Moda dünyasında yaratıcı direktörlük kavramı artık sadece koleksiyonların tasarımına odaklanmıyor. Saç, makyaj, casting ve görüntünün tamamını oluşturan yaratıcı ekipler, bir markanın estetik kimliğinin kurulmasında giderek daha önemli bir rol üstleniyor. Özellikle güzelliğin moda anlatısının ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, makyaj sanatçıları da bu yaratıcı yapının merkezinde yer alıyor. Chanel'in güzellik tarafında gerçekleştirdiği son atama da bu değişimin dikkat çekici örneklerinden biri. Fransız modaevinin makyaj anlayışını bundan böyle uluslararası moda dünyasının önde gelen isimlerinden Lucia Pieroni şekillendirecek. Pieroni, Chanel'in Makeup Creation Studio ekibiyle birlikte çalışacak ve doğrudan Fragrance & Beauty Başkanı Simona Cattaneo'ya bağlı olacak.
Markanın açıklamasında Pieroni'nin yüzün bireyselliğini koruyan, güzelliği kişiye göre ele alan yaklaşımı özellikle öne çıkarılıyor. Yeni görev, sanatçının daha önce defile ve kampanyalar üzerinden yürüttüğü Chanel iş birliklerini daha kapsamlı bir yaratıcı sorumluluğa taşıyor.
Pieroni'nin Chanel ile ilişkisi aslında yeni değil. Sanatçı, Matthieu Blazy'nin Chanel için hazırladığı ilk koleksiyondan, Ekim 2025'te gerçekleşen ilk defilesinden bu yana tasarımcıyla birlikte çalışıyor. Bu süreçte Blazy'nin moda dünyasında oluşturduğu yeni görsel dile makyaj tarafında eşlik eden isimlerden biri oldu. Chanel'in 2026 İlkbahar/Yaz defilesinde ve aynı dönemdeki kampanya çalışmalarında da Pieroni'nin imzası yer aldı.
Lucia Pieroni'nin kariyerinde moda kadar sanatın da önemli bir yeri var. Resim eğitimi alması ve çizime duyduğu ilgi, makyaja bakışını şekillendiren temel unsurlardan biri oldu. 1995'te kariyerini geliştirmek için New York'a taşındığında ise dönemin önemli moda fotoğrafçılarıyla çalışmaya başladı. Glen Luchford, Mario Sorrenti, Mert Alas ve Marcus Piggott, David Sims, Craig McDean ve Paolo Roversi gibi isimlerle yaptığı çekimler, Pieroni'yi moda fotoğrafçılığının öne çıkan makyaj sanatçılarından biri haline getirdi.
Onun güzellik anlayışında makyaj, yüzde yeni bir karakter yaratmaktan çok mevcut ifadeyi ortaya çıkarmanın bir aracı. Pieroni, farklı röportajlarında da aşırı makyajdan uzak durduğunu ve kişinin kendine özgü özelliklerini koruyan uygulamaları tercih ettiğini anlatıyor. Bu yaklaşım, yıllar içinde moda çekimlerinden kampanyalara uzanan çalışmalarının ortak noktalarından biri oldu. Pieroni'nin kariyerindeki önemli duraklardan biri de Shiseido Group bünyesindeki Clé de Peau Beauté oldu. 2006-2019 yılları arasında markanın Makeup Creative Director görevini üstlenen sanatçı, makyaj koleksiyonlarının yaratıcı yönünü şekillendirirken sanat tarihinden de ilham aldı. 2016 Sonbahar/Kış koleksiyonunda ressam Tamara de Lempicka'nın estetiğinden yola çıkarak hazırladığı güzellik hikâyesi, bu yaklaşımın örneklerinden biri oldu.
2019 sonrasında çalışmalarını moda çekimleri, kampanyalar ve defilelerle sürdüren Pieroni; Vogue Italia'nın yanı sıra Prada, Givenchy, Balenciaga ve Celine gibi modaevlerinin projelerinde yer aldı. Chanel'in farklı sezonlardaki çalışmaları da son yıllardaki portföyünün önemli parçaları arasında bulunuyor. Chanel'in yeni yapılanmasıyla birlikte Pieroni, kariyeri boyunca biriktirdiği moda, sanat ve güzellik deneyimini bu kez markanın makyaj dünyasının tamamına taşıyacak. Atama, güzellik tarafının koleksiyonlarla birlikte marka kimliğinin daha görünür bir parçası haline geldiği dönemin de dikkat çeken gelişmelerinden biri olarak öne çıkıyor.