Armaggan Galeri'de katıldığı Conten İstanbul sergisi sebebi ile Betül Cankara ile bir araya gelerek sanat yaşamını ve ilham kaynaklarını konuştuk.
Armaggan Galeri’de bulunan eserlerinizden bahseder misiniz?
Doğru bir yerde, insanların gönül gözlerine hitap eden sergilere katılmak benim için çok anlamlı. Şu anda devam eden sergimiz Armaggan Galeri’nin kendi üretimi olan doğal boyalarla yaptığımız çalışmalardan oluşuyor. Kendi kimyasından tekrar var olan bu pigmentlerle çalışmak bana çok heyecan veriyor. Bu sergide yağlı boyayla yaptığım üç ve doğal boyayla yaptığım iki eser var. Doğal boyayı hem kanvas, hem de has keçe üzerinde çalıştım. Bu sergideki tüm eserlerimde rengin ve şeklin boyut ve aşamalarının birbirine verdiği “güneşi” yansıtmaya çalıştım.
Yurt dışından beğendiğiniz isimler kimler?
Benim için deseniyle, bakış açılarıyla dünyamı aydınlatan sanırım ilk önce Picasso, gölgesiyle Rembrandt ve Georgia O’Keeffe. Burada adını sayamayacağım kadar çok şair, yazar, sinemacı...
Bir ressam kendini nasıl besler?
Kelimelere dökmem çok zor. Bana göre kişinin bir şekilde eksiklik ve açlık hissetmesi gerekir. Derin merak neticesinde çıktığı yolda keşfettiklerini dile getirmek, paylaşmak isteği belki de. Ressam doğayla iç içe olmalı. Bence doğru beslenmek de kesinlikle bunun bir parçası. Bir sanatçının hayatında en önemli şey bedeni düşünceleri bloke edecek zehirlerden, toksinlerden, konuşmalardan, ilişkilerden uzak tutmak.
Malzeme olarak neleri kullanırsınız?
Renk ve doku benim için çok önemli, bunun için yağlı boya tercihim. Ayrıca Armaggan’nın ürünü olan DATU Araştırma Merkezi'nin ürettiği bu çok çok özel doğal boyalara bayılıyorum. Aynı zamanda heykellerim için önce her zaman çamurda çalışıp, değişik malzemelerle deneyimler yapmaya devam ediyorum.
Ressam olmaya ilk nasıl karar verdiniz?
Sanat okulundan sonra grafik eğitimi aldım. O zamanlar Stockholm’de yine moda olan ilk özel medya okulları açılmış ve herkes işini, gücünü bırakıp Adobe programlarını öğrenmeye, grafikte ve iç tasarımda devrim yaratacağına inanıyordu. Web animasyonları flash ile kısa filmler bile yapabilmeye başlamıştık. Sanal dünya hızla ilerliyordu içinde bitmez tükenmez bir hazır yaratıcılık vardı. Bu beni bir süre içine aldı, içimdeki tasarım anlayışını yansıtarak çeşitli gazetelerde ve reklam ajanslarında web sayfa ve grafik tasarımları yapıyordum. İstanbul’a gelmem mesleki anlamda tekrar kendimi bütünleyebilmem için bir dönüm noktasıydı. İstanbul’un en önemli matbaasında çalışmaya başladım. Türkiye’nin en sanatsal üretiminin içindeydim, projeler bitince içim içime sığmadı ve radikal bir kararla kendi atölyemi kurarak devam ettim. Son 5 yıldır çalışmalarıma İstanbul’un biçok semtini, insanını tanıyarak devam ediyorum.
Önümüzdeki dönem projelerinizden bahseder misiniz?
2017’de özel bir solo sergi planımız var, bu benim üçüncü kişisel sergim olacak. Kendiliğinden bir şeyler oluşuyor, resmediyorum. Stockholm başta olmak üzere galerimin desteğiyle farklı ülkelerde katılmayı planladığımız yurtdışı projelerimiz var.
Burhan Doğançay ve Ömer Uluç atölyelerinde çalıştınız, anılarınız ve deneyimleriniz neler?
Evet, her ikisi ile de tanışma ve son projelerinde çalışma şerefine nail oldum. Müthiş bir deneyimdi. Türkiye’ye yeni dönmüştüm ve kendimi böylesine büyük değerlerin fırçalarına dokunurken bulmak büyük bir şanstı. Her ikisi de çok titiz, disiplinli ve yaptıkları işe saygılı, tutkulu ve derin duygulu kişilerdi. Ömer Bey’le 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarımızı unutamam. Karşılaştığı olaylar karşındaki olgunluğunu, müzik zevkini ve en önemlisi resme olan tutkusunu hayranlıkla izledim. Burhan Bey’in renk prensipleri işleyişi ve disiplinli çalışma sistemini unutamam. Babasının ve kendi sanatının tohumlarını geleceğe bırakabilmek için kurduğu müzenin devam ettirilmesi için çalışması, duruşu, nezaketi ve eşi Angela ile olan uyumlu beraberlikleri beni her zaman büyülemiştir. Hala sık sık müzeye uğrayıp, gerekli grafik uygulamalara destek olmaya çalışıyorum. Bu büyük sanatçıların anılarını en iyi şekilde korumamız gerekliliğine inanıyorum. Sanatın birçok dalında duayen olmuş birçok değerle kısa sürelerde çalışma fırsatım oldu, bu her defasında resimlerime atılan bir boya katmanı gibidir. Her ikisini de en derin saygı ve sevgilerimle anıyorum.
Sanat sizin için ne ifade ediyor?
Aynı noktalarda kucaklaştığınız harikulade bir seviyedir sanat…
Resim tekniğiniz için neler söylersiniz?
Tutkum renk yoğunlukları ve katmanları. Bu nedenle yağlı boyanın ve doğal pigmentlerin büyülü bir şekilde ışıkla, dokuyla bütünleşip resme bakan kişiye her baktığında farklı kapılar açan ve zaten var olan hissiyatı hatırlatması. Çoğu zaman tek rengin yaşayan doğal değişim skalasını görebilmek için ya da birbirine uyumlanan karışık renkleri şekillendirmek ve yansıtmak üzerine denemeler yapıyorum. Düz bir yüzey olan tuval üzerinde, figürü işleyerek, sonunda boyayı doku haline getirerek resme boyut kazandırmaya çalışıyorum.