Sinemada yapay zekâ kullanımı uzun süredir teknik bir gelişmeden çok daha fazlası olarak görülüyor; mesele artık neyin mümkün olduğu değil, neyin doğru bulunduğu. Top Gun ve Batman filmlerinin yıldızı Val Kilmer'ın ölümünden sonra tamamlanan As Deep as the Grave de tam bu tartışmanın merkezine yerleşen yapımlardan biri oldu.
Projede Kilmer için düşünülen karakter, Katolik bir rahip olmasının yanı sıra yerli Amerikan spiritüalizmiyle de bağlantı kuran Father Fintan. Yönetmen ve senarist Coerte Voorhees'in açıklamalarına göre bu rol en başından itibaren özellikle Kilmer düşünülerek yazıldı. Oyuncunun Amerikan Güneybatısı'yla kurduğu kişisel bağ, bölgeye duyduğu ilgi ve yerli mirasına referans veren tarafları, karakterin çerçevesini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. Ancak yapım sürecindeki gecikmeler ve Kilmer'ın giderek ağırlaşan sağlık durumu nedeniyle oyuncu film için kamera karşısına geçememişti.

Buna rağmen yapım ekibi, karakteri filmden tamamen çıkarmak yerine başka bir yol izlemeyi seçti. Kilmer'ın ailesi ile iş birliği içinde geliştirilen çözüm, oyuncunun görüntüsünü ve sesini yapay zekâ destekli araçlarla yeniden üretmek oldu. Yapımda hem gençlik yıllarına ait görsellerin hem de sonraki dönemlerine ait materyallerin kullanıldığı, böylece karakterin farklı yaş evrelerinin de dijital olarak kurulacağı belirtiliyor.
As Deep as the Grave, daha önce Canyon del Muerto adıyla bilinen ve 1920'lerde Arizona'daki Canyon de Chelly bölgesinde yürütülen arkeolojik kazıları konu alan gerçek bir hikâyeden uyarlanıyor. Film, Ann ve Earl Morris'in Navajo halkının tarihine uzanan izleri takip ettiği bu süreci dramatik bir çerçevede anlatıyor. Kadroda Abigail Lawrie ve Tom Felton'ın yanı sıra Wes Studi, Abigail Breslin ve Jacob Fortune-Lloyd gibi isimler de yer alıyor. Kilmer'ın dijital olarak yaratılan performansının ise filmin küçük bir detayı değil, hikâyede belirgin bir ağırlığı olan bir bölümünde kullanılacağı söyleniyor.

Bu gelişme, doğal olarak etik soruları da beraberinde getiriyor. Özellikle hayatını kaybetmiş oyuncuların görüntü ve seslerinin yeniden üretilmesi, sinema dünyasında yalnızca teknolojik değil yaratıcı ve hukuki bir tartışma alanı açıyor. Bu projede yapım ekibinin en güçlü dayanağı ise Kilmer'ın filme daha en başından dahil olmak istemiş olması ve ailesinin bu tercihi desteklemesi.
Bu yüzden As Deep as the Grave, Val Kilmer'ın ölümünden sonra tamamlanan son projelerinden biri olmasının yanı sıra, Hollywood'un yapay zekâ ile kurduğu yeni ilişkinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak da öne çıkıyor. Film henüz dağıtım aşamasında olsa da, daha şimdiden sinemanın geleceğine dair en hassas sorulardan birini yeniden gündeme taşıyor: Bir oyuncunun ekrandaki varlığı, onun fiziksel yokluğundan sonra ne kadar devam edebilir?