Bir koleksiyona başlarken ilk düşündüğünüz şey ne oluyor?
Yeni bir koleksiyona başlarken ilk odaklandığım unsur her zaman teması oluyor. Ardından, kullanmak istediğim malzemeleri ve koleksiyon aracılığıyla aktarmak, izleyiciye hissettirmek istediğim duyguyu netleştiriyorum. Benim için tasarım süreci; tema, materyal ve duygu arasında kurulan güçlü bir dengeyle şekilleniyor.
Yıllar içinde tasarım diliniz nasıl evrildi?
Yıllar içinde markamın kimliğini ve Dilek Hanif'e özgü tasarım kodlarını daha net bir biçimde keşfettim. Bu süreç, silüetlerime de yansıdı; daha cesur, daha kararlı ve kendinden emin formlar yaratmaya başladım.
Moda dünyasında kalıcı olmanın sırrı nedir?
Moda dünyasında kalıcı olmanın en önemli sırrı, kendinize ait bir tasarım dili oluşturmak ve güçlü bir marka hafızası yaratmaktır. İnsanlar bir tasarımcının adını duyduğunda zihinlerinde beliren ilk imge, aslında o markanın kodlarını temsil eder. Bu nedenle ayırt edici, tutarlı ve net bir stil inşa etmek büyük önem taşır. Kalıcılık, tam da bu özgün kimliğin istikrarlı biçimde sürdürülmesiyle mümkün olur.
Kadınların stil yolculuğunda en kritik eşik nedir?
Kritik eşik, öncelikle "Moda ne söylüyor?" ve "Bana gerçekten ne yakışıyor?" sorularına samimiyetle cevap verebilmekten geçiyor. Elbette çevreden alınan geri bildirimler de bu sürecin bir parçası; ancak asıl belirleyici olan, kişinin kendi bedenini tanıması ve onu doğru analiz edebilmesidir. Kendi vücut formunu, oranlarını ve güçlü yanlarını bilmek, stil yolculuğunda en önemli dönüm noktalarından biridir.
Genç kadın tasarımcılara en önemli tavsiyeniz?
Genç kadın tasarımcılara en önemli tavsiyem şu olurdu: Kendi kimliklerini oluşturup inandıkları tarzdan ödün vermeden çalışmaya devam etmeleri ve pes etmemeleri. Çünkü moda yolculuğu sabır gerektiren, uzun ve zorlu bir süreçtir; ancak sonunda ulaşılan başarı ve duyulan kıvanç, tüm emeğe fazlasıyla değer.
Başarı hikâyeniz bir kız çocuğuna ne ilham versin isterdiniz?
"O başarmış, ben de başarabilirim" dedirtmeyi isterdim. Bu başarının en büyük kaynağının moda sevgisi olduğunu ve yeterli çaba gösterildiğinde her kız çocuğunun kendi hikâyesini yazabileceğini bilmelerini isterdim.
8 Mart size en çok hangi duyguyu hatırlatıyor?
8 Mart bana mücadeleyi ve sorumluluğu hatırlatıyor. Benim için bu özel gün, yalnızca kutlanacak bir tarih değil; bir kadın, bir anne ve bir tasarımcı olarak kendi ayaklarımız üzerinde durma gücümüzü ve topluma karşı taşıdığımız sorumluluğu simgeliyor.
Yoğun bir tempoda zihninizi nasıl boşaltıyorsunuz?
Kısa yürüyüşler ve yüksek sesle klasik müzik; beni çok motive eden ve iyi hissettiren iki şey.
Kariyerinizde dönüm noktası olan bir an var mı?
2004 yılında Paris Couture Haftası'ndaki defileden sonraki finalim ve sonrası benim için bir dönüm noktasıdır. Paris Couture Haftası'na katılan ilk Türk tasarımcı olarak anılıyor olmam da benim için çok önemli bir dönüm noktasıydı. Önümüzdeki Paris Couture Haftası'na tekrar
katılıyor olmak benim için ayrı bir gurur.
Tasarım sürecinde sizi en çok besleyen ritüel?
Tasarım sürecinde beni en çok besleyen ritüel, kendime tamamen sessiz ve izole bir alan yaratmakla başlıyor. Kimsenin olmadığı bir ortamda gözlerimi kapatıp üzerinde çalıştığım koleksiyonu zihnimde canlandırıyorum. Aslında yalnızca tasarlamıyorum; o koleksiyonun içine giriyor, içinde yürüyor, dokularını, silüetlerini ve atmosferini hayal ediyorum. Bu zihinsel yolculuk, koleksiyonun ruhunu en baştan hissetmemi sağlıyor ve yaratım sürecimi derinleştirerek bana güçlü bir ilham kaynağı oluyor.
20 yaşınızdaki Dilek Hanif'e ne söylemek istersiniz?
"Sandığından çok daha güçlüsün. Kendi kimliğini keşfetmekten ve potansiyelini ortaya koymaktan korkma; neler yapabileceğini ancak cesaret ettiğinde görebilirsin."
Hayatınızda aldığınız en büyük risk?
Kendi markamı kurmak üzere yola çıkışım.
İki kız annesi olarak kızlarınıza verdiğiniz en özel tavsiye nedir?
Kendilerine güvenmelerini, kendi ayakları üzerinde durabilme cesaretini geliştirmelerini ve her ne olursa olsun yollarına devam edebilecek gücü her zaman içlerinde hissetmelerini tavsiye ederim.
Kriz anlarında ilk refleksiniz ne olur?
Doğru kararı verebilmek için önce sakinleşmeyi tercih ederim; acele etmek yerine bekler, zihnimi berraklaştırır ve kararımı o dinginlik içinde veririm.
Tasarımlarınızda kültürel kodlar ne kadar belirleyici?
Her koleksiyonumda kültürel kodlara referans veren parçalara mutlaka yer veririm. Bu unsurlar, tasarım dilimin vazgeçilmez bir parçasıdır; hatta koleksiyonun kimliğini şekillendirmede neredeyse belirleyici bir rol üstlendiklerini söyleyebilirim. Osmanlı motiflerinden ilham aldığım kadar, yöresel dokuma kumaşları koleksiyonlarıma dahil etmeye de özen gösteririm; böylece geçmişin zengin mirasını çağdaş bir yorumla yeniden hayat buldururum.
Yıllar sonra adınız anıldığında nasıl hatırlanmak istersiniz?
"Kendi doğruları ve hayata karşı duruşu olan bir insandı; güçle zarafeti birleştirmiş bir tasarımcıydı" denmesini isterdim.