Röportaj: Aslı Tandoğan
İspanya’nın başkenti Madrid’te gece elbiselerine yeni bir anlayış getirmek misyonu ile kurulan Sagaza Madrid’in 14 Ocak’ta Fashionist’16 kapsamında, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen defilesine katılmak üzere İstanbul’a gelen Slovak model Michaela Kocianova ile Shangri-La’nın Boğaz’a nazır süitinde buluşup keyifli bir söyleşi yaptık. Sagaza Madrid’in “Profundo Del Mar” / “Denizin Derinliklerinde” konseptinde yer alan özel bir elbisesi ile bizi karşılayan Michaela Kocianova’yı pek çoğumuz yakından tanıyoruz aslında. Bir dönem Dior’un reklam yüzü ve Victoria Secret defilelerinin aranılan mankeni olan Michaela Kocianova bu kez özel gece ve düğünlerin vazgeçilmez markası Sagaza Madrid’in baş mankeni olarak podyuma çıktı.
Modellik kariyerinize nasıl başladınız?
Mesleğe erken yaşta başlamanın avantajları ve dezavantajları var mı? Bunu hiç yaşadınız mı?
Victoria Secret mankeni olmak birçok manken için hedeflenen son nokta. Böyle bir dünya markası için podyuma çıkmak nasıl bir duygu?
Podyumda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Podyumda olmak mı sizce daha keyifli yoksa bir markanın yüzü olmak mı?
Bugüne kadar hangi markaların yüzü oldunuz?
Günümüzde birçok model oyuncu olmak istiyor. Sizin böyle bir isteğiniz var mı? Sizin de Jude Law ile oynadığınız bir reklam filminiz var. Reklam filmleri iyi bir başlangıç olabilir mi bunun için?
Sürekli olarak modayla iç içe olan biri olarak moda ve markalarla ile aranız nasıl? Giyim stilinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Giyim stilimi basitçe ‘sade’ olarak tanımlayabilirim. İnanın bana dolabımı görseniz neredeyse tümü siyah, gri ve beyazdan oluşan sade parçalardan oluşuyor. Ben günlük giyimde kıyafetlerin rahat olması gerektiğini düşünüyorum. Beni sokakta işe giderken bile, topuklular giymiş makyajlı bir şekilde göremezsiniz. Sade giyinmeyi seviyorum ve net kesimleri olan parçaları tercih ediyorum. Çok sofistike ya da çok abartı olmayan şeyleri tercih ediyorum. Arada daha Rock’n Roll tarzı giyindiğim de oluyor. Tabii ki galalardan bahsetmiyorum. Galalara giderken güzel elbiseler giymeye özen gösteriyorum ancak günlük giyimde sade parçaları tercih ediyorum.
Şu an Sagaza Madrid’in çok güzel ve çok şık bir elbisesi var üzerinizde... Kendinizi nasıl hissediyorsunuz bu elbise içerisinde?
Bu çok güzel ve çok rahat bir elbise... Çok rahat oturabiliyorum ve en önemlisi çok dar olmadığı için rahatlıkla nefes alabiliyorum ama bazı elbiseler var ki hem çok dar hem de çok ağır oluyor. Özellikle de gelinlikler... Bu dediklerim sadece şovlar için geçerli değil tabii, gerçek hayatta da genellikle çok ağır gelinlikler tercih ediliyor ve sonrasında ikinci bir elbise bulundurmak gerekiyor rahat hareket edebilmek için...
Sagaza Madrid defilesi için buradasınız bu birlikteliğin sürekliliği olacak mı?
Bu gelişim tek seferlik, bu şova özel olarak ayarlandı ancak ben inanılmaz mutluyum çünkü çok iyi anlaştım tüm ekiple... Markanın sahibi de designer’ları da o kadar tatlılar ki, Londra’da bir dükkan açtıklarını ve orada da beraber çalışmak isteyeceklerini söylediler. Ben de zamanı ayarlayabilirsek seve seve kendileriyle çalışabileceğimi söyledim. Beni bir daha çağırırlarsa çok mutlu olarak gelirim. Bütün olay bu zaten. Neticede bu bir iş ama ne kadar çok anlaştığınız ve sevdiğiniz insanlarla çalışırsanız o kadar güzel işler çıkıyor ortaya...
Defile öncesi Sagaza Madrid kıyafetleri ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?
Sadece üç tanesini, kendi giyeceklerimi görebildim ve çok çok beğendim. Hepsi el işçiliğiyle yapılmış emek harcanmış, üzerinde çok uğraşılmış detaylı ve çok özel parçalar... Özellikle son giyeceğim gelinlik çok özel bir parça.
Gelinlik demişken... Yakın zamanda evlilik var mı?
Evet özel biri var hayatımda. Kendisi başıma gelen en güzel şey. Kim bilir bakarsınız ben de o gelinlikle yürürüm ileride...
İnsanlar modellerin hayatlarını çok merak ediyor. Özelinizi korumakta zorlanıyor musunuz?
Aslında bu olay o kadar da karmaşık değil, eğer özel hayatınızı korumak istiyorsanız öncelikle özel hayatınız hakkında konuşmayacaksınız. Bu konu hakkında konuşmadığınız sürece özel hayatınızı zaten korumuş oluyorsunuz. Ben bu konuda zorlanmıyorum açıkçası. Siz kendiniz nasıl yürütmek istiyorsanız o şekilde yürüyor bu olaylar biraz da, o yüzden ben kendi özelimi koruyabiliyorum. Tabii ki de Miami’de bir sahile giderseniz uzun boylu olduğunuz için dikkat çekersiniz ve paparazziler anında sizi çeker. Bu biraz da sizin bu olaydan ne kadar kaçtığınızla alakalı. Resimlerimizin çekilmeyeceği yerleri de biliyoruz hepimiz, pekala oralara da gidilebilir.
Mesleğiniz gereği her zaman formunuzu korumak zorundasınız. Bunu nasıl başarıyorsunuz? Sporla aranız nasıl?
Ben formumu spor yapmaya borçluyum. “Aman tanrım onu, bunu yiyemem” tarzı bir insan değilim. Canımın çektiğini yiyip bunu sporla destekleyen biriyim. Bugün de gördünüz üzere öğlen yemeğinde kebap yedim, demin tatlı yedim. Bir şeylerden mahrum kalmak yerine istediğini yiyip, sonrasında sporla destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki bu çok fazla yiyip spor yaptığım anlamına gelmiyor, genel olarak sağlıklı besleniyorum ama canımın çektiğinden de mahrum etmiyorum kendimi. Spinning ve boks yapmayı çok seviyorum bunlar da beni formda tutan şeyler. Genel olarak sağlıklı ve fit görünmemin en temel nedenlerinden biri spor. Biz modellerin rutin tempomuzun dışında boş zamanlarımız olabiliyor ve o zamanları spora ayırmayı seviyorum.
Güzellik sırlarınızı öğrenebilir miyiz?
Güzellik sırrımın su, uyku ve kremlerim olduğunu söyleyebilirim. Ben kremlerim konusunda oldukça detaycıyımdır. Krem kullanmayı ve cildime iyi bakmayı seviyorum. Peeling’ler yapmayı, cilt masajlarına ve yüz terapilerine gitmeye bayılıyorum. Bunlar beni çok rahatlatıyor. Cildimle çok ilgileniyorum, uykuma dikkat ediyorum ve bol su içiyorum. Bunlar bana çok yarıyor.
Mesleğiniz gereği sürekli seyahat halindesiniz. Bulunmayı en sevdiğiniz ülkeler hangileri? İstanbul ile ilgili fikirlerinizi alabilir miyiz?
Çok fazla gezme fırsatım olmadı ama İstanbul’a bu ilk gelişim değil, daha önce bir kez daha gelmiştim. O zaman da yine yoğun bir tempo içerisinde gelip gittiğim için fazla fırsatım olmamıştı ama İstanbul Shangri La’nın süitinden de gördüğüm üzere çok güzel bir şehir. Dünyada en beğendiğim yerlerden biri Fas –Moraco oldu. Yemekleri ve ortamı çok güzeldi, kültürü beni çok etkilemişti. Yakın zamanda da Hindistan’a gitmeyi planlıyorum orası için de son derece heyecanlıyım.