Ekranda bir hikâye anlatıcısı olarak kendi yolculuğuna baktığında, oyunculuk serüveninin ilk sahnesi nerede başlıyor?
Oyunculuk yolculuğum, lisede tamamen spontane bir kararla tiyatro kulübüne katılmamla başladı. İlk kez Romeo ve Juliet oyunuyla sahneye çıktığım ve seyirciyle karşı karşıya geldiğim o an, bu serüvenin ilk ve en unutulmaz sahnesiydi.
İzleyicinin sende yakaladığı ve seni farklı kılan şeyin ne olduğunu düşünüyorsun?
Genellikle tipolojimin ve enerjimin farklı yönlere evrilebilecek bir yapıda olduğu söyleniyor. Bunun yanı sıra, canlandırdığım her şeyi mümkün olduğunca gerçek bir yerden kurmaya ve yansıtmaya çalışıyorum. Sanırım izleyicinin kurduğu bağın temelinde de bu samimiyet yatıyor.
Kamera karşısında öğrendiğin ve seni dönüştüren, belki de hiç beklemediğin bir hayat dersi var mı?
Bunun benim için tek ve net bir cevabı yok. Çünkü kamera karşısında her an yeni bir şey öğrenme ihtimali var. Her karakter kendi hikâyesini, duygularını ve davranış biçimlerini beraberinde getiriyor. Ayrıca farklı oyuncularla çalışmak da insana sürekli yeni bakış açıları ve deneyimler kazandırıyor.
Bu yazı dolu dolu yaşamak için kendine nasıl bir alan açıyorsun?
Mümkün olduğunca doğanın içinde olmaya çalışıyorum. Kendimi en çok orada yenilenmiş, beslenmiş ve dengede hissediyorum.
Yaz programında neler var? Yeni destinasyonlar, sanat rotaları ya da aile tatilleri arasında şu an sana hangisi cazip geliyor?
Kamp yapmayı ve insanların çok fazla bilmediği, bakir kalmış yerleri keşfetmeyi seviyorum. Bu yüzden yeni destinasyonlar görmek ve bilinmeyen rotaların peşine düşmek bana her zaman daha cazip geliyor.
Yazın yapmayı en sevdiğin şey ne?
Daha önce görmediğim yerleri keşfetmek ve yeni deneyimlere alan açmak.
Çocukluğuna dönsek; sinematografik olarak zihninde kalan en güçlü yaz anın hangisi?
Babamın kırmızı, üstü açık bir arabası vardı. Yaz günlerinde mahalledeki arkadaşlarımı da toplar, hep birlikte denize giderdik. O yaşlarda yaşanan böyle anlar insanın hafızasında çok güçlü izler bırakıyor.
Yaz mevsimi sende daha çok hangi duyguları tetikliyor?
Heyecan ve coşku. Yaz benim için her zaman hareketi, keşfi ve yeni başlangıçları çağrıştırıyor.
Gözünü kapatıp bir yaz hikayesi yazsan, hikâye nerede başlar, ilk sahnede seni nerede nasıl görürdük? Oradan itibaren nasıl bir akışa girerdi?
Hikâye Cape Town'da, okyanusta sörf yaparken başlardı. Sonrasında sudan çıkıp kumsala uzanır, gün batımını izlerdim. Sanırım hikâye de tam o anda, o dinginlik ve özgürlük hissinin içinde akmaya devam ederdi.
Bu yazın sonunda hayatının jeneriği aksa, o ekranda hangi cümleyi görmek isterdin?
"Sabırlı ol, henüz en iyisini görmedin."
Röportaj: Filiz ŞEREF KULU
Fotoğraf: Emre KARATAŞOĞLU
Styling: Zilan BÜLBÜL
Saç: Erdem GÜL
Makyaj: Selen KAYA / MAC ürünleriyle
Prodüksiyon: Ceylan YENİACUN, Zeynep GÜLALP
Video: Onur KARAKUŞ, Ardan Can GÜNGÖR
Styling asistanı: İlayda YİĞİT
Mekân için The Grand Tarabya Hotel'e teşekkür ederiz.