Öğrencilik yıllarınızda Viyana'da tramvayda tanıdığınız ilginç bir kişiyle birlikte, Avusturya serüveniniz başlamış. İstanbul-Viyana-New York arasında uzanan güçlü bir moda kariyeri inşa ettiniz. Viyana'daki yeni butiğinizin açılış davetinde de; kültürel bir diplomasi olayı yaşandı. Neler hissettiniz?
Evet, Viyana'nın efsane belediye başkanı Helmut Zilk'e, üniversite öğrencilik yıllarımda tramvayda rastlayıp kendisinden destek istememle ve onun bana ilk defilem, ilk koleksiyonum için yardım etmesiyle başlayan Avrupa'daki moda kariyerim, daha sonra ABD'ye ve oradan dünyanın birçok yerine ulaştı. Başkan, o sırada bir basın grubuyla yeni açılan bir tramvay hattında kısa bir gezinti yapıyordu. 12 yıl New York Moda Haftası'nda hiç aksatmadan koleksiyonlarımı defilelerle tanıttım. Başta New York Times, WWD, Cnn-International, Vogue gibi saygın medya organları olmak üzere, birçok ülkede birden, basında önemli moda yazarlarının övgü dolu haberleriyle yer aldım. Koleksiyonlarım ünlü mağaza zincirlerinde yer aldı. Şimdi kendime merkez olarak seçtiğim Avusturya, Viyana'da şık bir adreste yer alan 180 m2 büyüklüğündeki yeni mağazamla sanırım kariyerimi taçlandırdım. Kendi ismim, markam kadar, Türk modasını ve tekstil sektörünü de temsil ettiğimi düşünüyorum.
Butik açılışı sonrasında Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Gürsel Dönmez, büyükelçilik rezidansında onurunuza resepsiyon verdi. Avrupa aristokrasisi ve Türkiye'den seçkin isimlerin katıldığı yüksek bir davetli profili vardı, bahseder misiniz?
Sayın Büyükelçimiz benim onuruma Avrupa'daki en şık Büyükelçilik binalarından biri olan, ünlü Belvedere Sarayı'nın karşısında bulunan tarihi T.C Büyükelçiliği'nde bir davet verdi. Bu davete benim Avusturya'daki yakın dostlarım, kamuoyunda tanınan sevilen, sanatçılar, iş insanları ve aristokratlar katıldı. Yeni mağazam ve defilelerimle olduğu kadar, bu davette de Türkiye'nin yüksek prestijli tanıtımını gerçekleştirmiş olduk, üst düzey yabancı davetlilere Türkiye'yi biraz daha yakınlaştırmış ve sevdirmiş olduk. Büyükelçimiz Gürsel Dönmez'in beni öven konuşması çok duygulandırdı. Avusturya'daki ilk defilelerimden birini o dönemin Büyükelçisi'nin himayesinde gerçekleştirdiğim, finalde titreyerek podyuma çıktığım görkemli salonda, şimdi böyle övgüyle alkışlanmak beni çok gururlandırdı. Konuklara Sevgili Efsun Yazıcı'nın başarılı bir piyanist olma yolundaki kızı Sevgili Lalin Ennekavi minik bir konser verdi. Misafirler Türk mutfağından lezzetlerle ağırlandılar. İstanbul'dan gelen yakın arkadaşım Dilek Sabancı'nın da mikrofonu alıp, babası Rahmetli Sakıp Sabancı'nın da bugünü görse, benimle gurur duyacağımı söylemesi ve Türkiye'nin tanıtımına çok önem verdiğini vurgulaması, benim bir anda gözlerimi yaşarttı.
Viyana'daki mağazanızın sizin için anlamı nedir? Viyana'da hayalinizdeki son noktaya ulaştığınız mı?
Bu yeni mağazam, birçok ünlü markayı barındıran Bauernmarkt caddesinde, 180 metrekare genişliğinde. Dostum ünlü Floransalı mimar Claudio Nardi benim için iç tasarımına imza attı. Sade bir lüksü yansıtan güçlü bir felsefeyi burada hayata geçirdi. Saloni ve Istanbul'dan BMS Design mobilyaları ürettiler. Avusturya'nın enternasyonal Lights of Vienna lamba firması, aydınlatmalara imza attı. Baksı Müzesi, Prof. Hüsamettin Koçan ve Bursa'dan Ezgi tekstil, perde ve tül kumaşlarını özel olarak ürettiler. Ferah, dingin ve şık bir ambiyans yaratıldı. Kadın ve erkek günlük koleksiyonlarının yanı sıra, 'Couture' koleksiyonum için arka tarafta daha exclusiv bir bölüm tasarlandı. Metrekare firmasının halıları burayı süslüyor. Viyana son yıllarda uluslararası jet set'in olduğu kadar, ünlü sanatçıların aktör ve aktrislerin de uğrak yeri oldu. Daha bir ay önce Estee Lauder'in varisi Aerin Lauder, 50 Amerikalı gazeteciyle buradaydı. Davetler organize etti. Sharon Stone, Viyana Opera Balosu'na katıldı. Naomi Campbell, ünlü bir kulüpte DJ'lik yaptı. İspanyol Kraliçesi Letizia, Monaco Hanedanı üyeleri arada sırada hep buradalar. Türkiye'den de çok sevdiğim, şık dostlarım sık sık gelir oldular. O yüzden Viyana'da daha güzel, daha geniş bir mağazayla markamın görünür olmasını ve koleksiyonlarımın zengin çeşidini modaseverlere sunmayı ve sergilemeyi çok önemsiyorum. Daha dün Çinli bir kadınlar grubu mağazamıza gelip hem bol resim çektiler hem de alışveriş yaptılar.
Viyana'daki bu açılış kapsamında Avusturya ve Türkiye'den seçkin isimlere bir defileyle yeni koleksiyonunuzu sundunuz. Yaz koleksiyonunuzda neler öne çıkıyor? İlham kaynaklarınız, renk paletiniz?
Biz aslında Resort koleksiyonumuzla, yeni Sonbahar-Kış 26/27 koleksiyonumuzu açılışta sergiledik. Mağazada yüzde 20-25 kadar da yaz kreasyonları bulunuyor. Ben Atıl Kutoğlu tarzına sadık kalarak, yine canlı renklerle etnik desenler kullandım. Sarı, yeşil, turkuaz, siyah ve beyaz, öne çıkanlar. Resort koleksiyonum Ekim, Kasım, Aralık aylarında sıcak ülkelere tatile gideceklere hitap ediyor. Deri parçalarımız çok iddialı, krem rengi, gri, koral kırmızısı, turkuvaz ve lame/dore hem cool hem de son derece konforlu deri bluz, ceket ve elbiselerimiz mevcut. Tabii ki etek ve pantolonlar, trençkotlar da var. Kokteyl ve gece kıyafetleri bölümünde Monarch Jacquard, İpeker ve Ezgi'nin bize özel geliştirdiği ürettiği birbirinden değerli kumaşlar var. Bunlardan hazırladığımız gece kıyafetleri, bluzlar ve uzun etekler var. Avusturya, bir balolar ülkesi olduğu için, kış aylarında gece kıyafetleri seçeneklerini çok zengin tutuyoruz. Ülkedeki birçok isim de önemli galalar ve balolarda bizim kreasyonlarımızı tercih ediyorlar. Bir önceki Başbakan Karl Nehammer'in eşi Katharina Nehammer neredeyse marka elçiliğimizi yapıyor.
İstanbul-Viyana-New York arasında uzanan moda serüveninizde yıllar öncesine dönersek; Viyana'da öğrenci iken tramvayda tanıdığınız ünlü bir kişiyle yaşadığınız ilginç bir hikayeniz var. Bunu anlatır mısınız?
Tramvayda tanıştığım, dönemin Viyana Belediye Başkanı Helmut Zilk üst üste üç dönem başkanlık yapmıştı. Sonra cumhurbaşkanı olması teklif edildi, kabul etmedi. "Emekli olup özgürlüğümü yaşamak isterim" dedi. Eşi Dagmar Koller çok ünlü ses ve sahne sanatçısı, Avusturya'nın Ajda Pekkan'ı. Benim bu ülkedeki ilk 'celebrity' müşterim. Uzun yıllar benim en çarpıcı şık kreasyonlarımı taşıdı. Sadece Avusturya'da değil, tüm Almanca konuşulan ülkelerde, hatta Japonya ve Kore'de de tanınan bir süper Star. Her ikisi de bana çok destek oldular.
Başarılı kariyerinizde Viyana önemli bir dönüm noktası ama öncesinde, İstanbul'daki eğitiminizde kimler hayatınıza dokundu?
İstanbul Alman Lisesi'nde öğrenciyken modaya merak saldım. Böyle zor ve değerli bir okulda, notlarım da iyiydi ama, bir yandan da defterler dolusu moda eskizi yapıyordum. Annemle babam benim için Vakko'nun kurucusu Vitali Hakko'dan randevu almışlar. Heyecanla gittim çizimlerimi gösterdim. Bay Vitali çok beğendi. Hemen bana Vakko'nun kapıları açıldı, o yıllarda okuldan çıkar, Merter'e Vakko fabrikasına giderdim, orada Köşk dedikleri, yaratıcı ekibin yer aldığı bölümde Necla Seyhun, Gila Seferoğlu ve Deniz Adanalı'nın yanında staj yaptım. O yıllar beni adeta bir moda okuluna gidermişçesine eğitti. Vakko defilelerinin oluşumlarını, hazırlıklarını o ekiplerle birlikte heyecanla yaşadım. Bu arada Alman Lisesi'ndeyken, kız arkadaşlarıma modeller çizerdim. Son üç yılda, onlarla koleksiyonlar oluşturarak defileler düzenledim, kültürel temalı. Okul Müdürü Herr Kahmann çok gururlandı, diğer kolejlerin müdürlerini benim defilelerime davet etti. Daha sonra da Sevgili Cem Boyner'in davetiyle Beymen'de bir yıl staj yaptım. Aliye Simavi, lisedeki defilelerimi Vizon dergisinde haber yaptı. Yani ben Avusturya'ya üniversite okumaya giderken, İstanbul'da epey bir modayla haşır neşir olmuş; çok şeyler öğrenmiştim.
Viyana'da moda kariyeriniz şekillenirken, Türkiye ve Avusturya arasında da köprü kurarak kültür elçiliği yaptınız. Avusturya Devlet Nişanı ile onurlandırıldınız ve çabalarınız devam ediyor. Neler hissediyorsunuz?
Avusturya devletinden Onur Madalyası almak çok güzel bir duygu. Yabancı kökenlilere, daha dikkatli ve mesafeli duran bir toplum, beni çok güzel benimsedi. Sanırım yaratıcı kişilere, sanatçılara, ülkeye artı değer katanlara onlar da çok değer veriyorlar. 2013'te Sanat, Kültür ve Eğitim Bakanı Claudia Schmied'ten Avusturya Devleti'nin bilim ve sanat için verdiği en yüksek Onur Madalyası'nı almıştım. Geçtiğimiz Ekim'de de Viyana Eyalet ve Belediye Başkanı Michael Ludwig tarafından şehrin Gümüş Madalyası'na layık görüldüm. Kendisi yeni mağazamın açılışını bizzat yapacaktı ama son anda bir engeli çıktı ve katılamadı. Aslında ben global bir tasarımcıyım. 12 yıl New York Moda Haftası'nda olmam, dünya modasına biraz da olsa yön verme imkanı sağladı bana. O yıllar sergilediğim kreasyonlarımdaki bazı detayların, hatta ayakkabı ve çantaların, birkaç sezon sonra bazı büyük markaların çok benzerlerini yaptıklarına şahit oldum.
Avusturya aristokrasisinden Habsburg hanedanı ve Osmanlı hanedanı üyelerini giydiriyorsunuz. Onları İstanbul'da ağırlıyorsunuz. Bu kişilere ölçüye göre tasarım mı yapıyorsunuz? Yoksa koleksiyonunuzdan kıyafet mi beğeniyorlar?
Her ikisi de oluyor. Arşidüşes (Avusturya hanedanında en yüksek kraliçe gibi, prensese bu ünvan veriliyor) Francesca von Habsburg; kendisi Baron Heini Thyssen'in kızıdır ve Londra jet setinin önde gelen ismidir. Arşidüşes, o zaman veliaht olan şimdi Arşidük Karl von Habsburg'la evlenir evlenmez, Viyana'da o zamanki butiğime gelip tam 12 parçalık bir alışveriş yapmıştı. Çoğu askıdan alıp denediği kreasyonlardı. Tabii ki bu gibi kişilere daha sonraları özel dikim 'Couture' kreasyonlar da hazırladık. Osmanlı Hanım Sultanı Zeynep Osman da (son Osmanlı Hanedanı Veliahtı Osman Ertuğrul'un eşi) New York defilelerime katılır, sonra beğendiği parçaları sipariş verirdi.
Bu yaz Avusturya'dan yeni misafirleriniz var mı? Avusturyalı kadınların giyim tarzını nasıl tanımlarsınız? Hangi tarz tasarımlarınızı tercih ediyorlar?
Bu yaz Prenses Camilla von Habsburg misafirim olarak Türkiye'ye gelecek. Camilla benim tasarımlarımla bütünleşmiş bir isim. Fazla uzun boylu olmasa da ince olduğu için, deri parçalarımı, bazen büyük desenli emprime ipek elbiselerimi severek taşıyor. Ama daha çok kendi zevkine göre mix-and-match ediyor, benden aldığı parçaları.
Modadaki başarınıza, dekorasyon yönünü de eklediniz. Viyana'nın kült oteli Altstadt'ın süitlerini de dekore ettiniz. Dekorasyon tarzınız nasıldır?
Dekorasyon farklı mevzu, ama tasarım deyince hepsi birbirine bağlanıyor, bir bütün oluyor. Bir modacı olarak dekorasyona büyük ilgi duyuyorum. Burada da hafif etnik esintili ama yalın ve modern bir tarzı tercih ediyor ve mekâna yansıtmaya çalışıyorum. Yeni butiğimi benimle birlikte tasarlayan Claudio Nardi, tam bir moda tutkunu. Ve yıllarca ünlü İtalyan tasarımcılarla çalıştığı için, bir butikte koleksiyonun yer alacağı parkurları, ışık nasıl nerelere düşecek, aynalar nerelerde hangi boyutta olmalı, giyinme kabinleri gibi konuları çok profesyonelce planlayarak gerçekleştirdi, yeni Viyana mağazamızda. Etnik rüzgarın dozu, tüm bunlar çok hassas düşünülerek ilerlendi. Saloni, kanepe ve pufları; Vanelli, döşemelik kumaşları özel olarak üretti. 'Lights of Vienna' lamba ve ışık sistemini gerçekleştirdi. Aslında Atıl Kutoğlu markasıyla, aynı Armani Casa gibi bir dekorasyon line'ı be mağazası yaratmayı düşünebilirim!
Siz New York Moda Haftası'nda defile yapan ilk Türk tasarımcısınız. Halen tasarımlarınız New York mağazalarında yer alıyor. New Yorklu kadınlar hangi tarz kıyafetlerinizi tercih ediyor?
New Yorklu kadınlar, dünyalı kadınlar demek. En cesur, en trendy parçaları tercih ederler ve güvenle taşırlar! Her zaman bu böyledir. Ama benim müşteri kitlem, bazen sanatçı, bazen iş kadını ya da işi bırakmış gezmeye başlamış, hayatın tam ortasında yer alan özgür ruhlu hanımlar. New York'un klasik giyinen tutucu kesiminden de tek tük kreasyonlarımızı tercih edenler oluyor. Ya da Avrupa'da bol düğmeli tayyörler, fiyonklu bluzlar, görkemli gece elbiseleri... Böyle bir müşteri kitlesi de dünyanın her tarafında mevcut.
Sizin moda anlayışınız derin bir kültürel anlam da taşıyor. Tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Çizgilerinizi seven takipçilerinize yenilik duygusunu da nasıl yaşatıyorsunuz? Koleksiyonlarınızı yenilerken kendinizi tekrarlama endişesinden nasıl kurtulursunuz?
Diyorum ki, Osmanlı hanedanına akraba, ama Avrupa'da dolaşan, kendini farklı ülkelerde farklı başkentlerde, evinde hissedebilen, kozmopolit, asi ruhlu bir prenses için tasarlıyorum ben... Türkiye'den, Türk kültüründen esintiler taşıyan, zamansız, yani modası geçmeyen son derece modern ve altını çiziyorum 'sade' tasarımlar, benimkiler... O kadar çok ilham aldığım olay, mekan, olgular var ki ve modayı o kadar çok seviyorum ki, her sezon yeni bir koleksiyon yaratırken kafamdaki fikirlerin yarısı hayata geçemiyor bile. Zaman ve kapasite sınırlamasından... Bu yüzden, her sezon çok modern yeniliklerle dolu kreasyonlar geliyor, çizgimi takip eden modaseverlerin önüne. Ben de, onlar da heyecanlarını hiç yitirmiyorlar.