Genç kadınlara kariyer yolculuğunda en kritik tavsiyeniz?
Öncelikle kendilerine gerçekten inansınlar. İş hayatında zaman zaman cam tavanlarla karşılaşabiliyoruz ancak bir kadın bilgi ve emeğiyle mutlaka fark yaratıyor. Kim olduklarını değiştirmeden, başkasına benzemeye çalışmadan ilerlemeleri ve kendilerini sadece meslekleriyle ilgili alanlarda değil, hobileri ve "işle ilgisiz" gibi görülen ama aslında onları her anlamda besleyecek ilgi alanlarında da geliştirmeleri çok önemli. Hayatın hangi kapıyı ne zaman açacağı bilinmiyor ne kadar çok yönlü olursanız, fırsatları o kadar kolay yakalarsınız.
Kadın dayanışması gerçek hayatta nasıl mümkün olur?
Kadın dayanışması aslında gerçek hayatta zaten mümkün diye düşünüyorum ve çoğu zaman küçük anlarda başlıyor. Toplumsal cinsiyetten kaynaklanan zorlukları kadınlar olarak benzer şekillerde deneyimliyoruz ve birbirimizi en iyi yine biz anlayabiliyoruz. Farklı alanlarda başarılı kadınları görünür kılmak, onları takdir etmek ve başarılarını paylaşmak; kadınların fikirlerinin duyulmasını sağlamak ve desteklemek ise dayanışmanın küçük gibi görünen ama kültürü dönüştüren somut adımları oluyor.
Bir kız çocuğu sizi izliyorsa ne görmesini isterdiniz?
Beni izleyen bir kız çocuğunun mutlu, güçlü ve kendi yolunu çizebilen bir kadın görmesini isterim. İşini tutkuyla yapan ama ailesine de aynı tutkuyla bağlı bir kadın. Kadınların istedikleri her alanda parlayabileceklerini ve hayat boyunca tek bir "şapkayla" sınırlı kalmak zorunda olmadıklarını fark etmesini isterim. Özellikle kızım Leyla'nın şunu görmesini isterim: Kadın olmak hiçbir zaman bir sınır değil; tam tersine büyük bir güç.
Geleceğin iş dünyasında kadın liderliği nerede olacak?
Kadın liderler başarıyla yollarına devam ettikçe, geleceğin iş dünyasında liderliğin cinsiyetle değil yetkinlik ve etkiyle tanımlandığı, eşitliğin ise artık bir hedef değil doğal bir standart olduğu bir yerde olacağına inanıyorum. Kadının nasıl göründüğünün değil, ne kattığının konuşulduğu bir iş dünyası hayal ediyorum. Asıl mesele sayıların değil; kültürün dönüşmesi. Kadınların yalnızca mevcut pozisyonlarda değil, geleceğin mesleklerinin tasarlanmasında da eşit söz sahibi olması gerekiyor.
20 yaşınızdaki Zümrüt'e ne söylerdiniz?
20 yaşımdaki Zümrüt'e, kendine güvenmeye devam etmesini söylerdim. Merakını kaybetmemesini, farklı deneyimlerden korkmamasını ve kendi yolunun zamanla şekilleneceğine inanmasını hatırlatırdım. Bir de başarıyı sadece pozisyonla değil, yarattığı etkiyle ölçmesini söylerdim.
Global bir markada çalışmak size hayat ritmi olarak ne kattı?
Global bir yapının içinde olmak insana geniş bir perspektif kazandırıyor. Farklı kültürlerle çalışmak, hızlı ve disiplinli hareket etmek önemli bir refleks haline geliyor; ancak aynı zamanda yerel değerlere daha sıkı sarılmayı da öğretiyor. Global vizyon ile yerel ruhu birlikte taşıyabilmek ise benim için en kıymetli dengeyi oluşturuyor.
Marka kültürü ile kişisel stiliniz arasında bir paralellik var mı?
Kesinlikle var. Markalarımızın özgün, cesur ve deneyim odaklı kültürü, meraklı, keşfetmeyi seven ve insan odaklı bakış açımla birbirini besliyor. Saygı, sorumluluk ve kapsayıcılık hem kişisel liderlik anlayışımın hem de kurum kültürümüzün temelinde yer alıyor. Şirket mottomuz "Keyifli anların yaratıcıları" ise, hayatı nasıl deneyimlediğim konusunda bana her zaman ilham veriyor.
Lüks tüketim dünyasında hikâye anlatıcılığı ne kadar önemli?
Kesinlikle çok önemli, lüks artık sadece bir ürün değil, bir anlam ve deneyim sunuyor. Bugün insanlar sadece bir ürün satın almıyor; bir duruşa, bir hikâyeye ortak oluyor. O hikâye gerçekse ve yaşanıyorsa karşılık buluyor. Değer iletişimi, ancak o değerleri gerçekten hayata geçirdiğinizde inandırıcı oluyor.
Türkiye'de lüks ve deneyim kültürü sizce nasıl evriliyor?
Türkiye'de artık insanlar daha bilinçli ve seçici. Sadece sahip olmak değil, anlamlı bir deneyim yaşamak istiyorlar. Yerel değerlere dokunan, kültürle ve sanatla bağ kuran projeler daha güçlü bir karşılık buluyor. Kendi adıma bu dönüşümü görmek heyecan verici. Buna ek olarak günlük hayatı daha keyifli hale getiren "ulaşılabilir lüks" kavramı da bu dönüşümün önemli bir parçası haline geliyor.
Global markalarda kadın lider olmak size ne hissettiriyor?
Hem gurur hem sorumluluk. Çünkü o pozisyonda yalnızca kendi adınıza varolmuyorsunuz, sizden sonra gelecek kadınlar adına da bir alan açıyorsunuz. Şirketimiz kadın liderliğine önem veriyor; yönetim kurulumuzda kadın ve erkekler eşit temsil ediliyor. Böyle bir ortamda çalışmak hem mutlu ve gururlu hissettiriyor hem de kariyerinin başındaki genç kadınlara örnek olup onların yolculuklarına ilham verebilmek büyük bir sorumluluk. Global bir firmada çalışıyorum ancak Pernod Ricard Türkiye'nin ve şirketimizde çalışan Türk kadınlarının dünya çapında başarıları ile gurur duyuyorum.
Kendinizle en çok gurur duyduğunuz an?
Bir projenin gerçekten sahaya dokunduğunu ve insanların hayatlarında bir etki yarattığını gördüğüm anlar. Özellikle Pernod Ricard Türkiye olarak türü tükenme tehdidi altında olan coğrafi işaretli Bodrum Mandalini'ni desteklediğimiz Bodrum Yeşili sosyal sorumluluk projemizle yerel üreticiye, kültüre ve doğaya katkı sağladığımızı hissettiğim anlar benim için çok anlamlı. Kalıcı fayda yaratabilmek en büyük motivasyonum.
Zor bir karar aldığınızda kendinizi nasıl dengeliyorsunuz?
Yapım gereği çözüm odaklı ve her zaman bir çıkar yol olacağına inanan biri olduğum için, genellikle zor kararları da kabullenmek ve doğru şekilde ilerlemek daha kolay oluyor. Yine de zor bir karar söz konusuysa, bir adım geri çekilip büyük resmi görmeye çalışıyorum. Duygularımı dinlerken veriye ve risklere de bakmak, kararların içinde dengede kalmamı sağlıyor.
İş dünyasında "etki yaratmak" sizin için ne ifade ediyor?
Etki yaratmak benim için yalnızca sonuç üretmek değil; insanlarda, bakış açılarında ve kurum kültüründe kalıcı bir iz bırakabilmek demek. Bir kapıyı açıyorsanız, arkanızdan gelenler için de o kapının açık kalmasını sağlamaya çalışmak gibi.
8 Mart size en çok hangi duyguyu hatırlatıyor?
8 Mart bana eşit, özgür ve kapsayıcı bir iş dünyasını hatırlatıyor. Geçmişten gelen mücadeleleri hatırlarken, bugün açılan yeni yolları görmek ve kadınların her alanda güçlenmesini izlemek bana umut veriyor. Çeşitlilik ve kapsayıcık sürekli bir yolculuk ve bu yolculuk süresince hep birlikte daha iyisini inşa edebileceğimize dair güçlü bir inancım var.
Yoğun bir tempoda zihninizi nasıl boşaltıyorsunuz?
İçinde bulunduğum sektör gereği yoğun tempolara alışığım. Ancak zihnimi gerçekten boşaltıp hayatın dengesini yeniden kurduğum anlar, çocuklarım, ailem ve arkadaşlarımla birlikte geçirdiğim, güldüğüm, eğlendiğim ve güzel anılar paylaştığım zamanlar oluyor. Bunun dışında hobilerime ve beni bugünkü Zümrüt yapan ilgi alanlarıma ayırdığım vakitler de benim için terapi gibi; örneğin amatör olarak ilgilendiğim müzik ve spor gibi.