Son yıllarda dekorasyon ve tasarım alanında öne çıkan ortak bir arayış var: daha az ama daha anlamlı, daha sessiz ama karakterli parçalar. Seri üretimin kusursuz tekrarları yerine, üretim sürecinin izlerini taşıyan objeler; mekânlara yalnızca estetik değil, bir hikâye de ekliyor. Cam ise bu hikâyeyi anlatmak için en dürüst malzemelerden biri.
Bu bakış açısıyla ortaya çıkan GLASSEL, el emeği cam işçiliğini zamansız formlarla bir araya getiren yeni bir tasarım markası. Markanın arkasında, uzun yıllardır Most Creative Agency çatısı altında reklam, grafik tasarım ve görsel iletişim alanlarında üretim yapan Alina Selhat Kalaycı ve Selen Gülsün Oktayer bulunuyor. Kendi yaşam alanlarını tasarlarken aradıkları sade, güçlü ve özgün dekoratif objeleri bulamamaları, GLASSEL'in çıkış noktasını oluşturuyor. "Neden kendi objelerimizi kendimiz tasarlamıyoruz?" sorusu, bu sürecin başlangıcı oluyor.

GLASSEL'in tasarım yaklaşımı; sadelik, el emeği ve zamansızlık üzerine kurulu. Seri üretimden bilinçli olarak uzak duran marka, camın doğal akışını ve üretim sürecindeki küçük farklılıkları tasarımın bir parçası olarak kabul ediyor. Aynı form tekrar edilse bile, camın doğası gereği her parça kendine özgü bir karakter kazanıyor.
Markanın ilk koleksiyonu, ağırlıklı olarak vazolardan oluşan 18 farklı parçayı bir araya getiriyor. Vazoların yanı sıra küllükler, puroluklar ve dekoratif objelerin de yer aldığı koleksiyon; formlarından ilhamla BLOOM, DROP, DECO, ICON, TOWER, SPHERE ve SPIRAL başlıkları altında sunuluyor. Bu isimler sadece fiziksel formu değil, objelerin taşıdığı hissi ve duruşu da tarif ediyor.

GLASSEL için kusursuzluk, birebir tekrar eden formlar değil; her parçanın kendine ait küçük farklılıklarla var olması anlamına geliyor. Camın şeffaflığı, ağırlığı ve kırılganlığıyla kurulan bu ilişki, markanın tasarım dilini sessiz ama net bir şekilde ortaya koyuyor.