Yıldızların, gezegenlerin ve sonsuz boşlukta süren o kusursuz hareketin yarattığı estetik düzen; tarih boyunca tasarımcıların hayal gücünü besleyen en güçlü imgelerden biri oldu. Kozmosun bu dengeli ve ritmik yapısı, kimi zaman mimaride, kimi zaman sanatta, kimi zaman da mücevher tasarımında farklı yorumlarla karşımıza çıkıyor.
İnci ve pırlantanın zarif birlikteliği de tam olarak bu düşünceden yola çıkan tasarımlarla yeni bir anlatı kazanıyor. Modern mücevher dünyasında göksel temalar, yalnızca estetik bir tercih değil; aynı zamanda hafiflik, hareket ve denge kavramlarını bir araya getiren güçlü bir tasarım dili.
Adler'in "Satellite of Love" koleksiyonu da bu fikirden doğuyor. Yer çekimine meydan okuyan küre formundaki tasarımlar, merkezlerinde yer alan inciyi çevreleyen pırlantalı halkalarla adeta yörüngedeki gezegenleri hatırlatıyor.
Koleksiyonda kullanılan pembe inciler, tarih boyunca farklı anlamlar yüklenen değerli taşlardan biri. Eski medeniyetlerde asalet ve statü sembolü olarak görülen bu nadir inciler, özellikle renklerinin özgünlüğü nedeniyle her dönem özel kabul edildi. Çin kültüründe ise pembe incilerin kalp ve cilt sağlığıyla ilişkilendirildiği; farklı kültürlerde de şans ve pozitif enerjiyle bağdaştırıldığı biliniyor.
Yaklaşık 140 yıllık geçmişe sahip Adler, mücevher tasarımında Doğu'nun duygusal inceliğini Batı'nın keskin geometrisiyle birleştiren yaklaşımıyla tanınıyor. "Satellite of Love" koleksiyonu da bu iki estetik dilin dengede buluştuğu tasarımlar arasında yer alıyor.