve Apeiranthos, Naxos'un iç tarafını görmek için uğranması gereken köyler. Beyaz Kiklad evlerinden biraz farklı olarak taş yapılar, dar sokaklar ve eski aile evleriyle daha yerel bir hava taşıyorlar. Özellikle Apeiranthos'ta birkaç saat geçirmek güzel olabilir.
Naxos'un farklı noktalarına dağılmış antik Kouros heykelleri, adanın tarihini görmek için ilginç duraklardan. Apollonas ve Melanes çevresindeki heykellerden bazıları tamamlanmadan bırakılmış. Bu yüzden onları açık hava müzesinde sergilenen kusursuz heykeller gibi düşünmeyin; yarım kalmış halleri zaten asıl ilginç tarafları.
Adanın mutfağını gerçekten anlamak istiyorsanız Graviera ve Arseniko peynirlerini deneyin. Ardından Naxos'a özgü Kitron içeceğine geçebilirsiniz. Kitron, adada yetişen turunçgil benzeri kitron bitkisinden yapılıyor ve özellikle yemek sonrasında karşınıza çıkıyor.
Naxos'un çevresindeki koyları ve küçük adaları görmek için tekne turu yapmak iyi bir fikir olabilir. Özellikle denizin sakin olduğu günlerde yüzme molaları için daha ulaşılması zor koylara gidilebiliyor. Sadece plajlara karadan gitmek yerine adayı denizden görmek de seyahate başka bir hava katıyor.
Günün sonunda kendinizi sadece restoran ararken sınırlandırmayın. Chora'nın eski şehir bölümünde dar sokaklara girip çıkmak, Kastro çevresinde dolaşmak ve limana doğru yürümek Naxos'un akşam atmosferini anlamanın en güzel yollarından. Zaten bir noktada nereye gittiğinizi bırakıp sokağın sizi götürdüğü yere gidiyorsunuz.
Naxos, Yunanistan'a bağlı olduğu için Türkiye'den seyahat edecek bordo pasaport sahiplerinin Schengen vizesi alması gerekiyor. Naxos, Türk vatandaşlarına uygulanan kapıda vize programına dahil olan adalar arasında bulunmuyor. Bu nedenle seyahatten önce geçerli bir Schengen vizenizin olması şart. Yeşil pasaport sahipleri ise Yunanistan'a vizesiz giriş yapabiliyor.
Naxos'tan alışveriş yaparken klasik turistik hediyeliklerden ziyade adaya özgü ürünlere bakmak daha mantıklı. Kitron içeceği ilk akla gelenlerden; Halki'deki tarihi damıtımevlerinden alabilirsiniz. Naxos Graviera ve Arseniko peynirleri, vakumlu olarak satılan seçenekleriyle eve götürülebilir. Adanın mermer işçiliği de oldukça meşhur; küçük mermer objeler, mutfak ürünleri ve dekoratif parçalar güzel alternatifler. Bunun yanında yerel zeytinyağı, bal, reçel ve kaşık tatlıları da alınabilecekler arasında. Chora'nın eski şehir bölgesinde ise el yapımı takılar, seramikler ve deri ürünler satan küçük dükkanlara rastlayabilirsiniz.
Naxos için en az 3 gün, ideal olarak ise 4-5 gün ayırmak iyi olur. Üç günde Chora'yı, Portara'yı ve birkaç popüler plajı görebilir, bir gününüzü de Apeiranthos, Halki ve Filoti gibi iç kesimlerdeki köylere ayırabilirsiniz. 4-5 gününüz varsa daha rahat bir tempoda ilerleyip farklı plajlara gidebilir, tekne turu yapabilir ve adanın daha az bilinen koylarını keşfedebilirsiniz.
Naxos'u ziyaret etmek için en güzel dönem haziran ve eylül ayları. Hava denize girmek ve adayı gezmek için ideal, üstelik temmuz ve ağustos aylarındaki yoğunluk da henüz başlamamış ya da azalmış oluyor. Mayıs daha sakin bir dönem olsa da deniz serin kalabilir. Temmuz ve ağustos ise havanın en sıcak, adanın da en kalabalık olduğu dönem.
Naxos büyük bir ada olduğu için araba kiralamak oldukça işinize yarıyor. Chora ve yakınındaki plajlara ulaşım kolay olsa da Apeiranthos, Halki, Filoti, Alyko gibi iç kesimlere ve daha uzak sahillere gitmek için araç ciddi zaman kazandırıyor. Özellikle adayı birkaç gün boyunca farklı bölgeleriyle görmek istiyorsanız araba kiralamak en rahat seçenek.
Plaj konusunda seçenek çok ama Agios Prokopios, Agia Anna ve Plaka en pratik bölgeler arasında. Daha hareketli bir gün için Agios Prokopios ve Agia Anna'ya, uzun bir kumsal için Plaka'ya bakabilirsiniz. Rüzgar sporları ilginizi çekiyorsa Mikri Vigla, daha doğal koylar arıyorsanız Alyko tarafı daha iyi bir seçim.
Gün batımı denince ilk adres Portara. Chora'nın hemen karşısında olduğu için ulaşması kolay ve güneşin denizin arkasında batışını izlemek için adanın en güzel noktalarından. Daha sakin bir akşam geçirmek isterseniz Chora'da deniz manzaralı bir restoranda masa ayırtıp gün batımını yemek eşliğinde izlemek de güzel bir alternatif.
İlk kez gidiyorsanız Chora en pratik seçenek. Akşamları restoranlara, barlara ve limana yürüyerek ulaşabilirsiniz. Plaj tatili önceliğinizse Agios Prokopios, Agia Anna veya Plaka tarafına bakın. Daha sakin ve otel odaklı bir tatil isteyenler için Stelida da iyi bir alternatif. Adanın iç köylerinde kalmak ise daha farklı ve yerel bir deneyim sunuyor.
Naxos'ta araba kiralamak özellikle adanın iç kesimlerini ve uzak plajları görmek istiyorsanız oldukça faydalı. Chora, Agios Prokopios ve Agia Anna arasında otobüsle ulaşım daha kolayken, Apeiranthos, Halki, Filoti ve Alyko gibi yerlere araba ile gitmek çok daha rahat.
Adada meltem rüzgarları yaz aylarında özellikle öğleden sonra etkili olabiliyor. Tekne turu veya kitesurf planınız varsa hava durumuna bakmadan program yapmayın; bazı günlerde deniz ciddi şekilde hareketlenebiliyor.
Naxos'ta temmuz ve ağustos aylarında konaklama ve restoran rezervasyonlarını önceden yapmak gerekiyor. Özellikle Chora'daki popüler restoranlar ve plaj çevresindeki iyi oteller yüksek sezonda hızlı doluyor.
Adanın iç kesimlerine giderken plaj rotasından farklı bir gün planlayın. Halki, Filoti ve Apeiranthos birbirine yakın olduğu için üçünü aynı rota üzerinde görmek mümkün. Böylece günü sadece araba kullanarak geçirmek yerine köylerde mola verebilirsiniz.
Naxos'un bazı plajlarında denize giriş kumluk olsa da Alyko ve Orkos gibi kayalık bölümlerde deniz ayakkabısı işe yarıyor. Şnorkel de özellikle kayalık koylarda yanınıza alabileceğiniz malzemelerden.
Yemek konusunda sadece sahil restoranlarına bağlı kalmayın. Graviera, Arseniko, Naxos patatesi, Kalogeros ve Kitron adanın mutfağını anlamak için denemeniz gereken ürün ve yemeklerden. Kitron almak için özellikle Halki'ye uğrayabilirsiniz.
Son olarak, Naxos'ta gün batımı için Portara'ya gidecekseniz güneş batmadan en az 30-40 dakika önce gitmek iyi olur. Yaz akşamlarında burası oldukça kalabalıklaşıyor ve iyi bir noktada yer bulmak zorlaşabiliyor.