Kendine Ait Bir Çizgide Yol Alıyor: Yasemin Ergene

‘Star ışığı' dediğimiz o tanıdık auranın çok ötesinde, kendi kendini var eden bir çekim gücü var. Yarına miras kalacak ikonik bir stil, savrulmaz bir duruş ve sükûnetinden beslenen bir tavır... İçinde yaşadığı dünyanın sınırlarını çabasız sadeliği ve rafine estetiğiyle çizen Yasemin Ergene; yıllar sonra setlere dönerek kendi hikayesinde bambaşka bir mevsimin perdelerini aralıyor.

23 Eylül 2026 Çarşamba 09:46 | Son Güncellenme:
16 dakika okunma süresi

Sıra dışı aura, ikonik statüsünde bir stil, güçlü bir duruş, dengeli bir tavır... Tam da yıllar sonra yoğun set hayatına adapte olmaya başlamışken, bir araya gelmek için şartları biraz zorlamış olabiliriz ama başardık! Onunla yaratmaya çalıştığımız hikayede 'clean girl' Yasemin Ergene'yi, bu kez hiç de 'clean' olmayan bir atmosferde, endüstriyel zıtlığın tam ortasında yeniden keşfetmek bambaşka bir deneyimdi. Kendi estetik dilini yazan Yasemin ile gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, sayfaları çevirdikçe göreceksiniz ki, trendlerin ötesinde görsel bir manifestoya dönüşüyor.

Uzun bir aradan sonra Tuzlu Kahve ile setlere döndün. Bunca yıl sonra seni yeniden ekrana dönmeye ikna eden, senaryoda ve hayat verdiğin Elit karakterinin ruhunda bulduğun o özel kıvılcım ne oldu?

Aslında birkaç şey bir araya geldi. Senaryoyu okurken çok eğlendim, kadroyu görünce ayrıca heyecanlandım. Yapımcımız Polat Yağcı'nın projeye yaklaşımı ve yönetmenimiz Mustafa Kotan'ın dünyası da bu kararı vermemde çok etkili oldu. Elit de bana hiç benzemeyen bir karakter, belki en çok o tarafı hoşuma gitti. Verdiği tepkiler, hayata bakışı, doğruları... Benim dünyamdan çok farklı. O yüzden oynarken de gerçekten çok eğleniyorum. Sanırım doğru zamanda, içime sinen doğru iş geldi ve ben de "Tamam, hadi" dedim.

Yıldızlarla dolu güçlü bir kadroyla bu yeni serüvenin startını vermek de şüphesiz ayrı bir heyecan. Setin ilk günü kayıt sesini tekrar duyduğunda hissettiğin duygu ne oldu?

Açıkçası ilk gün kendimi beklediğimden çok daha rahat hissettim. İnsan uzun bir aradan sonra ister istemez acaba yabancılık çeker miyim diye düşünüyor ama kayıt sesiyle birlikte sanki hiç ara vermemişim gibi hissettim. Bir de enerjisi çok güzel, güçlü bir ekibin içinde olunca çok hızlı bir şekilde yeniden o dünyanın parçası oldum.

Bu rol senin için diğer canlandırdığın rollere nazaran nerede duruyor? Kariyerinin bugünkü noktasından baktığında; Elit karakteri, geçmişte imza attığın rollerin yanında nasıl bir dönüşümü ve olgunlaşmayı temsil ediyor sence?

Elit daha önce oynadığım karakterlere hiç benzemiyor. Tek bir Elit de yok aslında; annesinin yanında başka, Derin'in yanında başka, Murat ve ailesinin yanında başka. Duruma göre pozisyon alan, biraz politik ve stratejik bir karakter. Belki benim için dönüşüm de burada, bugün bana hiç benzemeyen, böyle farklı tarafları olan bir karakteri oynamaktan keyif aldığımı görüyorum.

Senin sektöre adım attığın ilk dönemden bugüne dijitalleşmeden izleyici beklentilerine kadar o kadar çok şey değişti ki... Bu dönüşümün ortasında bir oyuncu olarak kendini nasıl bir evrimde görüyorsun?

Benim ara verdiğim dönemde sektör gerçekten çok değişti. Dijitalleşmeyle birlikte hem anlatım dili hem izleme alışkanlıkları değişti. İzleyici artık çok daha fazla içeriğe ulaşabiliyor. Ben de o dönemde iyi bir izleyici oldum ve bütün bu değişimi dışarıdan takip ettim. Şimdi döndüğümde aslında o yılların beni ne kadar beslediğini fark ediyorum. Daha gözlemciyim, doğal ve sade olanın gücüne daha çok inanıyorum. Benim oyuncu olarak dönüşümüm de biraz bu oldu.

Clarissa P. Estés, "Kurtlarla Koşan Kadınlar"da biraz da kendi mevsimine geri dönüşü anlatıyor. Bir kadının kendi doğasına, özüne uyanış döngülerinden bahsediyor. Hepimiz bir noktada dış dünyanın beklentilerinden sıyrılıp kendi özümüze dönme yolculuğu yaşıyoruz. Sen ruhunun ve zihninin tam olarak hangi eşiğindesin? İçinde köklenen yeni mevsimi nasıl tanımlarsın?

Sanırım şu an kendimi en iyi tanıdığım dönemlerden birindeyim. İki kızım var ve annelik de hayata bakışımı, önceliklerimi çok değiştirdi. Bugün kendi sesimi daha çok dinlediğim, seçimlerimi daha bilinçli yaptığım bir yerdeyim diyebilirim.

Bir yandan anneliğin o içsel ve dönüştürücü gücü hayatını şekillendirirken, kızlarının annelerini yeniden tutkuyla işinin başında görmeleri evdeki dinamiği, enerjiyi nasıl etkiledi?

Onlar benim aktif olarak oyunculuk yaptığım döneme hiç şahit olmadılar. Eski işlerimi daha çok sosyal medyada karşılarına çıkan kısa kesitlerden biliyorlar. O yüzden sete döndüğümde evde "Wow, annem yeniden oyunculuk yapıyor" gibi büyük bir heyecan olmadı. Ara ara sete geliyorlar, onlar için de farklı bir ortam ve hoşlarına gidiyor. Benim çok yoğun çalıştığım günlerde babalarında kalıyorlar, diğer günlerde de programımızı ona göre ayarlıyoruz. Hep birlikte o dengeyi kuruyoruz aslında.

Onların da büyüyüp kendi bireysel alanlarını açtığı bu dönemde, anneliğini tanımlayan ana duygu sence ne? Kızlarınla kurduğun güvenli bağın arkasında nasıl bir anne figürü var?

Sanırım en temel duygu güven. Ben gerçekten onlarla arkadaş gibiyim. Bana her şeyi anlatabilsinler, hiçbir şeyi saklamak zorunda kalmasınlar istiyorum. Genelde baba figürü çocukların hayatında biraz daha otoriteyi temsil eder, anneyle kurulan bağ ise başka bir. yakınlık taşır. Bizde de özellikle kız çocuk oldukları için bana daha rahat açıldıkları, her şeyi daha kolay konuşabildikleri bir ilişkimiz var. Ama arkadaş gibi olmamız her şeye izin verdiğim anlamına gelmiyor; gerektiğinde anne olduğumu da gayet iyi biliyorlar. Benim tek istediğim ve benim için en önemlisi, ne olursa olsun bana gelebileceklerini bilmeleri...

Şu sıralar üçünüzün dünyasını zenginleştiren, birlikte keşfetmekten heyecan duyduğunuz yeni alanlar veya rutine dönüşen keyifler var mı?

Artık ikisinin de kendi dünyası var. Emine arkadaşlarıyla vakit geçirip kendi alanını oluştururken, Ela benimle daha çok vakit geçiriyor. Lego tutkusu ve sinema sevgisi çok var. Tek başına sinemaya gitmeyi çok seviyor. Ben de onları izlemekten mutluluk duyuyorum.

Annelik, oyunculuk ve hayatın getirdiği farklı sorumlulukların ortasında mekik dokurken dışarıdan oldukça çabasız görünen o güçlü duruşun, o sarsılmaz omurganın temelinde hangi ilkeler yatıyor?

Sanırım temelinde hayatta her şeyin geçici olduğunu bilmek var. İyi zamanın da zor zamanın da. Kolay pes eden biri değilim, çözüm odaklıyım ve şartlar ne olursa olsun kendi dengemi korumaya çalışırım. Güçlü duruş dediğin şey de belki biraz buradan geliyor.

Türkiye'de stil denilince şüphe yok ki "sen"! Stil kelimesinin karşılığını Türkiye'de ikonik denebilecek bir tavırla farklı bir konuma taşıdın. Kendi çizgini nasıl tanımlarsın ve bu çizginin yıllar içindeki evrimini stil ile yaşam felsefenin kesişiminde nasıl okuyorsun?

Öncelikle çok teşekkür ediyorum. Stilim yıllar içinde benimle beraber değişti tabii ki. Trendleri takip ediyorum, zaten bugün modayla ilgilenip tamamen dışında kalmak çok mümkün değil. Ama her trendi olduğu gibi almak yerine bana uyan tarafını kendi stilime dahil ediyorum. Sanırım değişmeyen tarafım fazla uğraşılmış görünmeyi hiçbir zaman sevmemem. Rahat bir parçayla çok güçlü bir parçayı bir arada kullanmayı seviyorum. Yıllar geçtikçe de neyin bana ait olduğunu daha iyi biliyorum, belki stilimin evrimi biraz da bu.

Senin için zamansızlığın tanımı nedir? Moda dünyasında her şeyin hızla tüketildiği ve trendlerin çabuk tükendiği bu çağda, kendi özgün çizgini ve çabasız şıklığını korumayı nasıl başarıyorsun?

Benim için zamansızlık yıllar sonra dönüp baktığında hala "Bunu bugün de giyerim" diyebilmek. Trendleri takip ediyorum ama her birinin peşinden gitmiyorum. Özellikle logolu ve yalnızca bir sezon öne çıkan parçalardan uzak duruyorum. Gardırobumda yıllardır giydiğim parçalar var. Yeni aldıklarımı da çoğunlukla onlarla kombinliyorum. Çabasızlık benim için, fazla düşünmeden kendime yakıştırdığım gibi giyinmek.

Elit karakterinin gardırobunu ve görsel dilini oluştururken nasıl bir yaratım süreci geçirdiniz peki?

Elit'in stili benimkinden biraz daha farklı. Ben daha sade ve çabasız şeyleri severken Elit biraz daha gösterişli, daha iddialı ve ne giydiğinin fark edilmesini seven biri. Rutkay Öziş ve yönetmenimiz Mustafa Kotan'la birlikte onun karakterini kıyafetlerine de yansıtmaya çalıştık. Renkleri, aksesuarları, bazen biraz fazla oluşu bile Elit'i anlatıyor aslında.

İlham aldığın, stilini ve duruşunu ikonik bulduğun isimler kimler? Zihninde yer eden o unutulmaz 'look' kime ve hangi döneme ait mesela?

Farklı dönemlerden modaya damgalarını vuran üç kadın. Audrey Hepburn'ün sade, zarif ve zamansız stili. Bianca Jagger'ın düğününde giydiği ikonik beyaz YSL takımı ve Prenses Diana'nın 90'larda blazerları spor parçalarla buluşturan rahat ama güçlü görünümü. Estetikleri farklı olsa da üçü de bugün hala ilham veren bir miras bıraktı.

Sosyal medya günümüzde kendini ifade etmenin en güçlü araçlarından biri. Sen bu mecrayı kendini dış dünyaya açarken nasıl bir mesafe ve estetik filtreyle kullanıyorsun?

Sosyal medyayı seviyorum ama hayatımın tamamını orada yaşamıyorum. Paylaşımlarımda özel hayatımla aramda kendime ait bir sınır bırakmayı önemsiyorum. Benim için sosyal medya hayatımdan paylaşmak istediğim küçük ve güzel anları gösterdiğim bir alan.

Güzellik senin için ne anlam ifade ediyor?

Güzellik benim için yalnızca fiziksel değil insanın tavrı, enerjisi ve kendini taşıma biçimi. Kusursuzluktan çok, kendine yakışanı bilmek ve kendinle barışık olmak gerçek güzellik.

Eleştirileri göğüsleme konusunda tavrın ne?

Eleştiriye açığım. Yapıcı olanı dikkate alır haklılık payı varsa üzerine düşünürüm. Ancak sırf kırmak için söylenenleri üzerime almam.

Büyük lafları, 'hayata iz bırakma' hedeflerini bir kenara koysak... Önümüzdeki dönemde sadece kendin için heyecanla beklediğin, gözlerini parlatan o en tatlı hayal ne?

Çok büyük bir hayalim yok aslında. Ben çok hayal kuran biri de değilim. Yaptığım işten keyif alıyor, beni heyecanlandıracak farklı karakterlerle karşılaşmayı bekliyorum. Bir yandan da çocuklarımla seyahat edip hayatın bu döneminin tadını çıkarmak istiyorum.

Röportaj: Filiz ŞEREF KULU

Fotoğraf: Ali KALYONCU

Styling: Tuğçe KILINÇLI

Saç: Ferit BELLİ

Makyaj: Ece Birsen KARAGÜLLE

Video: Ardan Can GÜNGÖR, Onur KARAKUŞ

Prodüksiyon: Zeynep GÜLALP

Fotoğraf asistanı: Arda ÇİÇEK, Buket SEYREK

Styling asistanı: Rüya TEKÇE

Makyaj asistanı: Esra BULUT

EN ÇOK OKUNANLAR

Haftanın Mekânı: Alice İstanbul

Haftanın Mekânı: Alice İstanbul

6 dakika okunma süresi
İstanbul'un Hikâyesine Açılan Bir Kapı: Levni Istanbul

İstanbul'un Hikâyesine Açılan Bir Kapı: Levni Istanbul

8 dakika okunma süresi
Lili Reinhart ve Tom Bateman “The Love Hypothesis” İçin Bir Arada

Lili Reinhart ve Tom Bateman “The Love Hypothesis” İçin Bir Arada

2 dakika okunma süresi
New York Moda Haftası Hakkında Bilmeniz Gerekenler

New York Moda Haftası Hakkında Bilmeniz Gerekenler

10 dakika okunma süresi
Naomi Watts'ın Toronto Film Festivali Stili

Naomi Watts'ın Toronto Film Festivali Stili

2 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Değerli Anlara Dair

Değerli Anlara Dair

Yaz Dönümü Ruhu

Yaz Dönümü Ruhu

Cemiyet Dünyasında İstanbul Sezonu Başladı

Cemiyet Dünyasında İstanbul Sezonu Başladı

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

Deneyim Çağında Perakende Nasıl Dönüşüyor?

Deneyim Çağında Perakende Nasıl Dönüşüyor?

Antonis Remos ile Yunan Esintisi

Antonis Remos ile Yunan Esintisi

Boğaz'da İçsese Davet

Boğaz'da İçsese Davet

8 NİSAN 2026

8 NİSAN 2026

Naomi Campbell Bodrum'da

Naomi Campbell Bodrum'da

Selena Gomez'in Moda İmzası Mabel Mora'da Yaşıyor

Selena Gomez'in Moda İmzası Mabel Mora'da Yaşıyor

Berlin'de Tasarımın Görkemli Buluşması: iF Design Award 2026

Berlin'de Tasarımın Görkemli Buluşması: iF Design Award 2026