DUAYEN MODACI VURAL GÖKÇAYLI

Haute couture’ün Türkiye’deki ilk temsilcilerinden Vural Gökçaylı ve zarif eşi Meral Gökçaylı ile Alemce programımız için özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

ABONE OL
06 Mayıs 2015 Çarşamba 15:32 | Son Güncellenme:
16 dakika okunma süresi
DUAYEN MODACI VURAL GÖKÇAYLI

Moda sevginiz genç yaşta başlamış yüzünüzü gülümseten bir hikayesi var sizden dinleyebilir miyiz?
Küçük yaşlarımda bu tutku başladı, perdeleri keser bebeklere elbise yapardım. Evde hamur işi yapılırken hamurlardan alır şapka yapardım, ailemizde heykeltıraş da var belki ondan dolayı bilmiyorum. Babam bu yaptıklarıma çok kızardı. Resim çizerken de abime ve bana iki kağıt verirlerdi abim kovboy resimleri çizerdi ben de şapka ve elbiseler çizerdim. Dayım da çok tepki gösterirdi böyle oyunlar oynamayacaksın diye. Lisede İtalyan Lisesi’ne devam ettim orada da bu tutkum devam etti. Sınıftaki kız arkadaşlarıma modeller çizer verirdim. 

O günlerden bir anınız var mı?
Evet, bir gün matematik hocamız Profesör Ottone teknik bir çizim yapmamızı istemişti, ben herkesten önce çizdim, yanımda oturan sınıf arkadaşım Ayla Or’da okuldan sonra Beyoğlu’nda bir yere elbise diktirmeye gideceği için yanında kumaşla gelmiş. “Bana bir şey çizer misin?” demişti ben de dersimi bitirdiğim için çizmeye başladım. O sırada öğretmenimiz gördü elinde küçük bir cetvel vardı, o cetvelle kafama vurdu. “Sınıftan dışarı çık.” dedi. Ben de koridora gittim tek ayak üzerinde duruyorum. O sırada tesadüf bu ya annem de beni sormaya gelmiş, kıyametler koptu. Öğretmenimiz beni en ön sıradan en arka sıraya koydu ve uzun bir dönem benimle konuşmadı. Sonra bir gün Profesör Ottone beni odasına çağırdı. Biz İtalyan Lisesi’nde hem ticaret hem de Latince okuyorduk. Latincesi iyi olanlar tıp fakültesine giderdi. Ticarette daha sonra bir sürü bankacı arkadaşım oldu. Bana “Sen ne doktor olabilirsin ne de ticarete kafan işler, sen sanatkar olursun, İtalya ‘ya git ve moda oku.” dedi. O zaman benim moda okunur gibi bir fikrim yoktu.

Belki de aileniz sıcak bakmadığı için sizin de aklınıza gelmiyordu?
Bir dedem 3. Ordu Kumandanı öbür dedem mühendis, babam hukuk fakültesini bitirmiş ama iki kere yedek subaylık yapmış amcam asker. O sebeple benim yaptıklarım onlara ters geliyor. Bir tek heykeltıraş kuzenim var, Tophane’deki kafası kopan heykeli yapan odur. Geri kalan aile hep yüksek bürokrat. Babam vefat etmeseydi katiyen beni Paris’e moda okumaya yollamazdı. Ben annemi ikna ederek Paris’e gittim.

“Bir gün moda okursam ve mağaza açarsam çinileri işleyeceğim.” demişsiniz nerede başladı çini merakı? 
Çini merakım çok uzun bir hikaye. İstanbul’da yazları Moda’da kışları Beyoğlu’nda oturuyorduk. O zaman İstanbul muhteşem bir kentti. Beyoğlu’nda şapkasız bir hanım göremezdiniz. Beyoğlu’nda oturduğumuz apartmandan aşağı bakardık müthiş bir şıklık görürdük. Defile gibi insanlar Markiz, Lebon Pastanelerine, tiyatrolara gider. Moda mutena bir yerdi şimdi kebapçı falan açılmış, o zaman sadece köşkler vardı. Bizim sokakta 12 tane köşk vardı hep birbirimizi tanırdık. Bitişik köşk Hasan Işık’ın babasının köşküydü. Göz Doktoru Esat Paşa’nın köşkü vardı. Ben Paris’e moda okumaya gitmeye karar verdikten sonra ilk önce tiyatro kostümleri ve moda tarihi öğreten bir okula girdim. Bir yılda Sorbonn’a bağlı Fransız dil okuluna gittim. İtalyancam bana çok yardımcı oldu çünkü çok benzer diller. Bir gün okula meşhur sanat tarihi profesörü Benoit Marchant geldi konferansta dedi ki “Siz ki moda okuyorsunuz, tekstil okuyorsunuz bugün size modada yardımcı olacak doğunun gizemini gösteriyorum.” Ve slaytlar koymaya başladı. Rüstem Paşa Cami’ni bize anlatıyor. Ben bir Türk olarak, o zaman 17 yaşındaydım Yeni Cami’yi biliyorum ama hemen ilerisinde bir mücevher bulunduğunun farkında değilim. İlk evvela camiyi anlattı. “Bu camiyi dünyanın en yetenekli mimarlarından biri olan Mimar Sinan yaptı, şu kubbenin güzelliğine bakın, minicik kubbe ile minarenin ahengine bakın.” Moda ile caminin ne ilgisi var diye düşündüm orada 17. yy çinilerini gösterdi. Tavanı ve duvarlarda enginardan, laleye kadar desenler.

İlham aldığınız ilk cami Rüstem Paşa Camisi mi oldu?
Evet, işte ben aslında Osmanlı sanat ve kültürünü orada hocadan dinlemiş oldum. Ailemizde aslında dedem anlatırdı ama Osmanlıdaki ekonomi ve politikadan bahsederdi. Başka bir konferansa geldiğinde Doğu Beyazıt’taki İshak Paşa Küllüyesini gösterdi. Külliyenin üzerindeki duvar ve taş işçiliğindeki desenlerin güzelliğinden bahsetti. Hakikaten geometrik muhteşem desenler. Ben o zaman kendi kendime söz vermiştim bir gün moda yaparsam bu kültürden yararlanacağım diye. Nitekim Tanrı bana o fırsatı verdi. Afrodizyas defilesinde birkaç kez kullandım. Şimdi Miami’ye gidiyorum 13 Mayıs’ta orada defile yapacağız. Bu Osmanlı desenini komik bir şekilde değil çünkü şimdi yapılan bir sürü kostümler var öyle değil. Modanın içinde desenleri çağdaş bir şekilde kullandım. Bu defilemiz muhteşem bir müzikle sergilenecek. Genç bir kompozitörümüz var Can Atilla. Onun Osmanlı kokan o müziği benim koleksiyonumla çok uydu. 

Paris’teki yıllarınız için neler söylersiniz?
Paris bir ekol moda, sanat ve kültür için. Ben orada 10 yıl kaldım her gece eve geldiğimde o gün ne öğrendim diye kendi kendimi sınav yapardım. Bütün Güzel Sanat dalları moda tasarımcısına, mimara yardımcıdır. Yeditepe Üniversitesi’nde hocayım orada talebelerime eğer iyi bir moda tasarımcısı olmak istiyorlarsa müzik, mimari ve arkeoloji ile ilgili olmaları gerektiğini söylüyorum. İlk gelen öğrencilerime soruyorum “Hangi sergiye, hangi tiyatroya, hangi konsere gittiniz” diye, gitmedik diyorlar halbuki bizim zamanımızda İstanbul’da Picasso’nun, Miro’nun sergisi mi olurdu, ben bütün bu sergileri Fransa’ya gittiğim zaman görebildim. Şimdi çok büyük imkanlar var ama onun yanında da bir ilgisizlik var. 

Çağdaş moda tasarımcısı nasıl olmalı?
Eğitim ve teknik önemli. Ben Paris’te okudum. Dört senelik okul hayatımdan sonra ilk asistanlığımı Givenchy’de yaptım, en büyük moda ustalarından birisi. Daha sonra Yves Saint Laurent’da daha sonra Jean Patou’nun asistanı oldum. Bütün bunlardan sonra ancak ben olabildim dedim. Şimdi 4 senelik okul okuyanlar “Ben oldum.” diyor. Osmanlı döneminde meslek loncası var. Şimdi süslü püslü bir hanım, kocasının da biraz parası varsa “Ben modacıyım.” diye ilan ediyor. Renkli basın da onları göklere çıkarıyor tasarımcı diye, ne tasarımı? Birkaç genç dışarıda eğitim alıyor buraya tasarımcı olarak geliyor.

Meral ve Vural Gökçaylı’yı ayrı düşünemiyoruz, çeyrek asırdır süren evliliğinizin sırrı nedir?
Birbirine saygı, birbirine sevgi. Bir karı-koca hiçbir zaman fazla laubali olmamalı. Hep bir çizgi olmalı evlilikte. Şimdi biz burada gelinlikler dikiyoruz. O gelinlik dikilirken anne tarafı geliyor, baba tarafı geliyor. Kayınvalideler karışıyor. Hepsi birbirine söz söylüyor. Sonra muhteşem Çırağan Sarayı’nda düğünler yapılıyor, 6 ay sonra küçük hanıma sokakta rastlıyorum “Ayrıldık.” diyor. Böyle evlilik olur mu? Evlilik sevgi, karşılıklı hürmetten oluşmalı. Birinin beyaz dediğine diğeri siyah dememeli.

Meral Hanım siz de “ O benim oğlum, ben onun kızıyım.” Demişsiniz. Evliliğinizin formülünü bir de sizden dinleyebilir miyiz?
M.G: Eşimin de söylediği gibi sevgi, saygı, hürmet her zaman önemli. “ O benim oğlum, ben onun kızıyım.” Sözünü de ben şefkat için söyledim. Birbirine şefkat göstermek gerekiyor.

İş ortaklığınız da devam ediyor bir yandan, 3 Haziran’da Fransız Büyükelçiliği’nde bir serginiz daha olacak Vakıf yararına ondan bahseder misiniz?
M.G: Ben Türkiye Kanserle Savaş Vakfı’nın Yönetim Kurulu’ndayım. Vural bu sene lütfetti, bizimle bir defile yapmaya karar verdi. Fransız Sarayı’nda Fransız Büyükelçisinin ev sahipliğinde gerçekleşecek ve bütün bağış vakfımıza kalacak. Bir kokteyl ve defile gerçekleştireceğiz.

Moda deyimi ile bir Vural Gökçaylı’nın yarattığı siluet eşi Meral Gökçaylı mıdır?
 Dikkat ettiyseniz benim defilelerimde mankenler devamlı toplu saçlıdır. Mankenlerime hep balerin topuzu yaptırırım. Makyajları da Meral gibi olur. Bazen defileye Meral mi çıktı diye karıştırırlardı. Tabii bir elbiseyi taşımak bir sanattır. Onu hissetmek gerekir. Şimdi mankenleri seçerken zorlanıyoruz, mankenlerin elbiselerimi bir hanımefendi gibi taşımalarını istiyorum. Bizim tuvaletlerimiz çok farklı, o biraz önce bahsettiğim bütün o büyük ustalar hepsi vefat ettiler. Bir Givenchy’nin yerini kimse dolduramadı. Christian Dior’un yerini Yves Saint Laurent doldurmuştu sonra o ayrı açtı. Bugün Christian Dior’un başında bir genç var ama çok önemli değil. En büyük usta Chanel, çok titizdi, inanılmaz bir yaratıcı gücü, tekniği ve kreasyonu vardı. O öldükten sonra gelen tasarımcıların yaptıkları aynı şey değil.

Çağdaş kadın tiplemesi nasıl olmalı? Daha güncel defilelerde teatral bir etki görüyoruz hangisi olmalı?
Ben Paris’teyken ve oradan geldikten sonra geçirdiğim bu kadar senede defilelerimde giyilebilir tasarımlar ve kimsede olmayan özgün kreasyonlar üretmeye dikkat ettim. 2011 koleksiyonumu Sivas Divriği Cami’nin desenlerini aldım, kumaşa aktardım, işlemelerimi öyle yaptım. Şimdi Sivas neresi? Moda neresi? Ama bu yaratıcı güç sizi destekliyor. Paris’te artık bu yaratıcı güce sahip modacılar yok. O zamanlarda bütün sanatçılara kucak açmış bir kültür bakanı vardı. Ülkemizde sanat hep ikinci ya da üçüncü planda. Geçen gün 23 Nisan’da çocuklar bale yapacaklarken bir vilayette “Bale bizim kültürümüze ait” değil diyerek yapılmamış. Bir ülke modacısına sahip çıkmazsa, sanatçısına sahip çıkmazsa o ülke kalkınamaz.

Vural Gökçaylı’nın tasarımlarını onun yapan nedir? Biz sizin kreasyonlarınızı nereden tanırız, siz nasıl tanımlarsınız?
Zamansız diyebilirim. En çok hoşuma giden bir davete gittiğimde 15 sene önce diktiğim bir elbiseyi görmek. Benim yaptıklarım demode olmaz, giyilebilir. Şimdi yaptığımız koleksiyonda 100 parçanın 80’i giyilebilir ve teknik olarak demode olmaz. Onun yanında şov amaçlı birkaç elbisem var.

EN ÇOK OKUNANLAR

Narın Bilinmeyen Faydaları
Narın Bilinmeyen Faydaları

Narın Bilinmeyen Faydaları

4 dakika okunma süresi
Esra Bilgiç ile 5 Soru 5 Cevap
Esra Bilgiç ile 5 Soru 5 Cevap

Esra Bilgiç ile 5 Soru 5 Cevap

3 dakika okunma süresi
Aslışah Alkoçlar & Kaan Demirağ Nişan Töreni
Aslışah Alkoçlar & Kaan Demirağ Nişan Töreni

Aslışah Alkoçlar & Kaan Demirağ Nişan Töreni

1 dakika okunma süresi
Astrolog Zeynep Turan'ın 2021 Yılı Astrolojik Öngörüleri
Astrolog Zeynep Turan'ın 2021 Yılı Astrolojik Öngörüleri

Astrolog Zeynep Turan'ın 2021 Yılı Astrolojik Öngörüleri

10 dakika okunma süresi
Regé-Jean Page Kimdir?
Regé-Jean Page Kimdir?

Regé-Jean Page Kimdir?

8 dakika okunma süresi
2021 Yılında Burçların ‘En'leri
2021 Yılında Burçların ‘En'leri

2021 Yılında Burçların ‘En'leri

8 dakika okunma süresi
Irina Shayk ve Lea'nın İkonik 6 Stil Anı
Irina Shayk ve Lea'nın İkonik 6 Stil Anı

Irina Shayk ve Lea'nın İkonik 6 Stil Anı

1 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Ergin İnan'ın Sanatı İpek Tasarımlarda
Ergin İnan'ın Sanatı İpek Tasarımlarda

Ergin İnan'ın Sanatı İpek Tasarımlarda

2020 Yılının En Trend Kıyafetleri
2020 Yılının En Trend Kıyafetleri

2020 Yılının En Trend Kıyafetleri

Kapsül Gardırop Nasıl Oluşturulur?
Kapsül Gardırop Nasıl Oluşturulur?

Kapsül Gardırop Nasıl Oluşturulur?

Miu Miu'nun Vintage Koleksiyonu
Miu Miu'nun Vintage Koleksiyonu

Miu Miu'nun Vintage Koleksiyonu

Selma Çilek Çiftçi'nin Favori 10 Botu
Selma Çilek Çiftçi'nin Favori 10 Botu

Selma Çilek Çiftçi'nin Favori 10 Botu

Louis Vuitton'dan Yüksek Zanaat
Louis Vuitton'dan Yüksek Zanaat

Louis Vuitton'dan Yüksek Zanaat

Koza'nın Kazananları Belli Oldu
Koza'nın Kazananları Belli Oldu

Koza'nın Kazananları Belli Oldu

Zum'dan Kış Stilinize Şık Dokunuş
Zum'dan Kış Stilinize Şık Dokunuş

Zum'dan Kış Stilinize Şık Dokunuş

Fendi Rönesans x Anima Mundi'den Caz Konseri
Fendi Rönesans x Anima Mundi'den Caz Konseri

Fendi Rönesans x Anima Mundi'den Caz Konseri

Dior'un Yeni Çantası Caro
Dior'un Yeni Çantası Caro

Dior'un Yeni Çantası Caro

H&M Türkiye'den Sürdürülebilirlik Adımı
H&M Türkiye'den Sürdürülebilirlik Adımı

H&M Türkiye'den Sürdürülebilirlik Adımı

Yeni Bir Marka Keşfettik: Ela Sisters
Yeni Bir Marka Keşfettik: Ela Sisters

Yeni Bir Marka Keşfettik: Ela Sisters