Ajandayı boş bırakmanın giderek zorlaştığı haftalardan birindeyiz. Ekim ortası, şehirde akşam planlarının yeniden çoğaldığı, hafta sonu için biraz daha hevesle program yaptığımız ve sonbaharın o güzel "bir yerlere gidelim" hissinin iyice kendini gösterdiği zamanlardan. Biz de bu hafta biraz sahneye, biraz sanata, biraz da sofraya kulak veriyoruz. Bir yanda yıllardır konuşulan bir tiyatro klasiği yeniden perde açarken, diğer yanda bağlarda caz sesi yükseliyor. Gardıropta ise mevsim değişti diye renklerden hemen vazgeçmiyoruz; Penélope Cruz'un sarı ve çiçekli Chanel görünümü bunun için yeterince iyi bir hatırlatma. Yeni bir sezon, yeni bir sergi ya da uzun bir akşam yemeği... Haftanın İlham Rehberi'nde plan yapma isteğimizi artıran küçük ve büyük bahaneleri bir araya getirdik.

Bir akşam Anadolu, bir akşam Kanton mutfağı desek? Shangri-La Bosphorus, Istanbul'da ekim boyunca devam eden Taste of Shangri-La, IST TOO ve Shang Palace'ı iki farklı tadım rotasına dönüştürüyor. Şevket Cihan'ın menüsünde yerel ürünler ve Anadolu tatları daha çağdaş yorumlarla karşımıza çıkarken, Cheng Lu tarafında Kanton mutfağının teknikleri ve dengeli lezzetleri öne çıkıyor. Ata tohumu domateslerden kuzu şaşlığa, Xiao Long Bao'dan Osmanthus çiçekli pastaya uzanan iki ayrı masa var; bu hafta karar vermesi biraz zor olabilir.

Bir hikâye bize ulaşana kadar kaç kez değişir? OMM'un yeni sergisi Yeryüzü Yankıları, tam da bu sorunun peşine düşüyor. Küratörlüğünü Defne Casaretto'nun üstlendiği sergi, farklı kuşaklardan sanatçıların 70'i aşkın eserini resimden fotoğrafa, seramikten video yerleştirmeye uzanan farklı mecralarda bir araya getiriyor. Üç kata yayılan seçki, doğa, tarih, mitoloji ve hafıza arasında dolaşırken imgelerin ve anlatıların zamanla nasıl dönüşüp yeni anlamlar kazandığına bakıyor. Eskişehir rotasında sanata biraz daha fazla zaman ayırmak için iyi bir neden.

Miss Dior değişiyor, ama hikâyenin yüzü tanıdık. Natalie Portman, yıllardır özdeşleştiği parfümün yeni kampanyasında bir kez daha karşımıza çıkarken Miss Dior da yenilenen şişesi ve daha kremsi şipre karakteriyle yeni bir döneme giriyor. Grasse gülü, vanilya, badem, tonka fasulyesi ve sandal ağacının buluştuğu koku daha yumuşak ve sıcak bir iz bırakırken, houndstooth desenli ince fiyonk couture tarafını şişeye taşıyor. Tanıdık bir ikon, küçük değişikliklerle yeniden merak uyandırmayı başarıyor.

Arthur Miller'ın Satıcının Ölümü bu hafta tiyatro planı yapmak için üç ayrı şans veriyor. Halit Ergenç'in Willy Loman, Zerrin Tekindor'un Linda Loman olarak sahneye çıktığı yapım; Fatih Artman, Kerem Arslanoğlu, Kubilay Karslıoğlu ve Beyti Engin'in de yer aldığı kadrosuyla başarı, aile ve kimlik fikrini bir ailenin çözülüşü üzerinden anlatıyor. Rufus Norris'in yönettiği, Es Devlin'in dekor tasarımını üstlendiği oyun 14, 15 ve 16 Ekim akşamlarında Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde.

Sonbahar akşamlarını biraz daha uzun tutmak için iyi bir bahanemiz var. Arcadia Bağları'nın 17 Ekim'de düzenlediği Jazz & Tapas gecesinde Flapper Swing, 1920'li ve 30'lu yılların caz kulübü enerjisini swing ve manouche cazın hareketli ritimleriyle bağlara taşıyor. Bakucha mutfağının sonbahar ürünleriyle hazırladığı tapaslar da geceye eşlik ederken, müzik ve sofranın arasına biraz dans karışması pek de sürpriz değil. Bağbozumunun son günlerine yaklaşırken, sonbaharı şehirden biraz uzakta karşılamak isteyenlerin ajandasına girebilir.

Takvim sonbaharı gösteriyor olabilir ama gardırobumuz henüz yaz renklerinden vazgeçmeye hazır değil. Penélope Cruz da Bunker prömiyeri için katıldığı BFI Londra Film Festivali'nde seçtiği tereyağı sarısı Chanel elbiseyle bize tam olarak bunu hatırlatıyor. Chantilly dantel üzerine işlenen pembe, beyaz ve kırmızı çiçekler görünümü neredeyse küçük bir bahçeye çevirirken, Cruz sonbaharın koyu renklerine geçmek için acelemiz olmadığını da kanıtlıyor. Çiçekleri mevsimle birlikte kaldırmayı düşünüyorsanız, biraz daha beklemek isteyebilirsiniz.

Diplomasi masasında işler zaten yeterince karışık değilmiş gibi, ilişkiler de devreye giriyor. The Diplomat, 15 Ekim'de dördüncü sezonuyla dönerken Keri Russell'ın canlandırdığı Kate Wyler kendini hem uluslararası bir krizin hem de giderek daha karmaşık hale gelen özel hayatının ortasında buluyor. Rufus Sewell, Allison Janney ve Bradley Whitford'ın da yeniden kadroda olduğu yeni sezonda güç dengeleri değişiyor, ittifaklar biraz daha bulanıklaşıyor ve iki evliliğin gerilimi politik oyunun içine iyice karışıyor. Kısacası hızlı diyalogları, kriz masalarını ve Kate Wyler'ın bitmeyen baş ağrılarını özlediyseniz, izleme listesinde yer açma zamanı.