Cirque du Soleil, sahne sanatlarını izleme biçimimizi uzun zamandır başka bir yere taşıyor. İlk anda akla insan bedeninin sınırlarını zorlayan akrobasi, yerçekimiyle oynayan hareketler ve büyük ölçekli sahne düzenleri gelse de, bu dünyanın etkisi aslında yalnızca "imkânsız" görünen anlardan doğmuyor. Her gösterinin arkasında ayrı bir evren kuruluyor; kostümden makyaja, müzikten ışığa, karakter yaratımından sahnedeki en küçük bakışa kadar her detay aynı hikâyenin parçasına dönüşüyor. OVO da bu dünyanın en renkli örneklerinden biri. Böceklerin hareketli, canlı ve sürekli dönüşen evreninden ilham alan gösteri, doğanın küçük detaylarına büyüteç tutarken onları Cirque du Soleil'in kendine özgü hayal gücüyle yeniden yorumluyor. Sahne üzerinde kimi zaman oyunbaz, kimi zaman şaşırtıcı, kimi zaman da neredeyse masalsı bir atmosfer kuruluyor. Bir karakterin kostümü, bir akrobatın bedeniyle kurduğu ritim ya da ışığın sahneye düşme biçimi, izleyiciyi yalnızca bir performans izlemeye değil, baştan sona tasarlanmış bir dünyanın içine girmeye davet ediyor. 21-24 Mayıs 2026 tarihleri arasında Ülker Arena'da toplam 8 gösteri ile izleyiciyle buluşacak olan OVO, İstanbul buluşması öncesinde merakımızı biraz daha artırıyor. Gösterinin sahne üzerindeki büyüsünü ve perde arkasındaki emeğini daha yakından anlamak için ekiple bir araya geldik. Ortaya çıkan sohbet; disiplinle hayal gücünün, teknik ustalıkla duygunun ve bireysel performansla kolektif emeğin nasıl aynı sahnede buluştuğunu gösteren keyifli bir yolculuğa dönüştü.
</section>Sizin kariyeriniz tam bir başarı hikayesi bizim için. Bir gün Cirque du Soleil'de sahneye çıkmak istediğinize bir müzikle karar verip en sonunda başarıyorsunuz. Bu süreç nasıl geçti sizin için çok zorlu muydu?
Cirque du Soleil île sahneye çıkma isteği aslında onların gösterilerini daha yakından tanımaya başladıkça oluştu. 2020 yılında ilk defa yurt dışında performans yapmaya başladığımda öncelikli hedefim, Cirque'in seçmelerine katılıp ona göre çalışmalarımı yönlendirmekti. Fakat ansızın gelen pandemi ile Cirque iflas etti. Devam eden süreçte birçok farklı ülkede, birçok farklı deneyim kazanma imkânım oldu. Cirque'in sanatçı listesine kabul edildikten kısa bir süre sonra, 2022 yılında Amerika'da turne yapan gösterilerinden birinde bir rol teklif ettiler. Böylelikle Cirque sahnesini ilk defa deneyimlemiş oldum. Tüm bu süreç boyunca tabii ki birçok kaotik durum yaşadım. Elbette duygusal olarak inişli çıkışlı zamanlar oldu ama her zaman gönül pusulası nereyi işaret ettiyse dümeni oraya çevirerek yolculuğa devam ettim. Böyle olunca da oldukça keyifli geçen bir yolculuk ortaya çıktı.
Denizli'den çıkıp tüm dünyayı bu ekiple dolaşmak nasıl bir duygu? Bir yandan ruhunuzda da seferilik var mıydı yoksa dans ve sahne tutkusu mu bunu sağladı?
Ruhumuz Acıpayam yörüklerinden geliyor ve göçü de ayrıca severiz. Şu an OVO ile turne yaparak her hafta farklı bir ülkeye seyahat ediyoruz ve bundan daha yoğun bir göç hali nasıl olurdu, bilemiyorum. Dansın hayatıma kattığı muhteşem bir disiplin anlayışı oldu. Sahne tutkum, Antalya'da gösteri yaptığım zamanlarda yeşermeye başladı ve bu tutku her geçen sezon dahada alevlendi. Türkiye'deyken Zorlu PSM'de sahnelenen Alice Müzikali'nde performans yapma fırsatım oldu. Alice Müzikali, kariyerimdeki en muhteşem, en keyifli ve en güzel deneyimlerden biriydi.
OVO'daki performansınızda sizi en çok tanımlayan unsur nedir? Ön hazırlık süreci nasıl geçti sizin için?
OVO'daki performansta onun vasıtası olarak akışa girmek en önemli unsur. Belirli bir niyet ile başlayıp keyifle performans yapıyorum. Sivrisinek karakterinin çember (roue cyr) performansının hazırlık süreci, Cirque du Soleil'in o meşhur prova ve üretim atölyesinde, Montreal'deydi. Bu oldukça yoğun geçen 15 günlük bir macera oldu. Akrobatik koç olan Ginger Ana'nın vizyonu ve sanat yönetmenimizin beklentileri doğrultusunda oldukça güçlü bir performans hazırladık. Devamında, Mexico City'de başlayan ve yaklaşık üç hafta süren sahne adaptasyonu sonrasında, çember ile ilk defa OVO gösterisinde 19 Aralık'ta Tarragona'da sahne aldım. Bu hazırlık sürecine dahil olan herkesten oldukça olumlu ve destekleyici geri dönüşler aldım. Cirque ekibi, tüm sanatçılarını en iyi şekilde destekleyerek üst düzeyde performans sergilemelerini sağlamaya özen gösteriyor.
OVO, böceklerin ve doğanın renkli evreninden ilham alıyor. Bu dünyanın içinde sahne üzerindeki rolünüzü nasıl tanımlarsınız?
Sahnedeki rolüm böcek kolonisinin bir üyesi olan sivrisineğin arkadaşlık arayışına bir bakış açısıdır. Oldukça dinamik ve yüksek seviyede akrobasi ve break dansın sunduğu görsel bir şölen ile mistik bir performans içeriyor. Tabii ki sivrisineği yakalamak istiyorsanız gözünüzü ondan ayırmamız gerekir; genel olarak bu rol tam da bunu gerektiriyor.
Uzun bir aradan sonra Cirque du Soleil'in İstanbul'a gelmesi sizin için nasıl bir anlam taşıyor? Kendi ülkenizde, kendi seyircinizin karşısına bu prodüksiyonla çıkmak nasıl bir duygu?
Cirque du Soleil'in dünya çapında turne yapan muhteşem prodüksiyonları var ve ülkemizi daha sık ziyaret etmesi, muhtemelen birçok sahne sanatçısına ilham olacaktır. Bununla birlikte sahne performanslarına farklı bakış açısı kazandıracaktır diye düşünüyorum. Cirque ilk defa ülkemize geldiğinde İzmir'de üniversite öğrencisiydim ve gösterilerine gidemediğim için epey üzülmüştüm. Şu an onlarla birlikte ülkeye dönüş yapıyor olmak adeta en sevdiğin rüyanın durmaksızın devam etmesi gibi. Sanki masmavi gökyüzünde, bulutların üstünde yolculuk yapıyormuşsun gibi hissettiriyor.
Cirque du Soleil sahnesine çıkmak, klasik bir performans deneyiminden çok daha farklı görünüyor. Sizin için bu dünyanın en büyüleyici tarafı ne?
Cirque du Soleil sahnesinde performans sergilemenin en büyüleyici yanı; sanatın, duygunun ve tekniğin bir araya gelerek tamamen büyülü bir evren yaratması. Bu sadece bir gösteri değil; müzikten kostümlere, ışıktan makyaja ve harekete kadar her detayın bir hikâye anlattığı ve izleyiciyi başka bir dünyaya taşıdığı, içine çeken bir deneyim. Sahnedeki sanatçılar arasındaki bağ da son derece etkileyici. Çok güçlü bir kolektif çalışma var; güven, disiplin ve hassasiyet bu yapının temelini oluşturuyor. Her performans aslında benzersiz çünkü seyircinin enerjisi gösteriyi yaşayan, dinamik ve heyecan verici bir şeye dönüştürüyor. Ayrıca Cirque du Soleil dünyası, yoğun ve yaratıcı karakterleri keşfetmeye olanak tanıyor. Duyguları beden aracılığıyla ifade etmek ve sanatsal anlatımı çok özel bir şekilde yorumlamak için büyük bir özgürlük sunuyor.
OVO, böceklerin ve doğanın renkli evreninden ilham alıyor. Bu dünyanın içinde sahne üzerindeki rolünüzü nasıl tanımlarsınız?
Cirque du Soleil'in OVO gösterisinde uğur böceği karakterini canlandırıyorum ve sahnedeki rolüm doğanın zarafetini, neşesini ve canlı enerjisini temsil etmek. Uğur böceği hafifliği ve merakı yansıtırken, aynı zamanda bu renkli evrendeki diğer böceklerle kurduğu bağ sayesinde gücü ve birlikteliği de ifade ediyor. Sahne üzerinde hareket, beden dili ve karakterlerle kurduğu etkileşim aracılığıyla hikâyeyi anlatmaya yardımcı oluyor. Birlikte yaşamanın, dönüşümün ve doğadaki yaşamın güzelliğini yansıtan bir karakter.
Bir Cirque du Soleil gösterisinde beden, kostüm, müzik ve ışık aynı anda hikayenin parçası oluyor. Sahneye çıkmadan önce sizi karaktere en çok hangi unsur yaklaştırıyor?
Beni karakterime en çok yaklaştıran unsur, kostüm ve makyaj aracılığıyla yaşadığım dönüşüm. Uğur böceği kostümünü giydiğimde karakterin enerjisini ve kişiliğini hissetmeye başlıyorum. Müzik de bu süreçte çok güçlü bir rol oynuyor; gösterinin duygusal ritmine girmemi sağlıyor.
Hâlâ her performansta heyecanlandığınız ya da "bu gerçekten büyülü" dediğiniz bir an var mı?
Evet, her performansta hâlâ büyülü hissettiren anlar var. Özellikle sahneye çıkmadan önce seyircinin enerjisini hissettiğimiz an çok özel.
İstanbul seyircisiyle buluşmaya hazırlanırken, OVO'yu ilk kez izleyecek biri için bu gösteriyi tek bir duyguyla anlatmanız gerekse ne söylerdiniz?
İstanbul seyircisi için OVO'yu tek bir duyguyla anlatmam gerekse bu "büyülenme" olurdu. Çünkü gösteri, ilk andan itibaren izleyiciyi renk, hareket, müzik ve hayal gücüyle dolu bir dünyaya davet ediyor; her şeyin canlı olduğu bir evrene. OVO, doğanın ve yaşamın küçük detaylarında saklı olan o şaşkınlık ve hayranlık duygusunu yeniden hissetmemizi sağlıyor.
OVO'nun kostümleri, böcek anatomisinden ilham alırken aynı zamanda futuristik bir estetik sunuyor. Bu iki dünya nasıl bir araya getirildi?
Kostümler, böcek kolonilerinin modern ve soyut bir yorumunu sunuyor. Liz Vandal, Brezilya doğası ve süper kahraman estetiğinden ilham aldı. Her kostüm sanatçıya özel tasarlanıyor ve bu süreci oldukça detaylı ve zaman alıcı hale getiriyor. Kostümler, sahne tasarımı ve ışıkla birlikte uyum içinde çalışarak bütünsel bir dünya yaratıyor. OVO'nun kostümlerini farklı kılan en önemli özellik ise dönüşüm etkisi ve renk zenginliği.
Her kostümün üretim sürecinin oldukça zaman aldığı biliniyor. Sizce bu sürecin en zorlayıcı kısmı nedir?
Evet, kostümler her bir sanatçı için özel olarak üretildiği için yapım süreci oldukça zaman alıcı olabiliyor. Bunun yanı sıra, her parçanın görünümünü zenginleştirmek için özel baskılar, farklı kumaşlar ve çeşitli dokularla pek çok detay ekleniyor. Ancak bu sürecin en zorlayıcı kısmının, her kostümü sanatçıya ve performansına göre uyarlamak olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bu durum kişiden kişiye büyük ölçüde değişiyor. Kontorsiyonistlerden palyaçolara, Çin direği sanatçılarına kadar her performans farklı ihtiyaçlar gerektiriyor. Bu nedenle her detayın, sanatçının sahnedeki hareketlerine uygun şekilde yeniden tasarlanması gerekiyor. Tüm bu süreçte en öncelikli konular ise güvenlik ve konfor oluyor.
Kostümler, sahne tasarımı ve ışıkla birlikte sahnede bütünlüklü bir dünya yaratıyor. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Bu denge, aslında çok büyük bir ekip çalışmasıyla sağlanıyor. Turne ekibindeki tüm departmanlar ve merkez ekip, tek bir ortak hedef doğrultusunda çalışıyor: mümkün olan en iyi gösteriyi sahnelemek. Aynı zamanda hepimiz, gösterinin yaratıcıları tarafından ortaya konan sanatsal vizyonu korumak ve sürdürmek konusunda büyük bir sorumluluk hissediyoruz. Böylece izleyici, dünyanın neresinde olursa olsun, aynı büyüyü deneyimleyebiliyor.
Sizce OVO'nun kostümlerini diğer Cirque du Soleil prodüksiyonlarından ayıran en belirgin özellik nedir?
Bence bu gösteriyi farklı kılan en önemli unsur, kostümlerin dönüşüm gücü. Amaç, insan formunu böcek formuna dönüştürmek. Bu nedenle kostümler, doğal insan siluetini değiştirerek doğada daha sık karşılaşabileceğimiz formlara yaklaştırmayı hedefliyor. Ayrıca OVO'nun renk dünyası da oldukça ayırt edici. Sahne üzerinde adeta gökkuşağının tüm renklerini görmek mümkün ve bu da gösteriyi Cirque du Soleil'in diğer prodüksiyonlarından farklı, çok daha özgün bir noktaya taşıyor.