Genç yaşta eşi Mehmet Habbab ile tanışıp İstanbul’a yerleşen Roula Habbab, çok sevdiği Türkiye’nin ikinci vatanı olduğunu sık sık dile getiriyor. Eşiyle Lübnan’dan Türkiye’ye uzanan yolculukları ise Habbab’ın yeni hayata geçirdiği parfümü “R By Roula”nın başlangıç noktası olmuş. Roula Habbab parfüme adını vermesini ise şu sözlerle açıklıyor: “Roula Lübnan’daki kahraman bir kabilenin adı. İlk olarak annem bana bu ismi verdikten sonra orta şark memleketlerinde Roula bir kişinin ismi olarak kullanılmaya başlanmış. Ben de adımı taşıyan parfümüm R by Roula’yı anneme ve köklerime ithaf etmek istedim.” Evinde bir araya geldiğimiz Roula Habbab, zarif misafirperverliği eşliğinde hayatına dair bilinmeyenleri sadece ALEM’e anlattı.
Kaç yaşında Türkiye’ye geldiniz, Lübnan’dan sonra buraya alışmak zor oldu mu?
Parfümün içeriğinden bahseder misiniz, üst notalarında neler var, şişe tasarımı kime ait?
Parfümün yanı sıra başka kozmetik ürünleri de tasarlamayı düşünüyor musunuz?
İlerleyen dönemlerde oda kokusu ve sabun da yapmak istiyorum, bu ürün grupları ilgimi çekiyor.
Hayatla ilgili annenizden aldığınız en önemli tavsiye nedir?
Annemden hayatla ilgili pek çok tavsiye aldım. Her zaman saygılı ol, hep kendine güven ve olumlu ol derdi. Hayatta en önemli şeyin kötü şeyleri arkada bırakmak ve ilerlemek olduğunu söylerdi. Tabii her zaman ayağımı yorganıma göre uzatmayı da kendisinden öğrendim.
Favori tasarımcılarınız kimler, nerelerden alışveriş yapmayı tercih ediyorsunuz?
Lübnanlı tasarımcılar Elie Saab ve Zuhair Murad’ı çok beğeniyorum ve tercih ediyorum. Bunun yanında Chanel, Missoni, Sandro, Marc Jacobs ve Joseph de çok alışveriş yaptığım markalar.
Gardırobunuza eklemekten keyif aldığınız parçalar neler?
Hoşuma giden, beğendiğim şeyleri almak beni mutlu ediyor. Özellikle seyahatlerimde ufak parçalar ve hediyelik eşyaları toplamayı çok seviyorum. Gözüme çarpan broş, eşarp, biblo gibi küçük aksesuarları almayı çok seviyorum. Sabun alışverişini de çok severim.
Sahip olduğunuz en değerli parça nedir?
Sahip olduğum en değerli parçalardan biri evimin duvarında asılı olan tablo. Bu tabloyu Rusya’da bir antikacıdan aldım. Buraya getirene kadar gözüm gibi baktım, titretmemeye bile çalışarak taşıdım. Tablo, Napolyon ve ordusunun bir savaş alanındaki mücadelesini tasvir ediyor. Çok etkilendim ve hala ilk günkü gibi korumaya çalışıyorum.
Favori seyahat destinasyonlarınız nereler?
Fransa’nın çoğu yerini gezdim ve çok severim. Phuket ve Hindistan da çok sevdiğim destinasyonlardan. 22 sene önce Japonya’ya bir gidişimde oradan çok etkilenmiştim. Tüm dünyadan gelen tasarımcıların katıldığı bir konferans esnasında orda bulunmuştuk ve bana sürpriz yaptılar, amatör olarak Issey Miyake ve Kimoto defilesinde yer aldım. Benim için unutulmaz bir tecrübe oldu, bu yüzden Japonya da benim çok sevdiğim destinasyonlardan biridir her zaman. Eşim Mehmet’le yıl dönümümüz için Kahire, Luksor ve Asvan seyahati gerçekleştirdik. Müthiş bir geziydi, kesinlikle görülmesi gereken yerler.
Sanatla aranız nasıl?
Sanatın her dalı ile yakından ilgileniyorum ve çok seviyorum. Bienal’e üyeyim ve asla kaçırmam. Türkiye ve yurt dışındaki tüm müzeler ve sergileri ziyaret ederim ve araştırırım. Tüm gelişmeleri, yeni sergileri takip ederim. Çağdaş sanatla da yakından ilgilenmeye çalışıyorum. Sanat söz konusu olduğunda tabii sinema ve müzik de ilk akla gelenlerden. Güzel filmler seyretmeyi çok seviyorum. Sabahları güne muhakkak müzik dinleyerek başlarım. Yurt içinde ve yurt dışında sevdiğim sanatçıların konserlerini takip ediyorum, muhakkak katılmaya çalışıyorum. Türkiye’ye gelen Jennifer Lopez ve Andrea Bocelli gibi sanatçıların konserlerine gittim. Diana Ross, Celine Dion, Elton John, Amy Winehouse, Diana Krall, Gilbert Bécaud, Edith Piaf ve Berry White en sevdiğim sanatçılardan.
Roula Habbab videosunu izlemek için tıklayın.
Röportajın tamamı bu hafta ALEM'de...