Bir düğünün atmosferini belirleyen ayrıntılar, gelinin elinde taşıdığı buketten masalara eşlik eden çiçeklere kadar uzanıyor. Gelin buketleri ise gelinliğin tamamlayıcısı olmanın ötesinde, kişisel zevkleri ve düğünün karakterini yansıtan özel bir tasarım alanı sunuyor. Son dönemde kusursuz simetrinin yerini daha doğal ve özgür formlara bıraktığı buketlerde, çiçeklerin seçimi kadar renklerin ve dokuların birlikteliği de önem kazanıyor. Biz de Ribbon Flowers'ın kurucusu Buse Üçer ile kış düğünlerinin renklerini, yeni sezonda öne çıkan çiçekleri ve buketlerde kişiselleştirmenin inceliklerini konuştuk. Sorularımızı yanıtlayan Üçer bir yandan da kendi tasarım anlayışını yansıtan şık bir gelin buketi hazırlıyor.
Son dönemde size gelen gelinlerin buket tercihlerinde nasıl bir değişim görüyorsunuz? Hangi formlar ve çiçekler daha çok öne çıkıyor?
Son dönemde gelinlerin buket tercihlerinde belirgin bir sadeleşme görüyoruz. Simetrik, sıkı ve "kusursuz" yuvarlak buketlerin yerini, bahçeden yeni toplanmış gibi duran, serbest akan organik formlar aldı. El demeti tarzı ve hafif sarkan buketler çok talep görüyor. Gelinler abartılı büyüklükten uzaklaşıp gelinliklerini bastırmayan, orantılı tasarımları seçiyor. Çiçeklerde gala (calla lily), antoryum, şakayık, orkide öne çıkıyor; yanlarına yeşillikler ve bu yıl sıklıkla tercih edildiğini gördüğümüz sarkıt bir detay sağlayan amaranthuslar eşlik ediyor. Renk olarak krem, ekru, pudra pembe, şeftali ve toprak tonları en çok tercih edilenler. İpek kurdele gibi detaylar da artık büyük fark yaratıyor. Biz de her gelinin hayalini dinleyip buketi ona özel tasarlıyoruz.
Bir gelin buketini tasarlarken gelinlik, saç ve düğün mekânı arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Işığa ve atmosfere göre tasarlıyoruz. Önce gelinliğe bakıyoruz: sade ve çizgisel bir gelinlikte dokusu zengin, hareketli bir buket öne çıkarken, işlemeli ya da hacimli bir gelinlikte daha yalın ve toplu bir tasarım dengeyi koruyor. Amacımız buketin gelinlikle birlikte görünmesi. Saçta doğal çiçek ya da belirgin bir aksesuar varsa, buketle aynı çiçek ailesinden tek bir detay seçmeyi öneriyoruz. Her şeyin birbirinin kopyası olmasından çok, bütünlüğü hissettirmek istiyoruz. Mekân ise ölçeği ve rengi belirliyor. Geniş ve açık alanlarda daha serbest formlar, samimi ve küçük mekânlarda orantılı tasarımlar yakışıyor. Artık dekorasyondan çok atmosfer konuşuluyor; buketin de mekânın mimarisi ve dokusuyla uyumlu olması bu yüzden önemli.
Tüm bunların merkezinde gelin var. Boyu, duruşu ve tarzı tasarımın parçası.
Kış düğünlerinde çiçek seçerken sizce mevsimin ruhunu hissettirmenin en güzel yolu nedir?
Kış düğünlerinde mevsimin ruhunu, dokuyu ve derin tonları cesurca kullanarak hissettiriyoruz. Kar beyazı, krem ve şampanyayı bordo, koyu yeşil ve toprak tonlarıyla katmanlamak hem sıcak hem zarif bir sonuç veriyor. İnce dallar, ökseotu, okaliptüs, yosun ve kurutulmuş detaylar buketlere derinlik katıyor; gala, antoryum ve şakayık bu dokularla buluştuğunda sade ama güçlü bir kış hikâyesi ortaya çıkıyor.
Kış düğünleri çoğunlukla mum ışığında ve akşam saatlerinde yapıldığı için ışığı yakalayan açık tonları koyu renklerle dengeliyoruz. Mevsimlik çiçekleri tercih etmek hem tazelik hem sürdürülebilirlik açısından da fark yaratıyor. Amacımız mevsimi taklit etmek değil, onu hissettirmek.
2027'ye baktığınızda gelin buketlerinde hangi yönlerin güçleneceğini ve hangi çiçeklerin öne çıkacağını düşünüyorsunuz?
2027'de buketin bir çiçek demetinden çok, gelinin hikâyesini anlatan bir parça gibi düşünüleceğini görüyoruz. Bu yüzden öne çıkacak olan şey belirli bir form ya da çiçekten çok, buketin ardındaki anlam. Gelinler artık "bu buket neden benim?" sorusuna cevap veren tasarımlar istiyor: ilk tanıştıkları yerin çiçeği, büyükannesinin bahçesinden bir anı, birlikte gittikleri bir şehrin renkleri gibi. İkinci güçlenen yön, buketin düğünün geri kalanıyla aynı dili konuşması. Buket, kapı girişindeki çiçek kompozisyonundan masalara kadar tek bir akışın parçası olarak tasarlanıyor. Daha az ama daha etkili çiçek anlayışı sayesinde, bütçe de tek bir yerde değil, en çok görülecek anlara ayrılıyor. Çiçeklerde, hafif ve doğal duruşuyla ranunculus ve anemon gibi narin çiçeklerin, ayrıca dahlia, kozmos, eryngium gibi yabani karakterli türlerin güçleneceğini düşünüyoruz. Bunlar buketlere sade ama şiirsel bir hava katıyor. Tek bir çiçeğin ön plana çıktığı tasarımlarda ise çiçeğin kendi karakteri her şeyin önüne geçiyor.
Bir düğünün çiçek diline küçük ama güçlü bir imza eklemek isteseniz, bunu hangi detayla yapardınız?
Bunu tek bir renk ile yapardım. Düğünün genel paleti sakin ve nötr kalırken, buketten masalara, davetlilerin yakasındaki küçük çiçeklerden nikâh masasına kadar her yerde çok az miktarda tekrar eden tek bir "imza rengi" seçerdim. Pudra ve ekru bir buketin içine gizlenmiş derin bir bordo ya da toprak tonunda küçük bir vurgu, ya da krem bir tasarımda sadece birkaç sapta beliren sıcak bir şeftali gibi.
Bu rengi gelinin hikâyesinden seçmek de mümkün: ilk tanıştıkları günün ışığı, bir şehrin rengi ya da ailesinden kalan bir objenin tonu. Renk dozunda kullanıldığında gösterişli durmuyor, ama fotoğraflarda ve akılda düğünün tamamını birbirine bağlayan görünmez bir iplik oluyor.
Bence iyi bir imza bağırmaz, düğünün her köşesinde sessizce kendini hissettirir.