Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin

Farklı sektörlerde kendi yollarını açan 10 güçlü kadından biri olan; Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Dildar Edin, liderlikten dayanışmaya, cesaretten ilhama uzanan hikâyesiyle ALEM'in Kadınlar Günü özel sayısında yer alıyor. İş dünyasından modaya, sürdürülebilirlikten girişimciliğe uzanan bu yolculuklarda başarı yalnızca ulaşılan bir nokta değil, aynı zamanda başkaları için açılan yeni kapılar.

YAZAR: Ceylan Yeniacun
11 Mart 2026 Çarşamba 11:22 | Son Güncellenme:
12 dakika okunma süresi

Türkiye'nin altyapı, enerji ve özelleştirme projelerinin finansmanında yaklaşık 50 milyar dolarlık konsorsiyum sürecinde yer aldınız. Bu projelerde olmak sizin için ne ifade ediyor?

Bu rakam gerçekten büyük; ama benim için asıl anlam, sayıların arkasındaki hikâyede yatıyor. Her proje; bir köprü, bir enerji santrali, bir altyapı yatırımı. Bunların her biri Türkiye'nin bugünkü ekonomik omurgasını oluşturan yapılar. Garanti'de proje finansmanı birimimizi kurduğumuzda Türkiye'de bu alanda kurumsal bir hafıza henüz oluşmamıştı. Sektörü sıfırdan inşa etmek demekti bu; teknik bilgiyi, hukuki çerçeveyi, uluslararası standartları aynı anda öğrenmek ve aktarmak. Geriye baktığımda en çok gurur duyduğum şey, yalnızca projeleri finanse etmiş olmak değil; bu alanda kalıcı bir ekip, bilgi birikimi ve kurumsal kültür oluşturmuş olmak. O ekibin bugün sektörün farklı köşelerinde liderlik yaptığını görmek, benim için her rakamdan daha değerli.

Sürdürülebilirlik henüz iş dünyasının ana gündeminde değilken kurum içinde bu alanda öncülük ettiniz. O süreci nasıl başlattınız?

2010 yılında sürdürülebilirliği konuşmaya başladığımızda bankada, pek çok meslektaşım bu kavramın iş dünyasıyla ne ilgisi olduğunu soruyordu. Cevabım her zaman aynıydı: Finansmanını yaptığınız projelerin çevresel ve sosyal etkisinden sorumlu değilseniz, uzun vadede sağlam ve güvenilir bir iş modeli kuramazsınız. Bankacılık ufku uzun vadeli olmak zorunda; iklim riski de, sosyal risk de bilanço riskidir. 2012'de ekibi kurduğumuzda somut bir misyonumuz vardı: Sürdürülebilirlik ilkelerini bankacılığın kılcal damarlarına kadar işlemek; bir raporlama egzersizine değil, gerçek bir karar verme kültürüne dönüştürmek. Bu kolay değildi.

Bir lider olarak karar alırken en çok hangi değer sizi yönlendiriyor?

Dürüstlük. Bu kelimeyi çok basit bulabilirsiniz. Ama liderliğin temeli, soyut vizyon bildirgeleri değil; gündelik kararlarda gösterilen bütünlük. İki boyutu var bunun: Kendinize karşı dürüst olmak; kendi kör noktalarınızı görebilmek, ‹bilmiyorum› diyebilmek, yanıldığınızda kabul edebilmek. Ve çevrenize karşı dürüst olmak; zor bir gerçeği söylemenin cesaretine sahip olmak.

İş dünyasında etki yaratmak sizin için ne ifade ediyor?

Etki; iz bırakmak demek benim için. Sadece rakamsal başarılar değil; ardından gelen nesle ne miras bıraktığınız, hangi kapıları açtığınız, hangi kültürü inşa ettiğiniz. Ben kariyerim boyunca üç tür etki yaratmaya odaklandım: Kurumsal etki; bankada sürdürülebilirlik kültürünü sıfırdan inşa etmek, bunu bir departman meselesi olmaktan çıkarıp stratejik bir önceliğe dönüştürmek. Sektörel etki; SKD Türkiye aracılığıyla iş dünyasının bu dönüşüme liderlik etmesine katkıda bulunmak. Ve toplumsal etki; özellikle kadınların karar alma mekanizmalarına daha fazla ve daha güçlü bir şekilde katılması için çalışmak. Bu üç boyut bir araya geldiğinde, 'etki' kelimesi gerçek anlamını kazanıyor.

Türkiye'de kadın yönetici olmak sizce hâlâ ekstra bir direnç gerektiriyor mu?

Evet, gerektiriyor. Bunu söylemekten çekinmiyorum, çünkü gerçek bu. Belki artık direnç eskisi kadar açık ve görünür değil; 'bu iş kadına göre değil' diyen kimse kalmadı. Ama görünmez engeller hâlâ çok gerçek.Toplantılarda sözünüzün kesilmesi, aynı fikrin bir erkek meslektaşınızca tekrarlandığında daha fazla ilgi görmesi, anne olduktan sonra kariyer beklentilerinizin başkaları tarafından sessizce küçümsenmesi... Bunlar 'küçük' görünebilir, ama birikimli etkileri hem bireysel kariyer hem de kurumsal kültür üzerinde son derece büyük. Direnci görmezden gelerek ilerlemenin tek yolu: Yalnız olmamak. Bu yüzden 30% Club gibi yapılara ihtiyacımız var; bu mücadele tek kişilik bir maraton değil.

Genç kadınlara en çok hangi konuda cesaret vermek istersiniz?

Sizi küçük hissettiren ortamlara, yapılara ve beklentilere itiraz etme konusunda. Çok yetenekli, mükemmel eğitimli, motivasyonu yüksek genç kadınlar görüyorum. Ama hepsinin içinde büyüyen bir 'acaba yeterince hazır mıyım?' sorusu var. Genç kadınlara şunu söylemek istiyorum: Mükemmel hazır olmayı beklemeyin. Koltuğu alın, masaya oturun, konuşun. Sesini çıkarmayan; ne kadar yetenekli olursa olsun; değiştiremez. Ve değiştiremediğiniz sistem sizi de değiştirmeye devam eder.

İki genç kız annesi olarak sizce genç neslin sizden daha iyi yaptığı şey ne?

Sınır koymak. Ve bunu hiç suçluluk duymadan yapabilmek.Benim neslim 'fedakârlık' ekseninde yetişti. İyi iş çıkarmak için her şeyi göze almak gerektiğine, yorgunluğu göstermenin zayıflık olduğuna inandık. Kızlarım ve onların kuşağı çok daha net bir şeyin peşinde: Anlam. Ne için çalıştıklarını, hayatlarını nasıl yaşamak istediklerini çok daha erken ve çok daha cesurca sorguluyor. Cevabı bulamadıklarında 'hayır' diyebiliyorlar.

Zor bir karar aldığınızda kendinizi nasıl dengeliyorsunuz?

Yürüyorum. Bu çok basit görünebilir ama zihin hareket ettiğinde farklı düşünüyor; sadece analitik değil, bütünsel olarak. Bir de güvendiğim, beni gerçekten tanıyan insanlarla konuşuyorum. Her zaman aynı fikirde olmalarına gerek yok; hatta en değerli konuşmalar çoğunlukla farklı düşünenlerle olanlar. Ve tüm verileri topladıktan, tüm perspektifleri dinledikten sonra bir noktada içgüdüme güvenmek gerektiğini öğrendim.

8 Mart Kadınlar Günü sizin için ne ifade ediyor?

8 Mart benim için öncelikle bir farkındalık ve hesap verme günü. Hem katettiğimiz yolu kutlamak hem de hâlâ önümüzde ne kadar mesafe olduğunu dürüstçe ortaya koymak için. Ama dürüst olmak gerekirse, bu günün yalnızca sembolik bir kutlamaya dönüşmesini içim kabul etmiyor. Asıl önemli olan 9 Mart sabahı da aynı kararlılıkla devam etmek. Eşit ücret, yönetim kurullarında temsil, iş yerinde psikolojik güvenlik, ev içi yük paylaşımı; bunlar bir gün için değil, her gün için mücadele gerektiriyor. 8 Mart, bu mücadeleyi görünür kılan ve kolektif güç oluşturan bir platform. Bu değeri taşıdığı sürece anlamlı ve gerekli.

SKD Türkiye, 30% Club, Fibabanka yönetim kurulu... Bu kadar sorumluluğu nasıl dengeliyorsunuz?

Seçici olmayı öğrenerek. Bu en kritik liderlik becerilerinden biri ve çoğu zaman en zor öğrenilenlerden.Hayatın bir noktasında şunu fark ettim: Her şeye 'evet' demek, aslında hiçbir şeye tam anlamıyla 'evet' demek değil. Enerji sınırlı bir kaynak; onu doğru yere yatırmak en önemli stratejik karar. Bugün üstlendiğim her rol, birbirini besleyen ve anlam katan bir bütünün parçası. Fibabanka'da yönetim kurulu üyeliği, SKD'de kurumsal dönüşüm liderliği, 30% Club'da yapısal eşitlik çalışması; bunlar birbirinden ayrı değil, birbiriyle konuşan sorumluluklar. Ama bu bütünlüğü koruyabilmek için bazı şeylere 'hayır' demek şart. Bu kararı artık çok daha hızlı ve çok daha az suçlulukla verebiliyorum.

30% Club Türkiye olarak öncelikli hedefleriniz neler?

30% Club'ın küresel misyonu çok net: Tüm yönetim kurullarında ve üst yönetimde en az yüzde otuz kadın temsili. Ve bunu başarmak için üç stratejik sütun üzerine kurulu bir yapımız var. Birincisi Harekete Geçirme; Yönetim kurulu başkanlarını ve genel müdürleri üye olarak harekete geçirmek. Çünkü gerçek değişim tepeden başlar. Biz yalnızca kadınlara değil, sistemi yönetenlere sesleniyoruz. İkincisi Etkileme; Değişimi tetikleme gücüne sahip olanları etkilemek. Yalnızca farkındalık yaratmak değil; politikaları, norm ve beklentileri, kurumsal kültürü dönüştürmek. Üçüncüsü Güçlendirme; Geleceğin kadın liderlerini güçlendirmek. Mentörlük ve sponsorluk programlarıyla, görünürlük fırsatlarıyla ve ağ desteğiyle.

EN ÇOK OKUNANLAR

ALEM Kitap Kulübü: Mart Seçkisi

ALEM Kitap Kulübü: Mart Seçkisi

11 dakika okunma süresi
Baharda Sanat Rotası

Baharda Sanat Rotası

4 dakika okunma süresi
Londra Moda Haftası'nda Zarif Buluşma

Londra Moda Haftası'nda Zarif Buluşma

1 dakika okunma süresi
Akrobasiyle Kurulan Bir Ekosistem

Akrobasiyle Kurulan Bir Ekosistem

2 dakika okunma süresi
26 Şubat 2026 Haftasında Vizyonda Kaçırılmayacak Filmler

26 Şubat 2026 Haftasında Vizyonda Kaçırılmayacak Filmler

6 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Güneş Çağlarcan Solo Sergi Açılışı

Güneş Çağlarcan Solo Sergi Açılışı

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

2025'te Neler Değişti? Moda, Sinema ve Popüler Kültürün Yeni Dili

Ahu Yağtu ile Kelime Oyunu

Ahu Yağtu ile Kelime Oyunu

Eylül Ayı Burç Yorumları

Eylül Ayı Burç Yorumları

Değerli Anlara Dair

Değerli Anlara Dair

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

New York'tan Bodrum'a: Sera Verhoest Irvül'ün Katmanlı Stil Dünyası

Kırmızı Çocuklar Derneği'nin Yeni Üyesi: Kırmızı Karavan

Kırmızı Çocuklar Derneği'nin Yeni Üyesi: Kırmızı Karavan

Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!

Esas Oğlan Dizisinin Gala Gecesi!

Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen

Lexus LM'de Bir Yıldız: Melis Sezen

Selena Gomez'in Moda İmzası Mabel Mora'da Yaşıyor

Selena Gomez'in Moda İmzası Mabel Mora'da Yaşıyor

The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood

The White Lotus'un Parlayan Yıldızı: Aimée Lou Wood

Stalantis'ten Önemli Ziyaret

Stalantis'ten Önemli Ziyaret