MÜCEVHER TASARIMCISI AIDA BERGSEN

Mücevher tasarımcısı Aida Bergsen ile bir araya gelerek tasarımları ve stili üzerine sohbet ettik.

29 Haziran 2018 Cuma 10:32 | Son Güncellenme:
5 dakika okunma süresi

Lara MUTLU - lara.mutlu@alem.com.tr
Fotoğraflar Selin SARAL

Aida Bergsen, aura’sı oldukça yüksek bir isim. Kendisiyle yaptığımız röportaj da bunun en büyük kanıtlarından biri. Bergsen, tasarımlarıyla olduğu kadar dünyayı algılama biçimiyle de bizi büyüledi.

Mücevher tasarımı yapmaya ne zaman, nasıl başladınız?
20’li yaşlarımda heykele başladım. Heykel sanatının insan bedeniyle ilişkisi üzerine düşünmek beni mücevher tasarımına kadar götürdü. Tasarımın temel ilkelerini  heykeltıraşlardan öğrendim diyebilirim. Işık, gölge, hacim, form, doku, renk bunlara dair araştırmalarım heykel sanatıyla başladı. Ardından mücevherin malzemesi, değerli taşın, bronzun, altının bilgisi geldi. Kavramsal çerçeveyi bir sanatçı gibi geliştirmeyi, bir zanaatçı gibi çalışmayı hiç bırakmadım. Bu yüzden ilk tasarımlarımı da beden heykelleri olarak adlandırdım. Dolayısıyla her bir mücevheri, heykel olarak gören bir tasarım anlayışı geliştirdim.

Tasarımlarınız için ilhamınızı nereden alıyorsunuz?
Öncelikle en büyük başyapıt olan doğadan ilham alıyorum. Her şeyin kusursuz bir düzen içinde olduğu doğaya kişisel bir yaklaşımla dokunuyorum.  Aslında doğayı yorumlarken, aynı anda onu keşfediyorum. Ve elbette kendimi keşfediyorum. Tarih ve mitoloji de tükenmez ilham kaynaklarım. İnsanın kendini var etme sürecinde hayal gücünün ve arzunun nasıl çalıştığını izlemeyi seviyorum. Yüzbinlerce yıllık imgelerde kendimizle yüzleşebilmemizi büyüleyici buluyorum. Atölyem Sultanahmet’te. Tarihi yarımada ve İstanbul’un beni nasıl etkilediğini tahmin edebilirsiniz.  Bu kent her gün yeniden keşfedilmesi gereken bir hazine.

Tasarım motto’nuz nedir?
Tasarım motto’m “Hayal et ve yarat” diyebilirim. Düş ve gerçekliği keskin çizgilerle ayırmadan anlamlandırıyorum dünyayı. Böylece gerçekliği hayal kurarak dönüştürmenin tecrübesini yaşıyorum. Tasarımlarımı kullananları da böyle bir tecrübeye davet ediyorum. Bana göre hayat, düşlerin yapıldığı malzemeden yapılmıştır.

Tasarımlarınızı kimlerin üzerinde görmek isterdiniz?
Geçicilik, hızlı tüketim ve yüzeyselliğin egemen olduğu bir çağda, hayatı anlamlandırma derdi olan insanların tasarımlarımı taşıdığını görmek isterim. Hassas ve meraklı insanların kendilerini ifade etme süreçlerinin parçası olmak büyük keyif. Derin, kimlikli, cesur, komplike karakterlerin yaşam öykülerine dahil olmak isterim.

Bugüne kadar duyduğunuz en iyi stil tavsiyesi neydi? Sizin verebileceğiniz en iyi tavsiye nedir?
Bana göre stil bir tavırdır. Modanın değil stilin peşinde olmayı tavsiye ederim. Stil belleği olan, yaşam deneyiminden kaynaklanan, entelektüel ve ruhsal dünyadan yansıyan seçimler evrenidir. Stil sahibi olmak, kendini tanımak ve ifade etmeyi bilmekle ilgili. Stil performatif bir öznelik hali. Her harekette, her bakışta, sözde ve seste kendini belli eden bir çeşit aura. Modayı taklit edebilirsiniz ya da ödünç alabilirsiniz ama stili asla.  Stili ancak yaratabilirsiniz. Ve bu emek isteyen uzun bir süreçtir.

Gardırobunuzda en çok neler bulunur?
Gardırobumda öncelikle siyah, pratik, rahat ve kolay kombinlenebilen günlük sade parçalar var. Gün içinde pek çok farklı yere gidiyorum. Çok hareketli ve yoğun bir gündelik hayatım var. Giysilerimi her koşulda beni ifade ederken, yaratıcılığımı ve sosyal yaşamımı kısıtlamayacak biçimde seçiyorum. Ruh halime göre kimi zaman daha teatral alternatifler geliştiriyorum. Her durumda özellikle yüzükten vazgeçmiyorum. Mücevheri ön plana çıkaran sade bir stille kendimi özgür hissediyorum.

Almaktan asla bıkmayacağınız parçalar neler?
Art Nouveau mobilyalara, aksesuarlara, objelere tutku boyutunda bir ilgim var. Kendim için yarattığım iç dünyaların, mekanların atmosferini onlar oluşturuyor. İlhamım bu tür mekanlarla soluk aldığı için bıkmam mümkün değil. İkinci olarak Antik Osmanlı mücevherlerine büyük ilgim olduğunu söyleyebilirim. 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Charles Leclerc ve Alexandra Saint Mleux'den Monaco'da İlk “Evet”

Charles Leclerc ve Alexandra Saint Mleux'den Monaco'da İlk “Evet”

4 dakika okunma süresi
2026 SAG Ödülleri Güzellik Görünümleri

2026 SAG Ödülleri Güzellik Görünümleri

8 dakika okunma süresi
H&M Studio'dan Bireyselliğe Övgü

H&M Studio'dan Bireyselliğe Övgü

1 dakika okunma süresi
Canlı İzle: Dior 2026-27 Sonbahar/Kış Defilesi

Canlı İzle: Dior 2026-27 Sonbahar/Kış Defilesi

2 dakika okunma süresi
İnsan ve Mekanik Arasında Sıkışan Modern Dünya

İnsan ve Mekanik Arasında Sıkışan Modern Dünya

1 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Dilek Hanif

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Dilek Hanif

Bodrum'da Yeni Denge: Mahremiyet, Mimari, Ritim

Bodrum'da Yeni Denge: Mahremiyet, Mimari, Ritim

Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası

Lorenzo Serafini: Duygunun ve Akılcılığın Buluşma Noktası

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Ebru Dildar Edin

Sabit Akkaya ile Dönüşümün Estetiği

Sabit Akkaya ile Dönüşümün Estetiği

Değişim Elçisi: Zeynep Karahan Uslu

Değişim Elçisi: Zeynep Karahan Uslu

Uzak Bir Şehirden Kendi Merkezine: Sahra Şaş

Uzak Bir Şehirden Kendi Merkezine: Sahra Şaş

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Begüm Kıroğlu

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Begüm Kıroğlu

Zirvede Parlayan Bir Yıldız: Nesrin Cavadzade

Zirvede Parlayan Bir Yıldız: Nesrin Cavadzade

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Zümrüt Yezdani Kedik

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Zümrüt Yezdani Kedik

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Milka Karaağaçlı İnce

Güçlü Kadınlar, Güçlü Hikayeler: Milka Karaağaçlı İnce

Köklerinden Gökyüzüne Uzanan Bir Dengede: Ebru Şahin

Köklerinden Gökyüzüne Uzanan Bir Dengede: Ebru Şahin