Geçtiğimiz şubat ayında Berlin'in o meşhur dondurucu soğuğunda, festival sarayından tüm Türkiye'yi ısıtan bir haber geldi ve İlker Çatak'ın yönetmenliğini üstlendiği Sarı Zarflar, Altın Ayı ile evine döndü. Film, festivalin jüri başkanı Wim Wenders'tan övgüler aldı.
Film, Ankara'da kendi dünyalarında yaşayan, tiyatroyla nefes alan Derya ve Aziz çiftinin hikayesine odaklanıyor. Derya, sahnelerin tozunu yutmuş başarılı bir oyuncu, Aziz ise hem üniversitede hoca hem de Derya'nın oyunlarını yazan yaratıcı bir beyindir. Ancak yeni oyunlarının prömiyer gecesinde yaşanan bir olay, yaşamlarında beklenmedik değişimlere neden olur. Bir sabah kapılarına gelen "sarı zarflar" yani resmi tebligat, hayatlarında yeni bir dönemi başlatır. Aile, zorlu bir mücadele içine girer. Filmde güçlü oyunculuklarıyla Özgü Namal ile Tansu Biçer, Derya ve Aziz karakterine hayat veriyor. Usta oyuncu İpek Bilgin'in tecrübesi ve genç yetenek Leyla Smyrna Cabas'ın duruluğu da eklenince, ortaya oyunculuk adına tam bir ziyafet çıkıyor.

Berlin'de ödül töreni günü resmen bir Türk sineması şöleni yaşanmıştı ve filmimiz en büyük ödül olan Altın Ayı'yı evine getirmişti. Jüri başkanı Wim Wenders bile filmin dürüstlüğüne hayran kalmış, "insan ruhunun direnişi" diyerek övgülere boğmuştu kadromuzu. Sadece bu da değil; aynı festivalde Emin Alper'in Kurtuluş filmiyle gelen Gümüş Ayı da eklenince, 2026 Berlinale bizim için unutulmaz bir zafere dönüştü. Anlayacağınız, Sarı Zarflar sadece bir film değil, bizim için bir gurur tablosu.