Saatçilik dünyasının yıl başındaki en önemli randevularından biri olan 2026 LVMH Watch Week, yedinci edisyonuyla Milano'da düzenlenerek grubun saatçilik alanındaki güncel yönelimlerini bir kez daha görünür kıldı. Dokuz LVMH markasını bir araya getiren etkinlik, yüksek saatçiliğin yalnızca mirasa yaslanan değil, aynı zamanda onu yeniden düşünen bir zeminde ilerlediğini ortaya koyuyor. Orta yüzyıl komplikasyonlarına yapılan referanslar, çağdaş kronografların yapısal yaklaşımları ve bağımsız saatçiliğin estetik kodlarından beslenen tasarımlar, bu yılın genel çerçevesini belirliyor. Biz de bu bağlamda, her markadan en ikonik modellerden birini bir araya getiren dengeli bir seçkiyle karşınızdayız!
Markanın mücevher saatçiliğindeki tarihsel uzmanlığını modern mekanik saatçilikle birleştiren en çarpıcı örneklerden biri Bvlgari Tubogas Manchette. Kökenleri 1940'lara uzanan Tubogas bilezik formu, 1974'te saat dünyasına taşınmış; 2026 yorumunda ise yüksek mücevher diliyle yeniden ele alınmış durumda. Elmaslar ve renkli taşlarla bezeli spiral yapı, yalnızca görsel bir iddia sunmakla kalmıyor, aynı zamanda teknik bir mühendislik başarısını da temsil ediyor. Saatin kalbinde yer alan ultra kompakt BVS100 otomatik mekanizma, bu ölçekteki bir mücevher saat için alışılmadık derecede sofistike. Tubogas Manchette, Bvlgari'nin kadın saatçiliğini ikincil bir kategori olarak görmediğinin net bir ifadesi.
Zamanı ölçmekten çok mekâna ve ritme dönüştüren bir mekanik obje olarak konumlananan L'Epée 1839 La Regatta, kürek sporundan ilham alan dikey formu, yarış kayığının suyu yaran uzun ve zarif siluetini çağrıştırıyor. Sekiz günlük güç rezervine sahip mekanizması, dayanıklılık ve kontrol kavramlarını teknik düzlemde karşılık bulurken, tüm dişli treninin tek bir dikey eksende hizalanması mimari bir denge hissi yaratıyor. Gövdeyi tamamen kaplayan Grand Feu emaye kaplama ise David Kakabadze Enamel atölyesinin ustalığını yansıtıyor. Katman katman ve defalarca fırınlanan emaye yüzey, ışıkla kurduğu yumuşak ilişki sayesinde La Regatta'yı sakinlik ve zamansızlık fikri etrafında tanımlıyor.
Louis Vuitton Escale Tiger's Eye, taş kadran geleneğini çağdaş saatçilikle buluşturan etkileyici bir örnek. Kaplan gözü taşının sıcak, katmanlı yapısı, markanın köklü deri mirasıyla görsel bir bağ kurarken, bu malzemenin işlenmesi başlı başına bir ustalık gerektiriyor. La Fabrique du Temps bünyesindeki kasa atölyelerinde, taş halkaların mikroskobik toleranslarla şekillendirilmesi ve elle parlatılması, saatin sınırlı üretiminin temel nedenlerinden biri. Sadece 30 adetle üretilen bu sarı altın versiyon, Escale koleksiyonunun seyahat ruhunu daha heykelsi ve koleksiyonluk bir noktaya taşıyor. Escale Tiger's Eye, Louis Vuitton'nun saatçiliği aksesuarın ötesine taşıma iddiasını güçlendiriyor.
Daniel Roth'un Extra Plat Rose Gold Skeleton modeli, markanın yeniden doğuş sürecinde estetik sürekliliği ve teknik sadeliği aynı potada eritiyor. Louis Vuitton çatısı altında yeniden canlandırılan Daniel Roth, bu modelle ekstra ince mekanizmayı başlı başına bir komplikasyon olarak ele alan kurucu felsefeye sadık kalıyor. Elle kurmalı DR002SR kalibresi, çift elips kasaya özel olarak yeniden tasarlanmış köprü ve plakalarla açık mimaride sergileniyor. Skeletonizasyon burada teatral bir jestten ziyade, mekanizmanın oranlarını ve işçiliğini görünür kılan bilinçli bir tercih. Pembe altın kasa ve rafine yüzey bitişleriyle Extra Plat Skeleton, sessiz ama son derece iddialı bir yüksek saatçilik yorumu sunuyor.
Gérald Genta'nın Time Only koleksiyonundan Marrone modeli, markanın arşivine duyduğu saygıyı çağdaş bir sadelikle yorumluyor. Saat dünyasının en etkili tasarımcılarından birinin adını taşıyan marka için bu model, komplikasyondan ziyade form ve orana odaklanan bilinçli bir tercih. Kahverengi tonlardaki kadran, 1970'lerin sofistike spor-şık estetiğini çağrıştırırken, yalın zaman gösterimi tasarımın ön plana çıkmasına izin veriyor. Time Only Marrone, Gérald Genta'nın ikon üretme yeteneğinin hem karmaşık mekanizmalara hem de,güçlü bir çizgiye de dayanabileceğini hatırlatıyor. Günlük kullanıma uygun ama koleksiyon değeri yüksek bir parça olarak konumlanıyor.
Tiffany & Co. Eternity Baguette Blue Gradient, markanın mücevher ustalığını saatçilikle birleştirme konusundaki tarihsel gücünü yansıtıyor. İlk kez baguette kesim taşlarla çevrili bir bezel kullanan model, klasik eternity yüzük fikrine modern bir gönderme yapıyor. Safir, topaz ve zümrütlerden oluşan mavi gradyan, Tiffany'nin renk ve taş bilgisini ön plana çıkarıyor. 36 mm'lik beyaz altın kasa, zarif oranlarıyla koleksiyonun takı odaklı kimliğini korurken, İsviçre yapımı mekanizma saatçilik tarafındaki ciddiyeti destekliyor. Eternity Baguette, Tiffany'nin saatlerini bir mücevherden ibaret görmeyen yaklaşımının güçlü bir yansıması.
TAG Heuer Carrera Seafarer, markanın denizcilik mirasını modern Carrera çizgisiyle buluşturuyor. Kökeni 1949'da Abercrombie & Fitch için üretilen orijinal Seafarer'a dayanan model, gelgit göstergesi gibi niş ama işlevsel bir komplikasyonu yeniden gündeme taşıyor. 42 mm'lik Glassbox kasa ve opalin derinliğini anımsatan turkuaz detaylı kadran, saatin sportif karakterini güçlendiriyor. Saat 9 yönündeki gelgit göstergesi, kasanın sol tarafındaki özel bir düğmeyle kontrol ediliyor. Sınırlı üretim olmaması, Seafarer'ı koleksiyonluk olduğu kadar gerçek kullanım için de erişilebilir bir araç saati hâline getiriyor.
Big Bang Tourbillon Novak Djokovic GOAT Edition modeliyle Hublot, markanın spor, malzeme inovasyonu ve yüksek saatçilik eksenindeki yaklaşımını en net yansıtan projelerden biri. Djokovic'in geri dönüştürülmüş raketleri ve Lacoste formalarından elde edilen özel kompozit kasa, sürdürülebilirliği somut bir tasarım unsuruna dönüştürüyor. Üç farklı renk, tenis dünyasının üç ana zeminine referans verirken, kadrandaki tek parça telden oluşan yapı teknik olduğu kadar kavramsal bir etki yaratıyor. Tourbillon komplikasyonu ve 72 saatlik güç rezerviyle GOAT Edition, Hublot'nun performans anlatısını mekanik düzleme taşıyan iddialı bir yorum sunuyor.
Zenith'in yüksek frekanslı mekanik mirasını çağdaş, mimari bir tasarımla buluşturan Defy kolekiSkyline Tourbillon Skeleton ise açık kadran yapısı, tourbillonu görsel merkeze taşırken, koleksiyonunun karakteristik çokgen geometrisi saatin güçlü duruşunu koruyor. Skeletonizasyon burada estetik bir tercihten ziyade mekanizmanın dinamiğini izlemeye olanak tanıyan işlevsel bir yaklaşım sunuyor. Modern spor saat kategorisinde konumlanan Defy Skyline, Zenith'in teknik ustalığını daha cesur ve deneysel bir çizgiye taşıyor. Bu model, markanın El Primero sonrası dönemde de yenilikçi saatçilik dilini sürdürdüğünün altını çiziyor.