2020'lerde modanın geçmişle bağlarını sürekli farklı dönemlerin ikonik anlarına odaklanarak güçlendirdiği aşikar. Chloé Paddington'dan Dior Saddle'a, Fendi Baguette'ten Balenciaga City'ye kadar bir zamanlar paparazzilerin omzuna yapışmış çantalar, son yıllarda yeniden podyumlarda ve kampanyalarda boy gösteriyor. Ama bu geri dönüş dalgası, basit bir Y2K nostaljisinden ibaret demek yanlış olur. Çünkü artık "it-bag" kavramı yalnızca "sahip olunacak" bir nesneden ziyade kültürel bir referans, bir dönem duygusu ve sosyal medya çağında yeniden üretilen bir arzu biçimi olarak karşımızda. Saint Laurent'in Mombasa'yı 2026 İlkbahar-Yaz sezonunda yeniden sahneye çıkarması da tam olarak bu dönüşümün merkezinde duruyor.
Mombasa ilk kez 2002'de, Tom Ford'un Saint Laurent'i daha duyusal, daha görünür ve daha "bedene yakın" bir marka diline çektiği dönemde ortaya çıkmıştı. Kavisli boynuz sapı ve yumuşak hobo formu, çantayı sert bir aksesuar olmaktan çıkarıp vücuda göre şekil alan, taşındıkça kırışan ve iz bırakan bir obje niteliğine taşıyarak neredeyse yaşayan bir olguya dönüştürüyordu. Bu, Ford'un gösterişsiz ama yoğun seksapel anlayışının kusursuz bir özetiydi.
Anthony Vaccarello'nun 2026 yorumu ise bu mirası daha rafine bir çerçeveye oturtuyor. Boynuz sapın deriyle kaplanması, formun yumuşaklığını daha modern ve kontrollü bir lüks anlayışıyla dengeliyor. Üç farklı boyut, süet astar ve işlevsel iç cep gibi detaylar, Mombasa'yı nostaljik bir fetiş olmaktan çıkarıp güncel bir şehir çantasına dönüştürüyor. Yani kısacası arşiv korunuyor, ama arzu yeniden programlanıyor.
Bu yeniden doğuşun yüzüyse tabii ki son yıllarda Saint Laurent ile özdeşleşen Bella Hadid. Glen Luchford'un analog dokulu, neredeyse sinematik kampanya fotoğraflarında Hadid, Mombasa'yı taşırken 2000'lerin paparazzi ikonlarını bugünün hiper-bilinçli görsel kültürüyle birleştiren bir figüre dönüşmüş. Pikselleştirilmiş estetik, yalıtılmış mekan ve bedene yakın kadrajlar, çantaya karakterli bir tavır kazandırıyor.
Belki kampaya çekiminin gücü etkisiyle belki de çanta sayesinde olduğu tartışışır ama bu noktada Saint Laurent, 2026 modasında kritik bir rol oynuyor. Marka, geçmişi romantize etmek yerine onu stratejik olarak yeniden kurguluyor. Mombasa ise Bella Hadid'in omzunda tasarımı bir vintage geri dönüşünden sıyırarak algoritmalar, kampanyalar ve kolektif hafıza arasında dolaşan bir arzu nesnesi haline getiriyor.
Saint Laurent'in Mombasa hamlesi, 2026'nın moda iklimini geçmişten gelen formlar, bugünün görsel diliyle yeniden kodlanması olarak özetlememize yardımcı oluyor. Tom Ford'un yarattığı o ilk içgüdüsel çekim, Vaccarello'nun keskin modernliği ve Bella Hadid'in dijital çağ karizmasıyla birleştiğinde, ortaya tam anlamıyla zamansız bir mit çıkıyor. Ve it-bag efsanesi, bir kez daha, ama bu kez daha bilinçli bir şekilde, kendini yeniden tekrar ediyor.