2026 yazını nasıl hayal ediyorsunuz?
2026 yazını daha yavaş, daha bilinçli ve daha özgür hayal ediyorum. İnsanların trendleri takip etmekten çok kendilerini iyi hissettiren parçalara yöneldiği, seyahatlerin ve küçük kaçışların hayatın merkezinde olduğu bir yaz. Doğal dokuların, güneşten ilham alan sıcak tonların ve zamansız tasarımların öne çıktığı; gösterişten çok karakterin değer kazandığı bir sezon olacağını düşünüyorum. Tam da bu yüzden SS26 The Cottage koleksiyonu, yazın o özgür ve zahmetsiz ruhunu yansıtan bir kaçış hikâyesi anlatıyor.
Plajdan akşam yemeğine uzanan nasıl bir görünüm yaratırdınız?
İşleme detaylı bir örgü elbise seçebilirdim. Sabah saatlerinde daha yalın ve doğal bir şekilde kullanılabilen, gün ilerledikçe sadece birkaç aksesuar dokunuşuyla bambaşka bir karakter kazanan bir parça. Yaz gardırobunda en sevdiğim tasarımlar, günün farklı anlarına uyum sağlayabilen ve zahmetsiz bir şıklık sunan parçalar oluyor.
Markanızın yaz mevsimiyle kurduğu ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?
Yaz, Spring Affair'in doğal yaşam alanı. Koleksiyonlarımızda her zaman güneşin enerjisi, tatil hissi ve özgürlük duygusu var. Bizim için yaz sadece bir sezon değil, yaşam biçimi.
Bu sezonun ilham panosunda neler var?
Kesinlikle farklı şehirler, farklı yaşam biçimleri ve zamanın başka türlü aktığı kıyı kasabaları vardı. Günlük hayatın alışılmış ritminden uzak, kendi temposunda yaşayan bu yerler koleksiyonun çıkış noktasını oluşturdu. Bize hayatın her zaman aynı akışta ilerlemediğini, dönem dönem kabuk değiştirdiğini ve yeni bir forma bürünebildiğini hatırlattılar. SS26 The Cottage koleksiyonunu da tam olarak bu düşünceyle yarattık; her dönemin kendi güzelliğini kutlayan parçalar tasarladık.
Markanızın yeni dönemde yarattığı kadını hangi üç kelime ile anlatırsınız?
Özgür, romantik, özgün.