Bir yüzüğün içinde martıların eşlik ettiği bir balıkçı sandalına, bir kolyenin merkezinde ise kuvarsın içine yerleşmiş iki tavus kuşuna rastlamak mümkün mü? Sevan Bıçakçı'nın mücevherlerinde ölçek, hayal gücünün önünde bir sınır oluşturmuyor. Taşlar, kimi zaman İstanbul'un izlerini taşıyan manzaralara, kimi zaman edebiyattan ve mitolojiden beslenen küçük sahnelere ev sahipliği yapıyor. Galataport İstanbul'un beşinci yılı kapsamında Paket Postanesi'ndeki Sevan Bıçakçı butiğinde açılan "İkinci Bakış" sergisiyse, 2006-2025 yılları arasında uluslararası ödüller kazanan sekiz eseri, tasarımcının arşivinden seçilen parçalarla buluşturuyor.
Her biri tek adet üretilen mücevherler, Bıçakçı'nın zanaatla hikâye anlatımını keşfetmeye davet ediyor. İstanbul, tasarımcının erken dönem eserlerinde belirgin bir yer tutuyor. "Samatya Balıkçısı" yüzüğünde kuvarsın içinde bir sandal ve martılar var. "Sarayburnu"nda akuamarinlerin içinde kalyonlar süzülüyor, mavi topazın içinde kubbeler yükseliyor. "Ada Sahilleri" kol düğmelerinde ise Adalar'ın ve İstanbul kıyılarının manzaraları siyah, gri ve beyaz tonlarda elle resmedilmiş. Bu düğmeler, "Ada Sahillerinde Bekliyorum"un dillerden düşmediği, filmlerin siyah beyaz çekildiği yıllara nostaljik bir selam gönderiyor.
Sultanahmet'te Yağmurlu Bir Gün
Bu sahnelerin etkisi, kullanılan tekniklerin inceliğinde saklı. Taşın arka yüzeyinden yapılan ters oyma, figürlere derinlik kazandırırken mikro mozaik, minyatür resim ve mine işçiliği kompozisyonları zenginleştiriyor. Bıçakçı'nın bazı uygulamaları dünya çapında patentlerle korunuyor. Altın ve gümüşün yanı sıra porselen, sedef, abanoz ve seramik gibi malzemeler de tasarım dilinin bir parçası. On yedi farklı malzemeyle hazırlanan "Umut Dergahı" yüzüğü, bu çok katmanlı üretim anlayışının dikkat çekici örneklerinden biri. Zaman içinde tasarımcının ilham kaynakları denizlerin derinliklerine, masallara ve doğaya uzanıyor. Jules Verne'in "Denizler Altında Yirmi Bin Fersah" romanından esinlenen "Kraken", barok bir Güney Denizi incisini saran kollarıyla fantastik bir anlatı kuruyor. "Altın Post" ve "Diplerdeki Münzevi" mitolojik çağrışımlar taşırken "Güllük Gülistanlık", taşın içinde açan bir bahçeyi betimliyor.
Özgürlük Kuşu
2024'te haute couture kategorisinde Couture Design ödülünü kazanan "Ölümsüz Aşk", kaya kuvarsının içindeki havuzda buluşan iki tavus kuşuyla aşk temasını işliyor. 2025'te izleyicilerin seçtiği "Sonsuz Papatya Tarlaları" ise merkezindeki pırlantayı çevreleyen papatyalarla bu anlatıyı sürdürüyor. Kolyeler, bilezikler, saatler ve bir yaka iğnesinin de yer aldığı sergi, mücevherin değerini yalnızca kullanılan taşlarda ya da işçilikte aramıyor. Her parçanın içine yerleşen hikâyeyi, ayrıntıları keşfetmek için harcanan zamanı da deneyimin bir parçası hâline getiriyor. "İkinci Bakış" sergisi 22 Kasım 2026'ya kadar Galataport İstanbul, Paket Postanesi'ndeki Sevan Bıçakçı butiğinde, her gün 12.00-20.00 saatleri arasında ziyaretçilerini bekliyor.