SAFFET EMRE TONGUÇ VE SERDA BÜYÜKKOYUNCU İLE SEYAHAT ÜZERİNE

Biri yazmayı çok seviyor, diğeri ise anlatmayı… Hayat felsefeleri ‘paylaşmak’ olan Serda Büyükkoyuncu ve Saffet Emre Tonguç, “gezdiklerimizi, gördüklerimizi paylaşmak, bizlerin yaşam görevi” diyor.

ABONE OL
11 Ekim 2018 Perşembe 10:08 | Son Güncellenme:
12 dakika okunma süresi

Son zamanlarda ‘Best Men’ olarak andığımız ve birbirlerine kardeş kadar yakın olan seyahat ikilisine merak ettiklerimizi sorduk. 

Çok basit bir soruyla başlayalım istedik… Seyahat etmeye nasıl başladınız?
Serda Büyükkoyuncu: Aslında benim ne olacağım daha çocuk yaşlarda belli olmuş. Hani şu meşhur sanatçılara sorulduğunda verilen cevap gibi oldu ama benim gerçekten bir isyanla başlamış seyahat hayatım. Hem de daha beş yaşındayken. Babamın beni tanıştırdığı atlas, hayat kitabım olmuş, en sevdiğim kitap halini almış. İsyanımsa koca Türkiye haritası sayfasında memnun memnun gezinirken, Avrupa ve Dünya sayfalarına geçince başlamış. Daha beş yaşında Türkiye’nin minicik gözüktüğü dünya haritasında doğduğum ülkeyi değiştirmeye karar vermişim. Babamın olamayacağını söylemesiyle “O zaman ben tek tek hepsini gezeceğim ve kendi kararımı kendim vereceğim” başkaldırısı ile son bulmuş iç karmaşam. Sözümde durmuşum ama. Daha 14 yaşındayken yapacağım Avrupa turunun detaylarını hazırlamıştım. Okuduğum onlarca gezginin anı kitapları maceracı ruhumu beslemiş. O yıllarda ne internet, ne de rehber kitap bolluğu var. Vize ise tek tek alınıyor her ülkeden. Yılmayıp kalacağım hostel ve otellere kadar belirlemiştim rotam üzerinde. 15 yaşında ise bir sırt çantası ile çıktım yola. Üç ay boyunca adım adım gezdim Avrupa’yı ve işte gezgin ruh canavarım o zaman ele geçirdi bedenimi. Saffet benden akıllı ama. O demiş ki ben bundan para bile kazanırım.
Saffet Emre Tonguç: Evet aynen öyle oldu. Seyahat benim için de tutkuydu. Üniversite yıllarımda dedim ki, herkes gezmek için para harcıyor. Ben gezecek ve bundan para kazanacağım. Rehber olmaya karar verdim. Boğaziçi’nde okuduğum yıllarda rehberlik hayatım başladı. Önceleri büyük keyifti. Ama sonra vazgeçilmezim oldu. Rehberlik tüm bedenimi sardı. Bağımlısı oldum. Boğaziçi’nde aynı zamanda üç bölüm okuyan bir öğrenci olarak çok ciddi bir alt yapıya sahip oldum. Boğaziçi Üniversitesi’nde Turizm ve Otel Yöneticiliği okurken rehberlik yapmaya başladım. Sonra aynı üniversitede Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde okudum, ardından Tarih yüksek lisansı yaptım. Viyana’da İşletme üzerine doktora çalışmam oldu. İnsanların sevdikleri işi yapmaları gerektiğine inanıyorum. Gezmek benim için bir yaşam biçimi, rehberlik bana bambaşka bir yaşam olduğunu gösterdi. Dört duvar arasında klasik anlamda kariyer yapmak yerine hayatın tam içinde olmayı, yeni insanlar ve kültürler tanımayı tercih ettim.

Seyahat ederken sizi en çok ne motive eder?
S.B.: Beni mi? Her köşeden dönüşte yeni bir şey görecek olmanın heyecanı.  Seyahatlerde bitmek bilmez bir enerji ile dolarım. Bir gün 36 saat olsa yürüyebilirim. Hep bir sonraki sokak, bir sonraki yapı heyecanıyla hep daha, çok daha fazla gezmek isterim. Düşünün BM’e kayıtlı 193 ülke ve bu ülkelere ait iki buçuk milyona yakın şehir var. Kasaba ve köylerle beraber düşünebiliyor musunuz, ne büyük bir muamma var keşfedilecek ve ben hepsini görmek, gezmek, yaşamak istiyorum. Yetmez mi? 
S.E.T.: Yeni içsel yolculuklara yelken açmak ve kendi kişisel puzzle’ıma yeni parçalar eklemek. Yeni kültürler, yeni felsefeler, yeni insanlar, yeni diyarlar görmek beni hep çok heyecanlandırmıştır. Hele bir de Serda ile geziyor olmak bu seyahatleri çok eğlenceli hale getiriyor. Bilgi birikimlerimizi gezdiğimiz yerlerde uç uca eklemek, birleştirmek, pekiştirmek, onun ilgi alanı olan o yerler hakkında araştırdığı ilginç ve komik bilgileri dinlemek başlı başına bir eğlence demek oluyor bu içsel yolculukta.
Başınıza gelen en ilginç seyahat anısı nedir?
S.E.T.: Aslında ikimizin başına gelen unutulmaz bir olay var. Serda sen anlat hadi şu Karayipler maceranı…
S.B.: Benim için seyahat evden çıkınca, macera uçaktan inince başlar. Adrenalin ise valiz bandında tavan yapar. Yaptı da. O koca uçaktan bir benim valizim çıkmadı. Amsterdam aktarmalı geldik Havana’ya. Sanırım valiz bir tercih yapmış Amsterdam ve Havana arasında. Saffet’te bir afra tafra, sen hep böylesin edası. Sanki ben kaybettim. Problem kaybolması değil de. Valizsiz kaldığım ülke... “Amaan yenisini alırsın” değil, burası Küba yenisi yok. “Boşver, iki gün sonra gelir” de olmuyor. Gemiye biniyoruz ve ertesi gün Karayip yolculuğuna başlıyoruz MSC’nin cruise’uyla. 
Durum bu. Geçen sene de Havana’daydık Saffet’in yaş gününde. 50 kişilik bir gemideydik. Bu kez MSC’den bir cruise ayarladım çocuğa. E haliyle çıtayı azıcık yükselteyim dedim. Seneye uzay düşünüyorum hayırlısıyla. Benim valizim cinslerine göre fileli çantalara yerleştirilmiş paketlerden oluşur. Düzenli adamın hali başka. T-shirt çantamı Saffet’in valizine yerleştirmiştim benimkinde yer kalmayınca. İçime doğmuş. Sorun az yani. Valiz Havana’dan ayrılmadan gelir nasılsa dedim. Gelmedi. 
Bir iyi, bir kötü haberim var dedi sevgili Necla Tuncel. MSC’nin genel müdürü. Mütevazı, son derece sıcak, içten, yüreği kıpır kıpır ama müthiş profesyonel bir hanım. İyi haber; “Valizin bulundu” dedi Necla. Kötü haber; “Biz yola çıktıktan sonra varıyor Havana’ya.” Havana Kayıp Eşya Bürosu beş gün tutuyor kayıp eşyaları. Altıncı günde dönüyoruz, oysa ki biz tekrar Havana’ya. Olsun “Daha vaktim var, bulurum temel şeyleri Havana’dan” diye fırladım gemiden alışveriş için. Hem Adidas, hem Benetton buldum. Günahını alıyorlar Havana’nın. Mesele şu. 20’şer parça falan bir şey var içeride. Yetiniyorsun bunlarla. Nasıl oldu anlamadım şuncağız kıyafetten beğenemedim bir şeyler. Daha gemi kalkışına vakit var diye de oyalanıyorum bir de.
Telefonum çalıyor ama tuhaf numara diye açmıyorum. Bir daha çaldı. Baktım Saffet arıyor. Geminin kalkmak için beni aradığını söylüyor. Saat hatası yapmışım beklesinler iki dakika falan dedim ama Saffet o an telefonu yediği için duymadı sanırım. Koşa koşa gittim limana. Ama görüş hizalarına girince hızlı adıma çevirdim fazla da telaş yaptığımı sanmasınlar diye. Baktım hakikaten 3600’üncü yolcu olarak beni bekliyorlar. Diğerleri hangi ara bindi anlamadım. Geri kalanları gemilerdeki butiklerden alırım dedim. Lüks geminin hali başka tabi. O sebeple çoraplarım bile Hermes marka oldu. Gemiden elde ettiğim gardırobu sigorta falan yaptırmayı düşündük, o kadar yani… Şaka bir yana gerçekten unutulmaz bir anı olarak kaldı valiz. Allah’tan gemi şirketi ayarladı da valizi imha etmeden bir gün daha tuttu Havana gümrüğü. Döndüğümüzde kuzu kuzu beni bekliyordu yavrucak. 

Sürekli yolda olmanın dezavantajları neler?
S.B.: Bize hep “Hayat size güzel” derler. Aslında yorucu, çok yorucu bir hayatımız var. Saatlerdeki sapmalar uyku düzenini, yemek düzenini alt üst ediyor. Düzenli spor ve düzenli yemek hak getire. 
S.E.T.: Hayır, Serda kendi kilolarına mazeret bulmaya çalışıyor bence. Aslında haklı. Düzenli bir diyet bile yapmak çok zor. Gittiğimiz yerlerde hep çok güzel mutfaklarda yemekler yiyoruz ister istemez. Kentin en güzel yemekleri önümüze geliyor. Yememek elde değil. Benim bir de tatlı tutkum var. Bu da bir başka zorluk. 
Ha, en önemli zorluk saat farkı olsa da uçakta canlı bomba haline gelmiş Serda’nın saat kaç olursa olsun şehri keşfe çıkmak istemesi. Hiç acıması yok. Tek gitse neyse. Her defasında beni de arkasından sürükler. 

RÖPORTAJIN TAMAMI ALEM'DE.

 

 

 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

2021 Mayıs Ayı Burç Yorumları
2021 Mayıs Ayı Burç Yorumları

2021 Mayıs Ayı Burç Yorumları

22 dakika okunma süresi
Hafsanur Sancaktutan ile 5 Soru 5 Cevap
Hafsanur Sancaktutan ile 5 Soru 5 Cevap

Hafsanur Sancaktutan ile 5 Soru 5 Cevap

3 dakika okunma süresi
Hollywood Gündemi: Kourtney ve Travis
Hollywood Gündemi: Kourtney ve Travis

Hollywood Gündemi: Kourtney ve Travis

14 dakika okunma süresi
Ecem Lawton ile Derin Sohbet
Ecem Lawton ile Derin Sohbet

Ecem Lawton ile Derin Sohbet

9 dakika okunma süresi
Keyifli Buluşma: Anneler ve Çocukları
Keyifli Buluşma: Anneler ve Çocukları

Keyifli Buluşma: Anneler ve Çocukları

1 dakika okunma süresi
Jennifer Lopez Ben Affleck'e Geri mi Döndü?
Jennifer Lopez Ben Affleck'e Geri mi Döndü?

Jennifer Lopez Ben Affleck'e Geri mi Döndü?

10 dakika okunma süresi
“Halston” Dizisi Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey
“Halston” Dizisi Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey

“Halston” Dizisi Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey

5 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Keyifli Buluşma: Anneler ve Çocukları
Keyifli Buluşma: Anneler ve Çocukları

Keyifli Buluşma: Anneler ve Çocukları

Pınar Deniz ile 5 Soru 5 Cevap
Pınar Deniz ile 5 Soru 5 Cevap

Pınar Deniz ile 5 Soru 5 Cevap

Senin Favorin Hangisi?
Senin Favorin Hangisi?

Senin Favorin Hangisi?

Anne Olmak Çok Güzel
Anne Olmak Çok Güzel

Anne Olmak Çok Güzel

Nazlı Kayı ile 5 Soru 5 Cevap
Nazlı Kayı ile 5 Soru 5 Cevap

Nazlı Kayı ile 5 Soru 5 Cevap

İpek Kıramer ile Sohbet
İpek Kıramer ile Sohbet

İpek Kıramer ile Sohbet

Mavi Yeşil Buluşma: Mandarin Oriental, Bodrum
Mavi Yeşil Buluşma: Mandarin Oriental, Bodrum

Mavi Yeşil Buluşma: Mandarin Oriental, Bodrum

Jennifer Garner ve Edgar Ramirez ile Zoom Randevusu
Jennifer Garner ve Edgar Ramirez ile Zoom Randevusu

Jennifer Garner ve Edgar Ramirez ile Zoom Randevusu

Çağdaş Sanatta Yeni Dijital Adres
Çağdaş Sanatta Yeni Dijital Adres

Çağdaş Sanatta Yeni Dijital Adres

Selma Çilek Çiftçi ile 5 Soru 5 Cevap
Selma Çilek Çiftçi ile 5 Soru 5 Cevap

Selma Çilek Çiftçi ile 5 Soru 5 Cevap

Serhat Şen'in Yeni Markası: La Melon
Serhat Şen'in Yeni Markası: La Melon

Serhat Şen'in Yeni Markası: La Melon

Ecem Lawton ile Derin Sohbet
Ecem Lawton ile Derin Sohbet

Ecem Lawton ile Derin Sohbet