Berin SOMAY – berin.somay@alem.com.tr / Fotoğraflar: Ertan DEMİRBİLEK
Sanatçı Çağatay Odabaş’ın hayatı, henüz dört yaşında küçük bir çocukken Süreyya Sinema’sında izlediği E.T. filmi ile değişmiş. “Bütün filmi ağzım açık izlemişim ve iş buralara gelmiş” diyen Odabaş, ‘pointilizm’ tekniği ile ürettiği işleri sanatın bir başka kolu olan sinemayla harmanlıyor. Bugüne kadar Marilyn Monroe, Jack Nicholson, Al Pacino ve Robert De Niro gibi önemli isimleri binlerce noktayla resmeden sanatçı, her filmdeki karakterin sadece bir kere resmini çiziyor. Eserin ‘unique’ olması, onun için olmazsa olmaz özel bir kural… ALEM’in 13. Contemporary Istanbul kapsamında hayata geçirdiği ‘What Collectors Collect’ adlı sergi projesiyle de yakın zamanda sayfalarımıza konuk olan Çağatay Odabaş ile Moda’daki atölyesinde bir araya gelerek sinema ve sanattan konuştuk.
Peki sanat eğitimi almasaydınız, yine ressam olur muydunuz?
Stilinizi ve eserlerinizi nasıl tanımlarsınız?
İlham aldığınız kişiler var mı?
Yaratım süreçlerinizde nelerden beslenirsiniz?
‘Pointilizm’ tekniği ile nasıl tanıştınız? Binlerce noktayla bir eseri tamamlamak günlerinizi alıyor olmalı…
Eserlerinizle Contemporary Istanbul’da da yer aldınız. Fuar boyunca nasıl bir ilgiyle karşılaştınız?
Contemporary Istanbul muhteşem bir fuar. Pek çok sanatçının, koleksiyonerler ve sanatseverlerle buluşmasını sağlayan muhteşem bir köprü. Bu fuar, sanatçıların bir yıl boyunca en iyi üretimlerini yapıp, paylaştıkları bir ortam. Dolayısıyla ben de bir yıllık bir çalışma sürecinin üzerine fuara katıldım. Hemen hemen her sene de katılırım. Bu sene yine çok memnun ayrıldım, çok büyük bir ilgiyle karşılaştım. Aynı zamanda bir eserim yurt dışındaki bir koleksiyona satıldı. Keşke bu fuarların sayısı daha fazla olsa. Dediğim gibi bir tane yetmiyor, tadı damağımızda kalıyor. Bu da bence fuarın kalitesinden kaynaklanıyor.