Biz heyecanla Avengers: Doomsday için gün sayarken, vizyona yalnızca bir buçuk ay kala sinema dünyasından hiç beklemediğimiz bir haber geldi. Yıllardır Profesör Charles Xavier olarak tanıdığımız, X-Menevreninin bilge ve sakin yüzü Patrick Stewart, 86 yaşında hayatını kaybetti. Açıkçası aralık ayında onu yeniden Profesör X olarak izleyecek olmanın heyecanını yaşarken böyle bir vedaya hazırlanmak aklımızın ucundan bile geçmiyordu. Şimdi Doomsday, uzun zamandır beklediğimiz bir Marvel filminden çok daha farklı bir anlam taşıyor. Çünkü Stewart'ı beyaz perdede son kez izleyeceğiz.
Aslında Patrick Stewart'ı yalnızca Profesör X olarak anmak, neredeyse 70 yıla uzanan o koca kariyerine biraz haksızlık olur. Dile kolay, Shakespeare sahnelerinden Hollywood'un en büyük yapımlarına uzanan bir ömür... 13 Temmuz 1940'ta İngiltere'nin Yorkshire bölgesindeki Mirfield kasabasında dünyaya gelen Stewart'ın çocukluğu pek de kolay geçmemiş. Maddi sıkıntılar ve zor geçen yıllar derken tiyatro onun için adeta başka bir dünyanın kapısını açmış. Okul yıllarında Shakespeare'e ilgi duymaya başlamış, gençliğinde kısa bir süre gazetecilik bile yapmış. Neyse ki kalbinin sesini dinleyip oyunculuğu seçmiş. Bristol Old Vic Tiyatro Okulu'nda eğitim aldıktan sonra 1966'da Royal Shakespeare Company'ye katılmış. Yıllarca sahnede Hamlet'ten Macbeth'e uzanan klasik tiyatro dünyasının içinde yetişmiş. Yani bizim sonradan Profesör X olarak tanıdığımız o etkileyici sesin ve oyunculuğun arkasında aslında yılların tiyatro emeği var.

İşin en güzel taraflarından biri de Stewart'ın dünya çapındaki şöhretine öyle 20'li yaşlarında kavuşmamış olması. Takvimler 1987'yi gösterdiğinde kendisi 47 yaşındaydı ve Star Trek: The Next Generation dizisinde Kaptan Jean-Luc Picard rolünü üstlenmesiyle hayatı tamamen değişti. Başlangıçta bu rolün kariyerini nereye taşıyacağını muhtemelen kendisi de tahmin etmiyordu. Ama yedi sezon boyunca canlandırdığı Picard, bilim kurgu tarihinin en sevilen karakterlerinden birine dönüştü. Derken 2000 yılında X-Men geldi ve Stewart bu kez Profesör Charles Xavier olarak karşımıza çıktı. Bir düşünün, pek çok oyuncu kariyeri boyunca tek bir unutulmaz karakterle anılmayı hayal ederken Stewart iki ayrı evrenin efsanesi olmayı başardı. Hem de bunu 60 yaşından sonra yeni bir hayran kitlesi kazanarak yaptı. Stewart, yalnızca kamera karşısında değil, seslendirme dünyasında da iz bıraktı. The Prince of Egypt, Chicken Little ve Gnomeo & Juliet gibi animasyonlarda kendine has sesiyle karşımıza çıktı. Sanata katkılarının karşılığı olarak 2010 yılında Kraliçe II. Elizabeth tarafından şövalyelik unvanıyla onurlandırılması da cabası.
Ama Patrick Stewart'ın hayatında oyunculuk kadar önem verdiği başka meseleler de vardı. Çocukluğunda tanık olduğu aile içi şiddeti yıllar sonra açıkça anlatmış, bu konuda farkındalık yaratmak için çeşitli kuruluşlarla çalışmıştı. Bir de tabii Ian McKellen ile meşhur dostluğu var. X-Men filmlerinde birbirine rakip olan Profesör X ve Magneto'nun kamera arkasında böylesine yakın iki arkadaş olması hep hoşuma gitmiştir. Birlikte verdikleri röportajlar, sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflar ve birbirlerine takılmaları sayesinde Stewart'ın ciddi karakterlerinin arkasındaki eğlenceli adamı da tanıma fırsatı bulduk. Ne yazık ki 28 Ekim 2026'da gelen ölüm haberiyle sinema dünyasının en sevilen isimlerinden birine veda ettik.
Şimdi geriye dönüp bakınca Logan filmindeki hüzünlü vedası da insanın içine biraz daha dokunuyor. O zaman Profesör X'e veda ettiğimizi düşünmüştük ama Stewart, Doctor Strange in the Multiverse of Madness ile bizi şaşırtmayı başarmıştı. Ardından Avengers: Doomsday kadrosunda yer alacağını öğrenince aynı heyecanı yeniden yaşadık. Kim bilir, belki de bu yüzden son filmini izlemek hepimiz için biraz daha zor olacak. Çünkü bu kez yalnızca sevdiğimiz bir karaktere değil, ona hayat veren oyuncuya da veda edeceğiz.
Çok lafı uzatmadan gelin şimdi, Patrick Stewart'ın yıllara yayılan kariyerine ve sinema tarihine bıraktığı izlere bir kez daha bakalım. Kaptan Picard'dan Profesör Xavier'a, tiyatro sahnelerinden Hollywood'a uzanan bu yolculukta hatırlamaya değer o kadar çok şey var ki... Biz de onu en sevdiğimiz bazı filmleriyle analım istedik. Çünkü bazı oyuncular gider ama canlandırdıkları karakterler bizimle yaşamaya devam eder...
Yayın Tarihi: 3 Mart 2017
Türü: Aksiyon, Bilim Kurgu, Dram
Süre: 2 Saat 17 Dakika
IMDb Puanı: 8.1
Yönetmen: James Mangold
Oyuncular: Hugh Jackman, Patrick Stewart, Dafne Keen, Boyd Holbrook, Richard E. Grant
Patrick Stewart'ın unutulmaz filmlerine, onu belki de en çok özleyeceğimiz yapımla başlayalım: Logan. Film, mutantların neredeyse yok olduğu bir gelecekte, yaşlanan Wolverine'in Profesör X'i korumaya çalışırken genç bir mutantla yollarının kesişmesini ve kendisini son bir mücadelenin içinde bulmasını anlatıyor. Hugh Jackman'ın Wolverine'iyle yıllardır süren maceramızın sonuna geldiğimizi düşündüğümüz bu filmde, Stewart'ı yaşlanmış, hafızası zayıflamış ve güçlerini kontrol etmekte zorlanan bir Profesör X olarak izliyoruz. Bir zamanlar dünyanın en güçlü mutantlarından biri olan Charles Xavier'ın Logan'ın bakımına muhtaç hale gelmesi zaten yeterince hüzünlü. Ama filmin asıl gücü de burada. Süper kahramanların bile yaşlanabileceğini, kayıplar yaşayabileceğini ve vedalaşmak zorunda kalabileceğini hatırlatıyor. Stewart'ın Hugh Jackman'la paylaştığı sahneler de filmin en dokunaklı anları arasında. Şimdi geriye dönüp bakınca Logan'daki o vedanın anlamı biraz daha değişiyor. Açıkçası listeye bu filmle başlamamak olmazdı.
Yayın Tarihi: 22 Kasım 1996
Türü: Bilim Kurgu, Aksiyon, Macera
Süre: 1 Saat 51 Dakika
IMDb Puanı: 7.6
Yönetmen: Jonathan Frakes
Oyuncular: Patrick Stewart, Jonathan Frakes, Brent Spiner, Alice Krige, LeVar Burton
Patrick Stewart'ı Kaptan Jean-Luc Picard olarak tanıyanlar için Star Trek: First Contact'ın yeri ayrı. Filmde Picard ve ekibi, geçmişe giderek insanlık tarihini değiştirmeye çalışan Borg'ları durdurmaya uğraşıyor. Ama işin bir de kişisel tarafı var. Picard'ın Borg'larla geçmişte yaşadığı travma yeniden gün yüzüne çıkınca, o soğukkanlı kaptanın öfkesine yenik düştüğünü görüyoruz. Stewart'ın oyunculuğunu konuşturduğu anlar da tam burada başlıyor. Bir de yönetmen koltuğunda diziden rol arkadaşı Jonathan Frakes'in oturduğunu hatırlatalım. Star Trek serisinin en sevilen sinema filmlerinden biri olmasının nedenini izleyince anlamak zor değil.
Yayın Tarihi: 15 Nisan 2016
Türü: Korku, Gerilim, Suç
Süre: 1 Saat 35 Dakika
IMDb Puanı: 7.0
Yönetmen: Jeremy Saulnier
Oyuncular: Anton Yelchin, Imogen Poots, Patrick Stewart, Alia Shawkat, Joe Cole
Onu hep güven veren karakterlerle hatırlıyoruz ama Green Room'da işler tamamen değişiyor. Film, bir cinayete tanık olduktan sonra konser verdikleri mekanda mahsur kalan punk grubunun hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Stewart karşılarında duran acımasız neo-Nazi lideri Darcy Banker rolünde. İşin ürpertici tarafı, karakterin bağırıp çağırmasına bile gerek kalmaması. O alıştığımız sakin ses tonuyla verdiği emirler yeterince korkutucu. Anton Yelchin ve Imogen Poots'un da yer aldığı film, Stewart'ın ne kadar farklı karakterlere hayat verebildiğini gösteriyor. Profesör X'ten sonra onu böyle görmek gerçekten şaşırtıcıydı.
Yayın Tarihi: 23 Mayıs 2014
Türü: Aksiyon, Bilim Kurgu, Macera
Süre: 2 Saat 12 Dakika
IMDb Puanı: 7.9
Yönetmen: Bryan Singer
Oyuncular: Hugh Jackman, James McAvoy, Michael Fassbender, Patrick Stewart, Ian McKellen, Jennifer Lawrence
X-Men evreninin eski ve yeni kadrolarını buluşturan Days of Future Past, serinin en sevilen filmlerinden. Mutantların yok olmanın eşiğine geldiği bir gelecekte Wolverine, tarihin akışını değiştirmek için 1973 yılına gönderiliyor. Böylece Patrick Stewart'ın canlandırdığı Profesör X ile James McAvoy'un hayat verdiği genç Xavier'ın hikayeleri kesişiyor. İki Xavier, Wolverine'in yardımıyla telepatik olarak iletişim kuruyor. Hugh Jackman, Ian McKellen, Michael Fassbender ve Jennifer Lawrence derken kadro zaten yıldızlar geçidi. Ama bizim için filmin en güzel anlarından biri de bu telepatik karşılaşma. Stewart'ın birkaç cümleyle bile karaktere kattığı ağırlığı görmek gerçekten etkileyici.
Yayın Tarihi: 2 Mayıs 2003
Türü: Aksiyon, Bilim Kurgu, Macera
Süre: 2 Saat 14 Dakika
IMDb Puanı: 7.4
Yönetmen: Bryan Singer
Oyuncular: Patrick Stewart, Hugh Jackman, Ian McKellen, Halle Berry, Famke Janssen, Brian Cox
X-Men serisinin ikinci filminde mutantların başı bu kez William Stryker'la belada. Profesör Xavier'ın okuluna düzenlenen saldırıyla başlayan olaylar, Wolverine ve arkadaşlarını yeni bir mücadelenin içine sürüklüyor. Patrick Stewart yine bildiğimiz sakin ve bilge Profesör X rolünde. Hugh Jackman, Halle Berry ve Ian McKellen'ın da yer aldığı filmde, Xavier ile Magneto'nun karşılıklı sahneleri ayrı bir keyif. İkilinin gerçek hayattaki dostluğunu düşününce bu sahneleri izlemek daha da güzel. İlk filmin başarısını ileri taşıyan X2, süper kahraman sinemasının önemli yapımlarından biri olarak yerini koruyor.
Yayın Tarihi: 10 Nisan 1981
Türü: Fantastik, Macera, Dram
Süre: 2 Saat 20 Dakika
IMDb Puanı: 7.3
Yönetmen: John Boorman
Oyuncular: Nigel Terry, Helen Mirren, Nicol Williamson, Nicholas Clay, Cherie Lunghi, Patrick Stewart, Liam Neeson
Patrick Stewart'ın kariyerinde biraz daha geriye gidelim. John Boorman'ın yönettiği Excalibur, Kral Arthur efsanesini büyü, ihanet ve iktidar mücadeleleriyle beyaz perdeye taşıyor. Stewart'ı burada Kral Arthur'un müttefiklerinden Leondegrance rolünde izliyoruz. Henüz Kaptan Picard ya da Profesör X olarak tanınmadığı yıllarda, tiyatrodan gelen oyunculuk birikimini fantastik bir Orta Çağ hikayesine taşıması da filmin güzel ayrıntılarından. Kadroda genç bir Liam Neeson ve Helen Mirren'ın bulunması da cabası. Bugün dönüp baktığımızda Excalibur, Stewart'ın Hollywood'da dünya çapında tanınmasından önceki kariyerini keşfetmek için güzel bir film.
Son olarak şunu da söylemeden geçmeyelim: Patrick Stewart'ın ardında neredeyse 70 yıllık bir kariyer, sayısız unutulmaz performans ve farklı kuşakların hayatında yer etmiş karakterler kaldı. Shakespeare sahnelerinde başlayan yolculuğunun onu iki büyük bilim kurgu evreninin efsanesine dönüştüreceğini kim tahmin edebilirdi? Şimdi geriye dönüp filmlerini izlemek, yıllar içinde ne kadar farklı rollere hayat verdiğini görmek daha da anlamlı. Belki de bir oyuncunun bırakabileceği en güzel miras budur. Hoşça kal Patrick Stewart, seni özleyeceğiz...